BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İslâmiyet yayılıyor, Müslümanların sorumluluğu artıyor

İslâmiyet yayılıyor, Müslümanların sorumluluğu artıyor

Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) etrafındaki ilk Müslümanlar(sahâbîler) Mekke’li Araplardı.



Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) etrafındaki ilk Müslümanlar(sahâbîler) Mekke’li Araplardı. Araplar dışından onlara ilk katılanlar Habeşistanlı bir köle olan Bilâl-ı Habeşî ile İran/İsfahan’dan bir mecûsînin oğlu olan Selmân-ı Fârisî (radıyallahü anhüm) idiler. Asr-ı Saadette Müslüman coğrafyası hızla genişledi, Arabistan’ı aştı. Sonra Mısır’a, Güneydoğu Anadolu’ya, Horasan’a, Mağrip’e(Kuzey Afrika) ve Endülüs’e ulaştı. Asya’da ceddimizin Müslümanlıkla şereflenmesi Abdülkerim Satuk Buğra Han(vefatı 955- H.344) ile başlamış, Selçuklular ile Anadolu’ya, Osmanlılar ile Rumeli’ye genişlemiştir. Aynı tarihlerde Hindistan’a, Uzakdoğu’ya ve Afrika’da yayılmıştır. Şimdi ise Avrupa ve Amerika’da hızla yayılmaya devam ediyor. Müslümanlığın yayılmasının temelinde şüphesiz aslı bozulmamış, temel kaynakları hassasiyetle korunmuş yegâne semavî din olması ve gelişen, değişen şartlarda uygulanabilir olması geliyor. Diğer sebepler arasında geçtiğimiz asırlarda insanlığı istilâ eden ideolojilerin (sosyalizm, Marksizm, faşizm, anarşizm, milliyetçilik, feminizm vb) tamamen veya kısmen fos çıkması, insan arayışlarına yeteri kadar cevap verememesi vardır. 21. yüzyılda tüm toplumların liberalizme yöneleceği ve ABD’li teorisyen Fukuyama’nın “liberalizmin insanoğlunun ideolojik evriminin son noktası olacağı..” tezi de yine çağdaş teorisyenler tarafından günün meydan okumalarına cevap vermedeki yetersizliği sebebiyle eleştirilmektedir. Esasen insanlığın liberal demokrasiyi yönetim biçimi olarak seçmesiyle maneviyat /din arayışları arasında paralel gelişmeler olduğu da gözlerden kaçmamaktadır. Her bireyin kendi tanımladığı “iyi hayat”ın peşinde koşması gerektiğini vazeden liberal toplum, dizginsiz bir bencillikle bozulma tehlikesi taşıyor. İslâmiyet ise insanlar arasında işbirliğini sağlayarak, müşterek gayreti geliştirerek bu açığı kapatmaya yardımcı oluyor. Çağdaş siyaset felsefecileri liberalizmin gerçek halefinin “çoğulculuk” olduğunu ileri sürüyor. Çoğulculuk ise ferden veya cemaat olarak Müslümanlığın yaşayıp, yayılmasına ortam hazırlıyor. Modernleşmenin ve iktisadî refahın dinleri ihtiyaç olmaktan çıkaracağı zannediliyordu. Modernleşmeyle dinî inançların ve sembollerin kendiliğinden kamu ve özel hayatın dışına itileceği, dinlerin tamamen dışlanacağı “sekülerleşme” tezi tutmadı. Gerçi modernleşme dinler üzerinde zayıflatıcı bazı etkiler yapmış görünüyor. Nitekim birçok yerlerde dinde yenileştirme /reform arayışlarına yol açmışsa da, inananların îmanlarını korumak ve şartlara intibak etmek yönündeki çabalarını da tetiklemiş bulunuyor. Dinlerin, özellikle de İslâmiyetin zayıflama dönemi sona ermiştir[*]. İktisadî kalkınma ve eğitim seviyesinin yükselmesiyle düşünen, soruşturan, araştıran insanların sayısı arttı. Onlar materyalizmin dünya ile sınırlı bir mutluluk vaadini yeterli bulmadılar. Dinlerin ve özellikle de islâmın insanlara verdiği dünya ötesi / ahiret hayatı ile ilgili mesajını idrak etmeye başladılar. Günümüzde sınırları bir bakıma anlamsızlaştıran iletişimdeki gelişme ve küreselleşme de islâmın yayılmasında önemli bir unsur olarak görülmelidir. Her tür dinî mesaj doğrusuyla/eğrisiyle coğrafya, rejim, yönetim engeline takılmaksızın yayılabilmektedir. Burada iki önemli sorumluluk doğmaktadır. Birincisi İslam adına verilen bilgilerin temiz, doğru kaynaklardan alınmış olması, bidatlerle kirletilmemiş olmasıdır. Bir o kadar önemli olan da Müslümanların bulundukları her toplumda örnek insanlar olarak yaşamalarıdır. Nefret edilen değil, imrenilen dürüst insanlar olmalarıdır... Konuya devam edeceğiz ——————— [*]Lambert Yves; La fin du dÈclin religieu. In La religion: unitÈ et diversitÈ. Auxerre, Science Humain, 2005, pp 161-167.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT