BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Beyaz atlı prenses

Beyaz atlı prenses

Havanın ve siyasi ortamın halkımızı iyice bunaltıp uyku durumuna geçirdiği şu günlere “bahar” deniyor.



Havanın ve siyasi ortamın halkımızı iyice bunaltıp uyku durumuna geçirdiği şu günlere “bahar” deniyor. Isıyla birlikte duyguların da uyanıp yeşermeye başlaması, bu mevsim için normal sayılıyor. Ama ne hikmetse bu yıl, kimsenin ve hiçbir duygunun uyanmaya niyeti yok gibi. İstanbul’da ikide bir de kendisini hissettiren lodos, romatizma ağrılarını şiddetlendirip balıkları sersemleştiriyor. Romatizması olmayanlar başlarını koyacak bir yastık arar haldeler. Uyku ve rüya, bana göre iki ilginç konu. Çok derin uyuduğumda sanki bir müddet için dünyadan ayrılıyormuşum gibi geliyor. Psikologların “tam dinlenme” kabul ettiği bu karanlık, kesintisiz ve rüyasız uyuma biçimi aslında hiç de fena değil. Çünkü rüya gördüğünüzde, tıpkı film seyreder gibi az sonra ne olacağını merak ediyor ve dinlenmekten ziyade kafanızı yoruyorsunuz. Bir de uyku anında görülen rüyayı tabir etme faslı var. Benim çok başıma gelir. Kendi kendime “şu gördüğüm rüyayı acaba nasıl yorumlayabilirim” diye uyuduğum halde sorduğum çok olmuştur. Yani bir yandan uyuyorsunuz bir yandan rüya görüyorsunuz ve aynı anda tabirini merak ediyorsunuz. Bu şartlarda o uykudan dinlenme anlamında bir sonuç beklemek anlamsız tabii. Rüya tabirine gelince... Bu başlı başına bir uzmanlık dalı. Tabir yapacak kişinin birtakım özelliklere sahip olması gerekiyor. Bu işten iyi anlaması ve dikkate alması koşulları aranıyor. Bir de kitapçılarda satılan “rüya tabiri” ansiklopedileri var. Uyandığınızda üstünüzde gecelik sabahlık, saçınız darma dağınık koşuyorsunuz kütüphaneye ve başlıyorsunuz sayfaları karıştırmaya. Dışarıdan bakıldığında ironik bir sahne ama son derecede masum ve insanca. Merak etmek ve gelecekle ilgili tahminlerde bulunmak insanın doğasında var. Tarih boyunca devlet adamları bile geleceği bilmek istemişler. Elbette bunu başarmak mümkün değil ama insanoğlu vazgeçmiyor işte. Kahve fincanlarında, su kaplarında falan yarınları görmek istiyor. Bu bir korku aslında. Yarınlardan ve getirebileceklerinden çekinmek yatıyor sanki altında. Olabilecek tersliklere karşı hazırlıklı olmak, tedbir almak gibi duygular saklı içinde. Tabii bir de iyi şeyler duymak ve sevinmek isteği var. Evlenmek çağına gelmiş bir kıza “çok yakışıklı bir kocan olacak” derseniz, onun hayallerini süsleyecek bir malzeme vermiş olursunuz. Emel Sayın’ın eski bir şarkısı vardır. “Rüyalar gerçek olsa, seni her gün görürdüm” der. Bu da bir yaklaşım tabii. Özlediğiniz, kavuşamadığınız insanları en azından rüyanızda görmek bir teselli sayılabilir. Bir de hayat üzerinize geldiğinde kaçış yolu olarak tercih ettiğimiz uykular var. Bu tip uykularda rüya görülmüş, görülmemiş hiç önemli değil. Günün hangi saatinde uyunduğu da fark etmiyor. Bu bir kaçış. Hayattan çekilme arzusunun tezahürü. Daha fazla başa çıkamayacağınızı hissettiğinizde baş vurduğunuz bir yol. Bilinçli olarak değil tabii. Hiç farkında olmadan halsizleştiğiniz zamanlarda başınıza geliyor. Başlıyorsunuz kesintisiz uykulara. Bütün gün, bütün gece uyuyorsunuz. Ertesi gün yine aynı. Hiç yorulmadan, sıkılmadan devamlı uyuyorsunuz. Uyku, yaşamdan daha renkli ve daha tehlikesiz görünüyor gözünüzde. Elbette bunun çok sağlıklı bir yol olduğunu iddia etmek anlamsız. Depresif bir durum olduğu belli. Ama yine de isabet kaydetmeyecek girişimlerde yorulup ümitsizliğe kapılmaktansa bir müddet için kenara çekilip güç toplamaya çalışmak daha az zararlı gibi geliyor bana. Hep birlikte uzun zamandır uyukluyoruz. Bu, hem mecazi anlamda hem de kendi anlamında bir uyuklama. Hükümetin kurulmak için hiç acele etmemesi piyasaları uyutuyor. Ortada kayda değer bir eser görülmediğinden sanat severler uyukluyor. Okulların anlamsızca Haziran ayının sonuna kadar açık kalacak olması, bu sıcakta öğrencileri uyutuyor. Hayal kuranlar, canı sıkılanlar, hastalar, doktorlar, sevenler, sevemeyenler... Kısacası herkes uyku moduna girmiş vaziyette. Bakalım bizi hangi beyaz atlı prens uyandıracak?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT