BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > SAHTEKÂRLIK MI CİNAYET Mİ?

SAHTEKÂRLIK MI CİNAYET Mİ?

Otomotiv sanayiinde kullanılan bir hortum var. Fren hidroliğinde kullanılıyor. Bu hortumların standartları var. Şu kadar basınca dayanacak, bu kadar ısıya dayanacak, et kalınlığı şu kadar olacak.. Üreticiler bunu polyamid’ten yapıyor.



Otomotiv sanayiinde kullanılan bir hortum var. Fren hidroliğinde kullanılıyor. Bu hortumların standartları var. Şu kadar basınca dayanacak, bu kadar ısıya dayanacak, et kalınlığı şu kadar olacak.. Üreticiler bunu polyamid’ten yapıyor. Yan sanayie mal veren bir adam üreticiye gelmiş.. “Sen polyamidten değil polietilenden yap bu hortumu..Rengi de siyah olsun ama üzerine polyamid yaz, demiş.” Böylece maliyeti dörtte bire düşürecek..Yan sanayi adı altında tamirhanelere verecek, çok para kazanacak. Üretici bu cinayet olur, vebal olur, ben yapamam, demiş. Uyanık satıcı senin neyine lazım kardeşim, yap, üzerine polyamid yaz, ver demiş. Oraya yaptıramamış ama muhtemelen yaptıracağı bir yer bulmuştur. Şu kamyon, bu kamyonet..hep freni patladı haberleri okuyoruz. Böyle adamlardan Allah korkusu vebal endişesi de beklemiyoruz. Tek tek her aracı denetlemek de mümkün değil. Şu sebeble bu sebeble kaza yapan araçlar incelenirse, zincirleme olarak nerede taktırdın, sen kimden aldın, sen nereye yaptırdın denilerek en uca kadar gidilir ve sorumlulardan üç beş kişinin yakasına yapışılırsa bu adamlar bu işlere yeltenemezler. .... Belki üçüncü defa hatırlatıyorum. Bizde fenni muayene denilen şey göstermeliktir..Hem kimsenin işine yaramaz, hem yapana yaptırana eziyettir. Özelleştirildi. Yeni düzenleme bekleniyor, iyi olacağı söyleniyor. Bu kadar teferruat yerine, herkes muayenesini servisine, tamircisine yaptırsın, ben işini yanlış yapanın hesabını sorarım denilebilecek bir düzen kurulabilseydi, hem hepimizin işine yarardı hem de bu eziyet biterdi. İlgili oda bile feryat ediyor. LPG’li araçların yüzde 80’i standart dışı. Derdini kim kime anlatacak da kim kimden hesap soracak. Büyük bir facia olunca üç gün gündeme gelecek ve unutulacak. Şimdi hepimizin daha büyük derdi var, onunla uğraşıp ona kafa yoruyoruz. Onun dışında her şey teferruat gibi görünüyor. >> AMBARGO Irak’la iş yapan firmalar, söze şöyle başlıyor: Gayet tabii ne gerekirse yapılacak. Bir karar alınır Habur kapısı kapatılırsa buna saygı duyarız. Önemli olan ülkemizdir. Bir karar alınır mal sevkiyatı durdurulursa buna uyarız. Sonra ancak, diyorlar..Ancaktan sonrası güzel: Irak’ın İran’a, Suriye’ye, aşağıda Kuveyt’e açılan kapısı var. Biz kapatırsak tedariği o kapılardan yaparlar..Bizim uyguladığımız ambargonun onlara bir zararı olmaz..Müeyyide yerine geçmez yani. En az bir liraya aldıkları şeyi bir müddet 1.20 kuruşa alırlar.. Açıklama çok makul. Garip olan tarafı bu insanların tedirginliği..Gerekçelerini korkarak söylüyorlar. Hani şöyle bir şeyle itham edilme korkusu var. Biz burada vatanımızı savunurken, ağıt yakarken, galeyana gelmişken siz yapacağınız o üç kuruşluk ticaretin derdine düşmüşsünüz diyebilir kamuoyumuz. Kamuoyumuzun ne deyip nasıl düşüneceğinden kim sorumlu..Herkes vicdanıyla mı karar verip tepkisini ortaya koyuyor. Terörü bahane edip insanların acısını tahrik ederek içerde terör, farklı bir terör estirmek isteyenler de var. Bunların hesabı ne, bilmiyoruz. Neticede ne yapılacaksa devlet yapacak, devlet adına karar veren mekanizmalar yapacak. Biz niye iç huzuru bozacak işler yapıyoruz. Niye bu işe yeltenenleri hoş görüyoruz?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT