BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Güvenlik zaafiyeti mi var?

Güvenlik zaafiyeti mi var?

İstanbul/Fatih’te ikamet eden çok sayıda vatandaş arayarak, son günlerde artan hırsızlık olaylarından bizar olduklarını belirttiler. Hırsızlık vakalarının özellikle Fatih’in Şeyh Resmi, Müstenip İskender Mahalleleri ve bunlara bağlı olan Yusuf Ziya Paşa, Müstakimzade, Hafız Paşa ve Kuru Dut Sokaklarında yoğunlaştığını ifade eden vatandaşlar, büyük bir tedirginlik içinde olduklarını söylüyorlar.



İstanbul/Fatih’te ikamet eden çok sayıda vatandaş arayarak, son günlerde artan hırsızlık olaylarından bizar olduklarını belirttiler. Hırsızlık vakalarının özellikle Fatih’in Şeyh Resmi, Müstenip İskender Mahalleleri ve bunlara bağlı olan Yusuf Ziya Paşa, Müstakimzade, Hafız Paşa ve Kuru Dut Sokaklarında yoğunlaştığını ifade eden vatandaşlar, büyük bir tedirginlik içinde olduklarını söylüyorlar. Girdikleri evleri tarumar eden hırsızlık şebekesinin neredeyse yoklamadığı kapının kalmadığını anlatan vatandaşlar, çocuklarını evde bırakmaktan bile korkar hale geldiklerini açıkladılar. Hırsızlık vakalarının çoğunun gündüz vakti olduğunu, aynı muhitte oturan 5 arkadaşının evinin son 1,5 ayda soyulduğunu söyleyen H. Kalkan, bir defasında apartmana şüpheli iki kişinin girdiğini görerek korkan oğlunun 155 Polis İmdat’ı aradığını, polisin ancak 1,5 saat sonra gelebildiğini belirtiyor ve sormadan edemiyor: “Evimizin hemen yakınında polis merkezi olmasına rağmen bu kadar gecikilmesi doğru mu, acaba bir güvenlik zaafiyeti mi var?” Kapkaçla etkili bir mücadeleye girişerek, bu tür suçları çok düşük seviyelere indiren polisimizin aynı kararlılığı hırsızlık şebekelerine karşı da bir an önce göstererek, vatandaşı rahatlatacağına inanıyoruz... ----------- >>> Rahim öğretmenin ağaçları kurumamalı Ülkemizin kuş uçmaz kervan geçmez, sam yellerinin estiği, erozyonun hat safhada olduğu, en kurak bölgesinde orman oluşturmam için Allah arzu ve imkan verdi. Tek sıkıntım vardı, o da su. Göller kuruyor, topraklarımız çölleşiyor. Binlerce yıllık ata yadigarı ormanlarımız kasten veya vurdum duymazlıktan yakılıyor veya yağmalanıyor. Ben devletime hiç yük olmadan, 9 yıldır ülkemizin bu kurak ve çölleşme ile karşı karşıya olan bölgesinde bir orman oluşturuyorum. On bini aşkın ağaç diktim. Elimdeki imkanlarla ormanı yaşatmaya ve korumaya çalıştım. Biliyorum ki dikilen her ağaç, bütün dünyalıların ortak malı. Çünki ağaçların atmosfere bıraktığı oksijeni paketlemem mümkün değil. Öldüğümde kefenimin içerisinde götürme imkanım da yok.. Elimden geleni yaptım. Boyumu aşan bir olayla karşı karşıyayım. Ağaçları biraz fazla dikmişim. Bir de bu yıl yağışlar az olup, sıcaklar çok olunca işler zorlaştı. 9 yıldır dikip büyüttüğüm ağaçlar ateşten değil, susuzlutan yanıyor. Körpe olanları kurumak üzere. Çaresizlikten çırpınıyorum. Bir tank buldum, traktörle su getirip körpeleri suluyorum. Lakin dökme su ile değirmen dönmüyor. DSİ yetkilileri bir havuz ve 2,5 km boru ile sıkıntımın gideceğini belirttiler (kooperatif kuyularından su alabileceğim). Şu an havuzun yerini hazırladım. İnşaatını yaptırıyorum. Geriye kalıyor sadece boru. Devletimin vermesi veya yiğit birinin alması gerekiyor. Sadece boru. Aslında insanlarımızın güzel duygularını mezata çıkarıp paraya çevirenlere kin duyan birisiyim. Büyük bir kuruluş olan TEMA bile; telefon parası çelenk parası ve bazı kuruluşların yardımı ile ayakta durmaya çalışıyor. Ben bugüne kadar kendi gücümle direndim. Ne yazık ki evdeki hesap çarşıya uymadı. Benim problemimi 2,5 km beşlik (125’lik) ana boru çözecek. Bu boruları bana şimdi temin eden olursa makul bir zaman içerisinde bedelini geriye ödeye bilirim. > Rahim Demirbaş emekli matematik öğretmeni - KONYA -------- >>> Küçük esnafın kollanması gerekmez mi? Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na; Bizler, İzmir’de süt toplayıcılarıyız. Hepimiz; oda kaydı, sicil kaydı, vergi kaydı bulunan küçük esnaflarız. Köylerden süt topluyoruz, köylüler bizden süt birliği müstahsil makbuzu istiyor. Bunun da Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan verildiğini öğrendik. Bakanlığın İzmir İl Müdürlüğü’ne müracaat ettik. “Sizler bu makbuzu alamazsınız, ancak büyük mandralar alabilir” diyorlar. Biz de mecburen büyük mandralara gidiyoruz, binbir rica ile müstahsil makbuzu kesiyorlar. Bu zorluklarla aldığımız makbuzları köylüye veriyoruz. Biz de bu ülkenin esnafı isek; bu kanun bize niye uygulanmıyor? İlgililer, bunun teşkilatını kurmak için büyük paralar gerektiğini söylüyor. Kendi yağı ile kavrulan biz dürüst esnafın da kollanması, desteklenmesi gerekmez mi? Her şey büyük mandralara göre mi planlanmalı? > Ömer Hasgöçmen -------- >>> Astsubayların uğradıkları haksızlıklar bir an önce bitmelidir Astsubaylar ekonomik ve sosyal haksızlıklara uğramıştır. Haksızlığa uğradığımız ilgili makamlarca kabul edilmesine rağmen çözüm üretilmemektedir. Aşağıda belirttiğimiz haklarımızın verilmesi için gereken adımların biran önce atılmasını istiyoruz... 1. Fakülte ve yüksek okul mezunu astsubaylar birçok devlet memurundan daha alt derece ve kademeden göreve başlatılmaktadırlar; 2. Yüksek okul mezunu olup da 1/4 dereceye yükseltilmeyen tek kamu görevlileri astsubaylardır; bu hakkın assubaylara da tanınması gerekmektedir. 3. Temsil ve hizmet tazminatları astsubaylara verilmelidir. Danıştay’ın iptal gerekçesi doğrultusunda yeni düzenlemeler yapılmalıdır. 4. AİHM’ce de yasaklanan muhakemesiz şahsi hürriyeti kısıtlayan ceza sistemi değiştirilmelidir 5. Sosyal tesisler ve lojmanlardan sayılarımızla orantılı faydalanmamız sağlanmalı astsubaylara ait tesislerin fiziki durumları düzeltilmelidir 6. Sorumluluk ölçüsünde yetkiler arttırılmalı, Astsubay Meslek Yüksek Okulları mutlaka lisans düzeyine çıkartılmalıdır. Lisansüstü ve doktora eğitimi yapan astsubaylara başarılı her öğretim yılı için bir kademe verilmelidir. 7. Kalkınmada öncelikli illerde görev yapan kamu görevlilerine verilen kademe TSK mensuplarına da verilmelidir. 8. Üyelerinin % 60’ını oluşturan OYAK ve iştiraklerinin yönetim ve denetim kurullarında astsubayların temsil edilesi sağlanmalıdır. > Hakan Hezer (Em.Asb.) - İZMİR -------- >>> Uzman Jandarma’nın özlük hakları düzeltilsin Jandarma teşkilatında görev yapan 26000 Uzman Jandarmanın %70’i üniversite ve yüksekokul, %20’si halen yüksekokul öğrencisi, %4’ü lise mezunu. Ben üniversite mezunu bir Uzman Jandarmayım. Halen Yüksek Lisansa hazırlanıyorum. Jandarma teşkilatı nezdinde ve özlük hakları olarak ortaokul mezunu bir devlet memurunun statüsündeyim. Ben lise mezunu olarak bu teşkilatta göreve başladım, bir yıl Uzman Jandarma okulunda okudum, 6 ay staj gördüm, asaletim tastiklendi. 3466 sayılı kanunun 4’ncü maddesi kaynak bölümü (kaynak; ortaokul ibaresi kaldırılarak en az lise ve dengi okul ibaresi getirildi) 2003 yılında değiştirildi, özlük hakları ile ilgili bölümlere dokunulmayarak 26000 Uzman Jandarma mağdur edildi . Üniversite bitiren bütün devlet memurlarına 2 derece 2 kademe (8 yıl hizmete karşılık gelir) verilirken, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu’nda öğrenimle ilgili bir husus düzenlenmediğinden, intibak işlemi yapılamıyor. Yani ne derece veriliyor ne kademe. Bu diploma ne işe yarayacak, Üniversite mezunu olmamın bana hiç katkısı olmayacak mı? Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda Uzman Jandarmaya karşılık gelen bir rütbe olmadığı için, bayram tebriklerinde bile adımız geçmiyor. Bayram tebrikleri Subay, astsubay, uzman erbaş, erbaş ve er diye sıralanıyor. Silahlı Kuvvetlerin muvazzaf bir personeli olmamıza rağmen birçok sosyal haktan da mahrumuz. 5 yıl sonra nasip olursa emekli olacağım, ben üniversite mezunuyum ama ortaokul mezunu olarak emekli olacağım. > İsmi mahfuz
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT