BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 41 kere Maşallah

41 kere Maşallah

Yetmiş Türk mühendisinin kırk ay çalışarak tasarladığı 200 PS’lik motor, Transit’i uçuracak.



> OTOMOBİL * Hazırlayan: İrfan Özfatura * İrfan.ozfatura@tg.com.tr Dünya’da dolmuş kullanan kaç ülke var acaba? Bu nüfusu kalabalık, arabası az memleketlere has bir hususiyet galiba... Aynı tarafa gideceklerin ortak tuttuğu bir taksi gibi ama yirmide bir fiyatına... “Dolmuş” dendi mi hayalimizde beş on marka beliriyor. Balta burun Renault’lar, Saviem’ler, Deutz’lar, 319 Mercedes’ler, Enter’ler, Tempo Matador’lar, Uaz’lar, Austın’lar, Commer’ler, Morris’ler, Thames’ler ve Feka’lar... “F” ve “K”... O da bir Ford’tu aslında... Feka’dan bu yana Üsküdar - Ümraniye hattından hatırlıyorum, FeKa’lar dar araçlardı, koldan vitesliydiler ve motor sürücünün yanı başındaydı. Önde bir kişilik daha yer vardı ki orası “şofer mahalli” diye adlandırılır, hatırlı kimselere ayrılırdı. Motorunu çekişini bilmiyorum ama aktarma organlarında bir problem vardı, dişliler felaket uğuldardı. Dönüp de bakmanıza gerek yoktu, yolcular “kaptıkaçtı”yı sesinden tanırlardı. Derken yarım burun tabir edilen Ford Transitler peydahlandı. Bunlar elbette daha ferah, daha yumuşak, daha sessiz araçlardı. Motor kaputun içine alınmış ve önde iki kişiye yer açılmıştı. Sanırım bu İngilizlere ait bir tasarımdı ve bir zaman sonra Otosan tarafından da üretilmeye başlandı. Yer yer Anadol gibi fiberglas malzeme kullanıldı. İlk yıllarda sadece benzinliydiler ve 17M’lerden (Ford’un efsane bineği) alınan V motorlar aracı hızlandırmakta zorlanmazlardı. Bu motorlar lüks gelmiş olmalıydı bir süre sonra 4 silindirli sıralı İngiliz Kent motorları takıldı. Bunlar hem güçsüzdü, hem de “iyi” yakarlardı.. Ne zaman ki Otosan 2.5 lt, direkt püskürtmeli dizel motorlarda karar kıldı, satışlar patladı. Ford Transit Anadolu klasiklerinden biri olmaya başladı. Kalite zamanla 70’li yıllarda yan sanayi yeni yeni tüyleniyordu, malzemeler pek iç açıcı sayılmazdı. Fitiller içeri toz alır, kapılar zıngıldardı. Minibüsün içi çok sadeydi, bu yüzden bir döşemecinin elinden geçmesi lazımdı. Tavan, iç duvarlar ve koltuklar allı morlu vinlekslerle kaplanır, yetmez üzerine şeffaf bir naylon atılırdı. Bazı şoförler güneşlikleri kaplatmadan evvel araya resim sıkıştırırlardı. Bu genellikle kendi fotoğrafları olurdu ve umumiyetle ellerini çenelerine dayar, saatlerini göstermeye çalışırlardı. Eh vites koluna da örme boncuklar dolanmalı, ponponlar takılmalıydı. Sonra teybin üzerine işlemeli bir kadife atılmalıydı. Ford Transit Avrupa’da değişik ülkelerde de (mesela Belçika’da) imal edilmişti. Bir ara işçilerimiz tarafından hayli getirilmiş, vakıflara belediyelere bırakılmışlardı. Unutmadan söyleyelim o yıllarda minibüs ithali yasaktı. İstanbul’da sabah ve akşam saatlerinde vesait bulmak büyük dertti, kapı açıldı mı yolcular teklifsizce içeri doluşurlardı. Bu yüzden arka sağ teker üstüne bir tahta oturtulur üstüne minderler pelüşlür yayılırdı. Şoför ekibi gördü mü “çevirme var eğilin!” diye haykırırdı. Ayaktakiler adeta sipere yatar, talimata sadakatle uyarlardı. Her frende biraz daha preslenirdiniz, kamburunuz çıkar, kollarınız bacaklarınız indikten sonra da açılmazlardı. Ama öyle ama böyle standartlarımız yükseldi, bu arada Otosan’da hayli mesafe aldı ve Avrupa’da 2007’nin en iyi ticari (Van of the year) aracını yapmayı başardı. Nitekim Otosan Ford Transit’e Türk mühendislerinin imza attığı 200 PS’lik bir motor (3,2 lt, 5 silindirli, 20 sübaplı, değişken kanat geometrili, Turbo&İntercooler) takarak dikkatleri birkere daha üzerine çekmeyi başardı. Güç var ses yok Tam 41 yıldır üretilen ve bu güne kadar 5 milyonu aşkın satan Transit bu güçlü motorla Avrupalı rakiplerini zorlayacak. Zira araç düşük devirlerde (1500-3000) kazandığı yüksek tork ile (470 Nm) adeta otomatik vites gibi hareket ediyor. Altıncı viteste 60 km hıza düşüp yine altıncı viteste 160 km hıza çıkmakta zorlanmıyor. Üstelik bu 200 PS’lik araç, 140 PS’lik ile aynı mazotu yakıyor. Hem de daha az zararlı gaz (Euro 4 standartlarında) salarak. Araç “yokuş yardım sistemi” sayesinde yüklüyken dik bayırlarda el freni kullanmadan kalkabiliyor. Böylece debriyaj ömrü de uzuyor. Bakım aralıklarının 15 bin km olması hem tasarruf sağlıyor hem vakit kazandırıyor. Sonra ESP ile dengeli ve emniyetli yol tutuyor. 11 saniyede 100 km çıkarak pek çok binek otoya toz yutturuyor. Motorun sessiz ve sarsıntısız çalışması mavi ışıklı hizmet sunanların (ambulansların çekicilerin) gözünden kaçmıyor. Hasılı, sadece İnönü fabrikalarında üretilen bu motor bize ihracatta da yeni kapılar açacağa benziyor. Ford Transit yurt içinde zaten yıllardır lider, esnek sürüşlü ECOTORQ ile kesif trafikli şehirlerde yeni çıkışlar yapmaya hazırlanıyor. > Kalina’da indirim Lada’nın yeni modeli Kalina, 1.000 YTL indirim ile otomobil almak isteyenlere cazip bir fırsat sunuyor..... Euro 4 standartlarına uyumlu 1.6 lt ekonomik motoru, yol bilgisayarı, uzaktan kumandalı radyo-CD ve MP3 çaları, şık göstergeleri, ergonomik koltukları ile dikkat çeken Kalina 18.987,85 YTL’den başlayan fiyatıyla “En Kolay Alınan Otomobil” olma özelliğini sürdürüyor. > DAIHATSU ihracatı sevdi “İthalatçı firma” kimliğinden sıyrılıp, ihracata katkıda bulunmayı hedefleyen Daihatsu Türkiye, Cezayir ile başlayan DELTABUS satışını diğer Afrika ve Körfez ülkelerine taşımayı planlıyor. Daihatsu Türkiye Genel Müdürü Ali Haydar Bozkurt, “Kuzey Afrika ülkelerinde midibüse yoğun bir talep var. Üretici firma Daihatsu ile görüştük, 2004 yılından beri Türkiye’de satmakta olduğumuz Delta modelini Japonya’dan açık şase olarak ithal ediyor, son derece profesyonel bir yerli üretici ile midibüse çeviriyoruz. İlk pilot modelimizi Cezayir Araç Fuarı’na gönderdik. Orada aldığımız olumlu tepkiler üzerine düğmeye bastık. Düzenli olarak ayda 40 adet DELTABUS üretip ve ihraç ediyoruz.. 2008 yılında en az 4 ülkeye daha açılacak ve yılda bin adetlik satış hedefine odaklanacağız. Böylece yurdumuza 40 milyon USD’lık döviz kazandıracağız” dedi. > Hem iş hem keyif Pick up standartlarının her geçen gün yükseldiği günümüzde Nissan’da donanımını yeniledi. Bundan böyle Navara’ların tamamında, direksiyondan kumandalı Bluetooth sistemi standart olarak sunuluyor. Yan aynalarda bulunan zemin aydınlatma sistemi sayesinde, karanlıkta araca inip, binmek kolaylaşıyor. Pick up’ın gücüyle SUV’un konforunu buluşturan Navara’da; ABS, EBD, fren destek sistemi, yol bilgisayarı, cruise control, deri koltuklar, sunroof, direksiyondan kumandalı müzik sistemi, 6’lı CD değiştirici, otomotik yanan ön farlar, çift taraflı otomatik klima, yağmur sensörlü silecekleri gibi kategori sınırlarını zorlayan özelikler bulunuyor. > Frankfurt’tan sızanlar * 13 - 23 Eylül 2007 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Frankfurt Otomobil Fuarı geleceğin otomobilleri hakkında fikirler sunacak. İşte bunlardan öne çıkanlar. > VW’den Bluemotion Volkswagen’in motor teknolojisinde çığır açan cimri, çevreci modeli Golf BlueMotion 100 km’de 4.5 litrelik yakıt tüketimi ve 119 g/km CO2 gibi düşük egzoz emisyon değeri ile dikkatleri üstüne toplayacağa benziyor. BlueMotion’un TDI motoru 105 HP’lik güç ve 250 Nm’lik tork üretiyor. Rölanti hızı azaltılan dizel motor ve uzun tutulan üçüncü, dördüncü ve beşinci vites oranları sayesinde motor hayli esnek ve verimli çalışıyor. Altı tamamen izole edilen araç, alçak şasisi ile adeta yola yapışıyor. > Tak fişe bas gaza Volvo Frankfurt’ta özel tasarlanmış C30 otomobilini sergileyecek. Bu otomobil, normal bir elektrik prizinden şarj edilebiliyor. Üç saatte dolan akü ile 100 kilometre yol alabiliyor. Ardından devreye giren dört silindirli Flexifuel motor, otomobile güç sağlarken aküleri de şarj ediyor. Frenleme sırasında ortaya çıkan enerji de akülere iletiliyor. Yeşil otomobil Günde 100 kilometreden az otomobil kullananların oranının % 80 olduğuna bakarsanız, senenin bir çok günü benzin istasyonuna girmenize gerek kalmıyor. Piyasadaki en iyi karma yakıtlı otomobillerden % 66’ya kadar daha az karbondioksit üreten araç çevreci karakteri ile öne çıkıyor. Özetlersek Volvo ReCharge Konsept, randımanlı bir jeneratörü ve akü yükünün yetersiz kalması durumunda devreye giren bir Yedek Güç Ünitesi (YGÜ) bulunan elektrikli bir otomobil. YGÜ, bir villaya enerji sağlayabilecek güçte, isteyen evine de elektrik verebiliyor. Prizden şarjlı hibrit C30, canlı ve sportif kullanım özelliğini de koruyor. 9 saniyede 0-100 km/s çıkıyor ve 160 km/s hıza erişebiliyor. Her tekerlekte bağımsız bir elektrikli motor bulunduğu için ağırlık dağılımı, mekanik randıman ve çekiş en elverişli hale geliyor. Mekanik aktarımdan kaynaklanan sürtünme ortadan kalkıyor. Sıradan otomobiller gibi şanzıman bulunmadığından, vitese debriyaja gerek kalmıyor. > Zarif ve hırçın kedi Jaguar ailesinin yeni üyesi XF, spor bir aracın stil ve performansı ile lüks bir sedanın zarafet ve genişliğini birleştirip geleneklere meydan okuyor. Çarpıcı tasarımı ile göz alan Yeni Jaguar XF’in içine girildiğinde çalıştırma butonu kalp atışı gibi kırmızı kırmızı yanıp sönüyor. Motoru çalıştırdığınız anda Jaguar Sürüş Seçici avucunuzun içine geliyor, aynı anda dönen havalandırma menfezleri açık pozisyona geçiyor. Jaguar XF’nin kaputu bir çarpma durumunda “Yaya Temas Algılama Sistemi” sayesinde piroteknik olarak açılıyor ve darbe yastıkla yumuşatılıyor. XF’nin 2.7-litre V6 çift-turbo şarjlı dizellileri 0-100 km/s 8.2 saniye ulaşıp ve 143 mil/s maksimum hız yaparken, 4.2 s/c V8 benzinliler 0-100 km/s 5.4 saniye ulaşıyor ve hız 155 mil/saatte elektronik olarak sınırlandırılıyor. > Audi Avant kendinden emin Audi’nin sportif modellerine verdiği RS kodunu taşıyan yeni performans aracı RS6 Avant, 62. Frankfurt Otomobil Fuarı’nda resmen tanıtılacak. 580 HP güç üreten çift turbo beslemeli V10 motorlu afet, quattro dört tekerlekten çekiş sistemi ve dinamik sürüş kontrolü ile dengeli yol tutuyor. LED teknolojili farları ve dinamik kostümüyle dikkatleri üstüne toplamayı başaran Audi RS6 Avant, 2008 yılı ikinci yarısından itibaren Türkiye’de de satışa sunulacak! 1500 ile 6250 d/d gibi geniş bir devir aralığında 650 Nm’lik muhteşem bir tork değeri sunan motor ve 6 ileri tiptronic şanzıman 2025 kg’lik ağırlığına rağmen aracı sadece 4.6 sn’de 100 km/s hıza çıkarıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT