BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hangi medeniyet?

Hangi medeniyet?

Günümüz insanı medeni mi? Bu sualin cevabı; öncelikle medeniyetten ne anladığımıza bağlı. Medeniyeti çok yanlış bir şekilde bilim ve teknolojideki gelişmeler ve bunları insan hayatına uyarlanması olarak görüp değerlendirenler, günümüz insanını gelmiş geçmiş en medeni insan olarak tavsif eder.



Günümüz insanı medeni mi? Bu sualin cevabı; öncelikle medeniyetten ne anladığımıza bağlı. Medeniyeti çok yanlış bir şekilde bilim ve teknolojideki gelişmeler ve bunları insan hayatına uyarlanması olarak görüp değerlendirenler, günümüz insanını gelmiş geçmiş en medeni insan olarak tavsif eder. Bu bakış açısı son derece sakil ve yanlıştır. İnsanı tek kanatlı kuş olarak görenlerin değerlendirmesidir ki, burada insan ruhu tamamen unutulmuştur. İnsan ruhunun tatmini ise çok daha başka faktörlere bağlıdır. Nitekim, dünkü birçok insan topluluğu, bugünün bilim ve teknolojik gelişmelerinden ve bunların ürünü olan modern araç ve gereçlerden mahrum olmasına rağmen, günümüz insanından çok daha medenî ve çok daha mutlu idi. O halde, medeniyeti sadece maddi refahta ve maddi gelişmişlikte aramak yersizdir. Zengin ve güçlü olan insan topluluklarının sesleri daha güçlü çıkar. Bu durum, hemen her devirde böyledir. Bugün de Batı’nın gücü ortadadır. Dolayısıyla, onun sesi daha gür çıkmaktadır. Vahşetin yattığı tarih... Buna paralel olarak da, günümüz insanı; dünyanın neresinde olursa olsun Batı kültürünün yoğun propagandası altındadır. Buna göre ise, devamlı şekilde Batı medeniyetinden dem vurulur ve başka medeniyetlere adeta set çekilir. Oysaki, yine Batı’lı düşünürlerin dediği gibi; Batı medeniyetinin mazisi irdelenmeye kalkışılmasın; zira bugünkü sahte görünüm ve ihtişamın altında ne denli bir vahşetin yattığı tarih kitaplarını doldurmaktadır. Doğu (İslam)-Batı medeniyetlerinin farklarını dünyaya üstünkörü bakarken bile anlayabilirsiniz. Dünya haritasını önünüze alın ve bakın bakalım. Çeşitli kıtalardaki ülkelerin konuştuğu lisanlar, size bu ipucunu verir! Afrika kıtasında; Orta Doğu’da, Atlas ve Büyük Okyanus’taki irili ufaklı birçok adaya dikkat edin; bu ülke veya ülkeye bağlı adalarda Fransızca, İspanyolca, Portekizce, Hollandaca ve İngilizce konuşulmakta olduğunu görürsünüz! Ne demek istediğimizi anlatamadıysak; sadece Kuzey Afrika’daki Fas, Tunus ve Cezayir’e bakın. Buralarda Fransızca yerleşik dildir. Her üç ülke de İslam ülkesidir. Berberî olmalarına rağmen, edindikleri din gereği Arapça’yı ana dil edinmişlerdi. Türkler, Türkçe’yi dayatmamışlar Birkaç asır Osmanlı Türkü’nün yönetiminde yaşamalarına rağmen, Türkler, Türkçe’yi dayatmamışlar; bilakis herkesi serbest bırakmışlardır! Bundan dolayıdır ki, Türklerin yönettiği hiçbir ülke halkına Türkçe dayatılmamış ve bunun neticesinde de bu halklar kendi dillerini geliştirip kullanmışlardır. Kendi öz kültürleri ile yoğrula gelmişlerdir. Fransa ise, bu ülkeleri sadece yarım asra yakın işgal etmesine karşın, kendi dilini zorla konuşturmuştur! Fransa, günümüzde en medeni ülke biliniyor! İşgal ettiği ülke halklarına kendi dillerini bile fazla gören zihniyete medeni denebilir mi? Tekrar başa dönelim ve medeniyet mefhumuna olması gereken manayı yükleyerek konuyu yeniden düşünelim. Ve İslam büyüklerinin medeniyet tarifine sığınalım: “Ta’mir-i bilad ve terfih-i ibad” Yani, beldelerin imarı gibi her türlü teknolojik gelişmeye paralel olarak insanın manevi dünyasını da ihya edersek bir bütün halinde cemiyetlerin kâmil manada refahı ve mutluluğudur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT