BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Yıl 1972... Gencecik yaşta Almanya’ya işçi olarak giden Tokatlı Hasan, gurbette 8 yıl çalıştıktan sonra eşi Meryem’i ve 6 ila 9 yaşındaki iki çocuğunu da beraberinde Almanya’ya götürür. Üç katlı bahçeli bir evin giriş katını kiralar. İkinci katta bir Alman aile kiracı olarak otururken, en üst katta ise evin sahibi yaşlı aile ikamet etmektedir. Eve yerleştiklerinin daha ilk günü Hasan, eşi Meryem’e ve çocuklarına “Bakın, bizim ev sahibimiz olan Alman ailenin iki yetişkin çocuğu var ama yanlarında değil. Kendileri yaşlı insanlar, çarşı pazar işlerinde, her türlü ihtiyaçlarında onlara yardımcı olun” der.



FAKS: 0 212 454 30 24 diyalog.kosesi@tg.com.tr Köşemizde milli manevi değerlere hakaret edici, kişilerin özlük haklarını ihlal eden, rencide edici, propaganda nitelikli yazılar yer almaz. Bu köşeye yazı gönderenler, yazılarının yayınlanmasına, noktalama işaretlerinin, kelime veya cümle hatalarının düzeltilmesine ve teliften doğan bir hak talep etmeyeceklerine razı olmuşlar demektir. İnsanlık dersi Yıl 1972... Gencecik yaşta Almanya’ya işçi olarak giden Tokatlı Hasan, gurbette 8 yıl çalıştıktan sonra eşi Meryem’i ve 6 ila 9 yaşındaki iki çocuğunu da beraberinde Almanya’ya götürür. Üç katlı bahçeli bir evin giriş katını kiralar. İkinci katta bir Alman aile kiracı olarak otururken, en üst katta ise evin sahibi yaşlı aile ikamet etmektedir. Eve yerleştiklerinin daha ilk günü Hasan, eşi Meryem’e ve çocuklarına “Bakın, bizim ev sahibimiz olan Alman ailenin iki yetişkin çocuğu var ama yanlarında değil. Kendileri yaşlı insanlar, çarşı pazar işlerinde, her türlü ihtiyaçlarında onlara yardımcı olun” der. Bizde düstur böyle Her sabah en üst kata çıkan çocuklar yaşlı Alman ailenin ekmeğini, gazetesini alır başka bir ihtiyaçları olup olmadığını sorar. Anne Meryem ise günde en az bir defa uğrar yaşlı bayana ev işlerinde yardımcı olur. Hasan ise ev sahibini ara ara ziyaret eder. Türk ailenin, Alman aileye gösterdiği yakınlık ve sevgi o hale gelir ki adeta tek bir aileymişlerçesine bütünleşirler. Bir gün yine Hasan’ın evinde kahve içerken, Alman aile reisi; “Hasan, sen, eşin ve çocuklarının bize gösterdiği ilgiyi, bir kız, bir erkek iki evladım var ama zerresini bile onlardan göremedik, göremiyoruz. Daha torunum olmuş onu bile getirmediler. Sizin sayenizde mutluluğun ve huzurun tadına vardık. Bizi inanın mahcup ediyorsunuz ama sayenizde yeniden hayata döndürdünüz” der. Hasan, biraz utangaç bir üslupla “Yoo” diye cevap verir ve devam eder: “Bizim inancımızda, örfümüzde, ‘insanlara sevgi beslemek, büyüklere saygı göstermek, ihtiyacı olana hizmet etmek ibadettir’ düsturu var.” Büyük sır Hasan ve ailesinin candan tavırlarından etkilenen yaşlı aile, onların dinini merak etmeye başlar. Hz. İsa aleyhisselamın Müslümanlarca da peygamber olarak kabul ediliyor olduğunu ilk öğrendiklerinde çok şaşırırlar. İslam dini ile ilgili kafalarına takılan her şeyi sorar, öğrenirler. Yaşlı Alman, bir gün, Hasan’a “Biz, bir ay süreyle tatile gidiyoruz, buralar size emanet” der ve giderler. Ayrılmalarının on altıncı günüdür. Hasan, akşam televizyonu izlerken bir haber dikkatini çeker: “Mekke’de tünel faciası: 110 hacı adayı hayatını kaybetti. Bunlardan 8’i Alman vatandaşı.” Haberin devamında; vefat edenler arasında, kendi ev sahibi ve eşinin de isminin geçtiğini fark eder. Meğerse, Alman aile tatile değil gizlice hacca gitmiştir. Cenazeler Almanya’ya ulaşınca, kalabalık bir cemaatin iştirakiyle bir camide cenaze namazı kılınır. Haklarını helal etsinler Yaşlı anne ve babasını hiç aramayan Alman ailenin çocukları bir hafta sonra ortaya çıkarlar. Hasan’a evden çıkması için 15 gün süre verip, mahkemeye müracaat ederler... Bir hafta sonra yapılan duruşma esnasında, hakim; Alman karı-kocanın bir vasiyetlerinin olduğunu, tutanaklara geçireceğini söyler ve vasiyeti okumaya başlar: “Bana ve eşime, tam bir evlat yakınlığı gösteren, saygıda ve sevgide kusur etmeden, en ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda bizleri yalnız bırakmayan, sergiledikleri örnek tavırlarıyla, İslam diniyle tanışmamıza ve Müslüman olmamıza vesile olan, evimizin kiracısı, ailemin manevi parçası Tokatlı Hasan’a, eşi Meryem’e ve çocuklarına minnet duygumuzun ifadesi olarak birlikte kullandığımız üç katlı bahçeli evimizin tamamının mülkiyetini bırakıyoruz. Mahkemenizin vereceği karar ile adlarına tapu tescilinin yapılması vasiyetimizdir. Verdiğimiz ev, yaptıkları iyiliklerinin ve bize yaşattıkları güzelliklerin karşılığı asla olamaz. Haklarını helal etsinler.” İki seccade Mahkeme salonu bir anda, sessizliğe gömülür. Davacılar şok olmuştur. Bu vasiyete hiçbir mana verememektedirler. Hasan ve eşi eve gelir, hâlâ gözleri dolu doludur. Bir iki gün sonra, yaşlı ailenin bırakıp gittiği dairenin kapısını açarlar. Oturma odasında yere serilmiş tertemiz iki seccade ve pırıl pırıl parlayan tesbihleri görünce duygusallaşır, kendilerini tutamaz ağlamaya başlarlar. Alman anne baba, Müslüman olmuş, gizlice İslamiyeti yaşamışlar ve hacı olarak mukaddes topraklarda vefat etmişlerdi.. Ne mutlu, Hakkın huzuruna O’na layık kullar olarak gidenlere! Ne mutlu, sevgiyle gönüller kazanıp, irşad edenlere! > Abdullah Yıldız - Niksar > Ramazan dilekleri Ramazan arınmadır günahtan, Kadrini bilip, geçirmeyelim boşa. Başlayalım sahur ve sabahtan, En son teravihe gidelim koşa koşa. Elimizden düşürmeyelim Kur’anı, Okuyup da coşalım cüz cüz. Sakın boş geçirmeyelim bir anı, İbadet edelim gece-gündüz. Açların doyurulduğu aydır oruç, Yardım elini uzatalım herkese. Günahlara karşı edelim huruç, Yalnız kulak verelim Hak sese. Ya Rab, ramazanın hürmetine, Kimse kalmasın açıkta ve aç. Ey mü’min bunu sağlamak üzere, Herkese yardım kollarını aç. Sokak başlarını baştan başa tut, Kanadı kırıklara, güçsüzlere ol ilaç. Hep etrafını dinle ve nefsini unut, İnşaallah cennette takarsın taç. Ramazan neşesi hep sürsün, Onbir ayda da feyizlenelim hep. Şeytan zincirlenip de sürülsün, Kötülüğe kalmasın hiçbir sebep. > Ahmet Sandal / Kahramanmaraş > Hayat memat Bu dünya fani dünya, ne gam yaşa ne keder Hani nerde gidenler, ne ses verdi ne haber... Sağlam beden vermişse, çalış hiç yorulmadan Hayatına düzen ver, dinden ayrı kalmadan... Sakın tembellik etme, bu dünyada çok çalış Namazları aksatma, ölüme var bir karış. Vatanını ihya et, herkes selama dursun Ameli ihmal etme, torbanda azık olsun... Tembelliği hiç sevmez, seni beni yaradan Helal kazan helal ye, al nasibin dünyadan... Hem ilimde hem fende imanınla dininle İki cihan mamurdur, övün dur eserinle... Rızka kefildir Allah; telaşlanma boşuna Yorgunu vurma sakın, nefsin dik yokuşuna... Çırpınıp duruyorsun, nedir kazancın senin Hep kendine çalışma, cebi yoktur kefenin... Mirası kim yiyecek, sakın kafana takma Varsa eğer hesabın, öbür yana bırakma... Helallık al insandan, kırma sakın kimseyi Hayırdan yana kullan, sana düşen hisseyi... Amelden sayılıyor, yapılan helal işler Ne makbuzlar geçerli, ne de alınan fişler... Deftere kayıtlıdır, aldığınla verdiğin O kadar da zor değil, hayat memat dediğin... Farkında değil misin, giden geri gelmiyor Yüreğin ikaz eder, gözün neden görmüyor... Gafil olma boşuna, bir hiç senin kudretin Düşün hele bir kere, kaç canı yolcu ettin.... > Yunus Karaçöp > Çiçeğin yağmur duası Yağmura hasret çeken Boynu bükük çiçeğim, Mevlâ’nın rahmetinden Ümit kesmeyeceğim. Allahım! Bulutlar gelip geçiyor üstümüzden Selam bile vermiyor. Toprak su diyor, Yaprak su diyor, Duyan olmuyor. Rahmetinden bir zerre gönder Bulutlara Allahım! Sevinçten ağlasın hepsi, Şakır şakır gözyaşları dökülsün. Toprak sevinsin, Yaprak sevinsin... ..... Ne olur Allahım! Çiçeklerin boynu bükük kalmasın, Çocukların gözü yaşla dolmasın! Güç senin, kudret senin Ve sonsuz rahmet senin. Âmin! > Bestami Yazgan
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT