BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ağrı, sızı büyük nimettir

Ağrı, sızı büyük nimettir

Üniversite birinci sınıfı (o zaman FKB denirdi, yani Fizik-Kimya-Biyoloji) beraber okuduğumuz ortopedi mütehassısı doçent bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. “Bize, yani hekimlere göre, Allah’ın insanlara en büyük lütuflarından biri ağrı ve sızılardır” demişti. Bir an hayret ettiğimi fark etmiş ve “Ağrı ve sızılar olmasa insanın derdinin ve hastalığının ne olduğunu bilebilmemiz yani teşhis etmemiz âdeta imkansız olurdu...” diye devam etmişti. Eh! Doğru söze ne denir?..



Üniversite birinci sınıfı (o zaman FKB denirdi, yani Fizik-Kimya-Biyoloji) beraber okuduğumuz ortopedi mütehassısı doçent bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. “Bize, yani hekimlere göre, Allah’ın insanlara en büyük lütuflarından biri ağrı ve sızılardır” demişti. Bir an hayret ettiğimi fark etmiş ve “Ağrı ve sızılar olmasa insanın derdinin ve hastalığının ne olduğunu bilebilmemiz yani teşhis etmemiz âdeta imkansız olurdu...” diye devam etmişti. Eh! Doğru söze ne denir?.. Tamam da, her yanı ağrıdan kıvranan bir insana devamlı morfin yapar, ya da hiç şikâyet etmemesi için tehdit eder, ya da sesini duyurmasını engellemek için onu tecrit ederseniz ne olur? Toplumlar, şirketler de aynı. Bir toplumda gayet normal olarak birtakım sıkıntılar, ağrılar, sızılar olur. Toplumlar da insanlar gibi iç ve dış etkenlerin tesirindedirler. Bu etkenlerin toplum bünyesinde meydana getirdiği birtakım arızaları teşhis etmek istiyorsanız o toplum fertlerinin kendilerini serbestçe ifade etmelerine müsaade edeceksiniz. Müsaade etmez, toplumu çeşitli tedbirlerle susturursanız, zamanında teşhis ve tedavi imkânını kaçırır, bünyede büyük tahribatlara sebep olan patlamalarla sarsılırsınız. Bizim nesil bu patlamalardan epey nasibini aldı. 1960’tan beri birkaç kuvvetli darbe yedik. Rahmetli Turgut Özal’dan sonra toplum olarak paradigmalarımızı sorgulayabilir hale geldik, çok şükür büyük ölçüde ağrı ve sızılarımızı gündeme getirebiliyoruz, böylece toplumsal rahatsızlıklarımızı daha etkili şekilde teşhis edebiliyoruz. Söylediklerimizi şirketler boyutunda da düşünebiliriz ve düşünmeliyiz. Yıllardır şirketler, yöneticiler, çalışanlarla, gerek seminer ve zirvelerde, gerekse iş yeri ortamında yaptığımız ikili görüşmelerde “ağrı ve sızıların rahatça ifade edilebildiği bir ortamın yokluğundan” bahsedilmiştir. Bazı durumlarda yöneticilerin davranışından kaynaklanan “susmalar” olabilirken, bazı hallerde de alt kademedekilerin “Aman patron üzülmesin, nasıl olsa bir şekilde hallederiz” düşüncesi “susmanın” sebebi olabilmektedir. Ertelenen ve biriktirilen problemlerin ani patlamaları daha büyük problemlere yol açmaktadır!.. Şirketlerde iletişim konusunun uzmanlarından yabancı bir konuşmacının şöyle dediğini hatırlıyorum: “Şirketlerinizde hiçbir aksaklık ve sıkıntı ya da problem yoksa, şirketiniz ya ölmüştür ya da ölmek üzeredir. Çünkü canlı organizmaların ağrısız sızısız bir tek anları olamaz. Onun için yapay problemlerle, şirketlerinizi canlandırmanız gerekebilir.” Yarı şaka yarı ciddi, ama ağrı ve sızılarını duyurabilen örgütler daha sağlıklı bir ömür sürme şansına sahiptirler.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103310
    % -1.48
  • 5.471
    % -0.15
  • 6.2116
    % -0.1
  • 7.2201
    % -0.63
  • 228.954
    % -0.48
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT