BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Paşa olmak mı adam olmak mı?

Paşa olmak mı adam olmak mı?

“Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok... Nice elbiseler gördüm, içlerinde insan yok...” Hz. MEVLANA



“Nice insanlar gördüm üstlerinde elbise yok... Nice elbiseler gördüm, içlerinde insan yok...” Hz. MEVLANA *** Daha ağzı neredeyse süt kokarken, kendisini G.Saray’da bulan o delikanlı, mahcup, utangaç ve yüzü kızararak konuştuğu günlerden, nereye geldi... Şimdi o delikanlı, bu delikanlı değil... Ağzını bir karış açıp, küfür, isyan fışkırtan, sadece gözleri ile değil, kolları ile de bir şeyler anlatan bir “futbol dayısı” var artık karşımızda... İsviçre maçında, kendisine gösterilen hedefe, son sürat koşan, tekmeyi yapıştıran, rakip futbolcuyu sakat bırakan Emre cephesinde, değişen fazla bir şey yok... Daha geçen hafta Macaristan karşılaşmasında, ilk on birde yer bulamamasına rağmen, yedek kulübesinden ikide bir fırlayıp hakemin sülalesine okuyan Emre, ikinci yarıda kendisini sahada bulunca, hem futbol, hem de terbiyesizlik döktürdü... İçinde, yıllardır sakladığı kini, milyonlarca kişinin gözü önünde kustu... Kolunu, aklı sıra birilerine sonuna kadar sallayıp “Size böyle koyduk” diye defalarca “repete” yaptı... O kol, onun ahlâki yapısının o anki göstergesiydi... *** 1996-97 sezonunda, henüz 16 yaşında geldiği Florya’da, onun elinden tutan adam, bugün ne yazık ki onun kolunu tutamıyor... Öfkesine köstek değil, destek oluyor... Basın mensuplarına, devletin bakanının, Futbol Federasyonu Yönetim Kurulunun ve de hatırlı büyüklerin gözleri önünde saldırışını “Aferin” dercesine takdir eden, başını okşayan, dün onu keşfeden, bugünün Emre’si yapan adam ne yazık ki, sus pus... Sözünü dinleyen en büyük askerine terbiye konusunda eksik öğretim veren kişi, ne yazık ki, onun en ayıplı hallerini hep alkışlayan kişi oluyor... Basınla arasındaki bölgeye “kin tohumları” eken, sonra da onlara “ders vermekten” bahseden kişi, ne yazık ki Emre gibi öğrencisine ders verememenin üzüntüsünü yüreğinde hiç duymuyor... Genç yaşta şöhreti yakalamanın şımarıklığı ile, hiçbir zaman futbolu kadar karakter güzelliği yakalayamamış Emre’nin, milyon eurolarla oynamasında en azından küçük rolleri olan basın mensuplarına, “Ben sizi tanımıyorum... Size ancak bu kol yakışır” gibisinden terbiyesizce ve üzüntü verici davranışı, gözlerimizin önünden asla gitmeyecektir... O milli olabilir... O “kapışılan” bir futbolcu olabilir... Ama o, bizim gözümüzde bundan böyle, asla “adam” olamaz... *** G.Saray’dan İtalya’ya giderken yaşanılan çirkinlikleri anlatan, o dönemin kulüp başkanı Faruk Süren’e demediğini bırakmayan Emre, saygısızlığın tipik bir örneğini vermemiş miydi? Transfer olmadan önceki sezon, şampiyonluğun kaybedildiği Ankaragücü maçındaki performansı ile büyük tepki toplayan Emre, arkasına bakmadan G.Saray’ı terk edişinde, ayıplanacak bir durumun olmadığını, büyük bir adam edasıyla anlatırken, kendini adeta “sütten çıkmış ak kaşık” gibi görmemiş miydi? İsviçre maçındaki olaylar nedeni ile UEFA’ya ifade vermeye gitmesi bile, onun, sabıkalı futbolcu olmasının tescili anlamına gelmiyor muydu? Aldığı ceza için, “Ben ne yapmışım ki bana 6 maç ceza veriyorlar” derken, acaba kendisi bile bu gerçeğe inanabiliyor muydu? UEFA, durup dururken, hiçbir futbolcunun ifadesini almaz, durup dururken 6 maç cezayı alnının orta yerine damga gibi vurmaz... Ama Emre, o gün de “Ben bir şey yapmadım” diyor bugün de... Peki o müthiş koşu, o tekme, soyunma odasında yaşanan olaylar neydi peki? İşte, genç yaşta şöhreti yakalamanın, fakat kaldıramamanın tipik belirtileriydi bütün bunlar... *** Şimdi İngiltere’de, altında plâkası bile Emre olan son model Mercedes, ayda 3000 pound kirası olan dubleks daire, yardımcıları, cebinde milyon eurolar... Türkiye’den transfer teklifleri... Takımında oynamasa bile, Milli Takım’da “hazır” forma... Ne kadar ayıp yaparsa yapsın, başını okşayan bir hocası... Mâlum kol işaretlerinin rahatsız etmediği, ona hâlâ övgüler düzen bir sürü basın mensubu ve yönetici... Gel de şımarma... Gel de “ne idim, ne oldum” mantığını işlet bakalım... Ölümcül trafik kazasında bile, onun arkasında duran bu basın, şimdi onun kolunun hedefi oluyor... O kol, bir gün gücünü kaybettiği vakit, bu basın da sana aynısını yapar “Bücür efendi!” Ders alman gereken çok konu olmasına rağmen, sen paranın, şımarıklığın verdiği keyifle, her zaman takdir ettiğimiz futbolunu gölgede bırakıyorsun... Bu ülke çok Emreler gördü, çok Emreler de görecektir... Ama senin gibi rakibin peşinden koşup tekme atan, senin gibi, her zaman yanında olan basına kol hareketi yapan, küfür sayan, senin gibi aşağılayan, asla bir daha gelmeyecektir... Yine de yolun açık olsun Emre Efendi!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT