BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni hükümet kurulurken bürokratlarımız

Yeni hükümet kurulurken bürokratlarımız

Bir ülkenin uluslararası ekonomik performansı ile sahip olduğu bürokratik elemanların çalışma düzeni ve üretkenlikleri arasında çok sıkı bir bağlantı vardır.



Bir ülkenin uluslararası ekonomik performansı ile sahip olduğu bürokratik elemanların çalışma düzeni ve üretkenlikleri arasında çok sıkı bir bağlantı vardır. Sanayileşmiş ülkelerle geri kalmış ülkeler arasındaki en önemli farklardan biri bürokrasinin verimliliğinden kaynaklanmaktadır. Batı’da kamu görevi yapanların çoğu iş tatmini, maddi imkanlar ve etkinlikler açısından özel sektördeki meslektaşlarıyla yarışmakta, zaman zaman onlardan fazla imkanlara sahip olmaktadırlar. Şüphesiz bu duruma kolay gelinmemiştir. Öncelikle istihdam edilecek elemanlar hassasiyetle seçilmiş, uzun süreli eğitim ve tecrübe süzgecinden geçirilmişlerdir. Zannedilenin aksine belirli aşamaları geçemeyen, kendini yetiştirmeden mevki peşinde koşan ihtiraslı gençlere pek fazla rağbet edilmemektedir. Buna karşın tecrübeli üst düzey yetkililere uluslararası şirket başkanlarının sahip olduğu imkanlar sunulmaktadır. Bu nedenle hükümet üyeleri çalışmayı arzu ettikleri teknik elemanları özel sektörden kolayca transfer edebilmekte, onların tecrübelerinden yararlanabilmektedirler. Başta Amerika olmak üzere Batı ülkelerindeki başarılı devlet adamlarının önemli bir bölümünün özel sektörden yetiştiğini vurgulamak gerekir. Biz ise başta KİTL’ler, DPT, Hazine, Maliye Bakanlıkları olmak üzere birçok kamu kuruluşunda büyük maliyetlerle yetiştirdiğimiz kritik görevler üstlenebilecek bürokratlarımızdan gerektiği gibi yararlanamıyoruz. Türkiye’deki sistemin dejenere edilmesi sonucu siyasal tercihler fazlasıyla ön plana çıkartılmakta, bürokratlar adeta meclisteki partileri yansıtır bir biçimde kamplara bölünmekte, istikballerini kendi kabiliyetlerinde, bilgi düzeylerinde ve yeteneklerinde arayacaklarına işbaşına gelecek hükümetlerin oluşumuna endekslemektedirler. Yıllarca devlet menfaatlerini ön planda tutan, uluslararası kuruluşlar nezdinde ülke çıkarlarını koruyan özel sektördeki meslektaşlarına göre 5 hatta 10 kat daha az gelirle çalışma özverisinde bulunan bürokratlarımızın haklarını koruyacağımıza onları devre dışı bırakmak hatta istifaya itmek doğrusu ülke çıkarlarıyla bağdaşmamaktadır. Küstürülen ya da çekilmeye zorlanan teknisyenlerin çoğu bugün özel sektörde başarılı görevler üstlenmişler, maddi imkanlar açısından karşılaştırılmayacak derecede büyük imkanlar elde etmişlerdir. Yetişmiş elemanlarımızın devlet organlarından ayrılmasını önleyebilmek, daha fazla kan kaybına sebebiyet vermemek için bizi 21’inci yüzyıla taşıyacak olan hükümetin gerçekleştireceği en önemli görevlerinden biri bozulan bürokratik mekânizmaya çağdaş gelişmeler doğrultusunda yeniden düzen getirmek olmalıdır. Bunun yanısıra iş başına gelecek bakanlarımız kendilerine gerçekleri söyleyen bürokratları değiştirmek yerine olayları objektif değerlendirmeli, gerektiğinde ödüllendirme yoluna gitmelidir. Yetenekli bürokratlarımız iş başına gelen hükümetlerle farklı siyasal görüşlere sahip olsalar dahi görevlerini yapmaları halinde yerlerinden edilmemeli, kapasitelerinin altındaki görevlerde çalıştırılmamalıdırlar. Başka bir deyimle geçmiş dönemlerdeki acı tecrübeler yeniden yaşanmamalıdır. Aksi halde ülkemize maliyeti büyük olan insan kaynaklarımızı israf etmeye devam edeceğiz. Sözü edilen yapısal değişikliği bir türlü gerçekleştirmeyeceğiz. Geçmişteki koalisyon denemelerinde siyasallaşmış kıyımlar binlerce ailenin düzenini bozmuş, kamuoyunda büyük huzursuzluklara yol açmıştı. Bakan-bürokrat geçimsizliği gazete manşetlerine taşınmış, ülke çıkarlarımıza ters düşmüş ve saygınlığımızı etkiler bir konuma dönüşmüştü. Uluslararası toplantılarda müzakereleri Türkiye adına sürdüren heyet başkanlarının aniden değiştirildiğini, sonraki görüşmelere apayrı takımlarla çıktığımızı, karşı tarafa önemli kozlar verdiğimizi unutmayalım. Bu nedenle yeni hükümet hangi yelpazede kurulursa kurulsun başta Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, IMF, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, İslam Kalkınma Bankası olmak üzere yabancı kuruluşlara Türkiye’nin görüşlerini duyuracak bürokratların seçiminde uzmanlık alanlarına önem vermeli ve bunların sürekli görev yapmasına özen göstermelidir. Bu yönde elde edilecek başarıların da sonuçta bürokratlardan çok 57’nci hükümete artı puan getireceğini hatırlatmakta yarar vardır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT