BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gelecek kendi özüne sahip çıkanlarındır...

Gelecek kendi özüne sahip çıkanlarındır...

Yazarlarımız milli ve manevi değerlere sahip çıkan bol bol eser yazsınlar. Aksi halde, insanların geleceği iyi olmayacak.



> Tuncay Önür Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, 80 yıllık hayatına zaman, mekân ve siyasi sınırlamaları aşarak her biri birbirinden eşsiz onlarca eser sığdırdı. Kitapları dünyanın 154 diline çevrilen yazar, Türk Dünyasının ortak bir tarih ve kimlik şuuru etrafında birleşmesi ve bu şuurla geleceğe yönelmesini gaye edindi. “Ötekileştirme / Mankurtlaştırma” gibi çağımızın temel problemlerine, “kendisi olma” çaresini sunarak, sanat dünyası içerisinde çözümler aradı ve bu problemlere dünyanın dikkatini çekmeyi başardı. Türk Dünyasını uyandırma, aydınlatma, ortak bir dil ve edebiyat ikliminde buluşturma konusundaki gayretiyle zirveye yükseldi. Ünlü yazar ile “Türk Dünyası Hizmet Ödülü”ne layık görüldüğü Elazığ’da konuştuk. İçimden geldiği gibi yazdım - Milli duygular barındıran eserleriniz 154 dile çevrilerek bütün dünyada okunuyor. Beğeniliyor. Bunu nasıl başardınız? - Bu amaç edindiğim bir şey değil. Eserlerimi içimden geldiği gibi yazdım. İnsanın inançları ve dünyaya bakışı çok önemli. İnsan art niyetsiz, tabii, içten olursa insanlar takdir ediyor. - Sovyetler’den koptuktan sonra bir egemenlik mücadelesi verdiniz. Kırgız edebiyatçılar olarak Sovyet etkisinden kurtulmanız zor oldu mu? - Biz Kırgız yazarlar olarak egemenliğimiz için uğraş verdik. Demokrasi yolunu açmaya çalıştık. Bu bizim için çok da kolay olmadı. Bağımsızlıktan sonra halkı demokrasi anlayışına alıştırmak çabasına girdik. Edebiyatçıların bu yöne dönmeleri de oldukça zor odu. Pazar ekonomisi bizim için yeni bir şeydi. İnsanlar demokrasiyi, sanki her şeyin yapılması serbestmiş gibi algıladılar ve zıvanadan çıktılar. Halbuki demokrasinin de kendine göre kuralları vardı. - Bu yanlış demokrasi anlayışı insanları nereye götürür? - Edebiyatçılar eserlerinde milli ve manevi duyguları ön plana çıkarmazlarsa, insanların geleceği bu yanlış demokrasi anlayışından dolayı iyi olmayacak. Bu yönüyle sinemaya, tiyatroya, yazarlara çok iş düşüyor. -Eserlerinizden biri Türk filmi olarak uyarlanıp çekilmişti. Çocukluğumda izlediğim Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın rol aldığı “ Selvi Boylum Al Yazmalım “ filmi bugün hâlâ zevkle izleniyor. Eserlerinizden uyarlanan yeni filmler var mı? -Rusya’da, Avrupa’da yayımlanan fakat Türkiye’de okuyucuyla buluşmayan yeni romanım ‘Dağlar Devrildiğinde Ebedi Nişanlı” Kırgızistan’da sinemaya uyarlanıyor. -Şaheser kitabınız hangisi? - Eserlerim arasında bir seçme yapmam. Elazığ’ın coşkusu beni şaşırttı -“2006 Türk Dünyası Ödülü”nü almak için geldiğiniz Elazığ insanındaki coşkuyu gördünüz. Türk’ün Türk’e hasreti vardı sanki. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? - Ben böyle bir şeyi hayatımda ilk defa görüyorum. Bunun sebebi çocuğundan en büyüğüne kadar buradaki insanların manevi ve milli hislere sahip olduğunu gördüm. Halkın birlik ve beraberlik duyguları içinde bir araya gelip coşkusunu sokakta göstermesi medeni anlayışın yerleştiğinin en önemli işaretlerinden biridir. Elazığ insanının medeni düşüncesi oldukça yüksek. -Türk edebiyat dünyasına vereceğiniz bir mesaj var mı? - Milli ve manevi değerlere sahip çıkan bol bol eser yazsınlar. Öze göre yaşamalı - Gençlere bir nasihatiniz var mı? - Çocuklarımızı manevi değerlerle, insan sevgisi ile yetiştirmeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz yarının büyükleri olacak. Eğer öyle yetiştirmezsek, başımıza bela olup çıkarlar. Geleceğimiz zarar görür. En güzel kendi özümüze göre yaşamak. Gelecek kendi özüne sahip çıkanlarındır. Kendi sinemamızı oluşturmalıyız -Sizce Türk dünyasının artık kavuşma zamanı geldi mi? - Şüphesiz o duygu düşünce bende oluşmaya başladı. Demek ki bunu mesele olarak ortaya koymalıyız artık. -Peki bu nasıl başarılabilir? -Yeni dünyanın gereklerine göre, tarihini, kimliğini unutmadan bir araya gelmeli. Zamanın bizden beklentisine göre bu birlikteliği gerçekleştirmeliyiz. Medeniyetin kazandırdığı teknik imkanlardan faydalanarak televizyon, radyo, sinema, tiyatro ve başka kültürel etkinlerle bu başlatılmalı. Bizler de halklarımızın tiyatrolarını, sinemalarını birbirine duyurmalıyız. Festivalleri, etkinlikleri kendi aramızda yapıp yoğunlaştırmalıyız. Özümüze yabancı Hollywood sineması bizim için örnek teşkil etmemeli. Yoksa kan sokaklarda dinmeyecek. Kendi sinemamızı oluşturmamız gerekir. -Yani Türk Cumhuriyetleri kültürel faaliyetlerde ortak hareket edip tam olarak kapılarını açmalı mı? -Evet. Mesela Kazakistan’da, Özbekistan’da, Kırgızistan’da, Azerbaycan’da ve Türkiye’de büyük tiyatrolar var. Türk cumhuriyetlerinin kendi tiyatroları var ama, birbirimize gösteremiyoruz. Kendi tiyatrolarımız kendi duvarlarımız içinde kalıyor. Halbuki Batı’da öyle değil. Avrupa ve Amerika’nın tiyatroları birbirlerine gidip geliyor. Almanya İtalya’ya, İtalya Fransa’ya, Fransa İspanya’ya tiyatrolarını, sinemalarını gösteriyor. Bu aynı zamanda “biz birbirimizi seviyoruz, destekliyoruz” anlamına da geliyor. İşte en önemli nokta burası.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT