BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orta Doğu’da bozulan denge

Orta Doğu’da bozulan denge

Osmanlının son yılları ve yıkılışı ile birlikte Orta Doğu’da dengeler değişti. Dengelerin bozulması ile birlikte Orta Doğu’da huzur sona erdi. Daha sonra gelen hiçbir güç Orta Doğu’da huzuru sağlayamadı. Zaten sağlaması da mümkün değildir.



Osmanlının son yılları ve yıkılışı ile birlikte Orta Doğu’da dengeler değişti. Dengelerin bozulması ile birlikte Orta Doğu’da huzur sona erdi. Daha sonra gelen hiçbir güç Orta Doğu’da huzuru sağlayamadı. Zaten sağlaması da mümkün değildir. Mısırlı Prof. Dr. Muhammed Harb’e göre: “Osmanlı Devleti varken, bütün İslam Dünyası birlikti ve o zaman kavmiyetçilik yoktu. Ümmet şuuru güçlü idi. Ama şu anda 20’den fazla devlet var, İslam alemi Osmanlı bayrağı altında daha kuvvetli idi. Batılılar bizden korkarlardı o zamanlar... Fakat sonra Batı’nın entrikalarıyla Osmanlı Devleti yıkıldı ve İslam ülkeleri Batı’nın sömürgesi oldu...” Yine aynı Profesöre göre Müslümanlar ehl-i salib sürülerinin altında ezilmektedirler. 1967 yılında Paris’te düzenlenen Dünya Yahudi Kongresinin zabıtları arasında bir delegenin şu sözleri gayet manidardır: “Evet, bugün bağımsız bir devletimiz var. Ama mesud muyuz? Osmanlının günündeki gibi huzurlu muyuz? Samimiyetle ve hepimizin içinden geçenleri dile getirdiğime inanarak söylüyorum ki; Hayır!.. Bizim bu dünyada huzurlu ve emniyetli yaşamamız Osmanlının düzenini tesis etmeye bağlıdır...” İslam Konferansı Kültür Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ali Kittani’ye göre: “Herhangi biriniz bir şeyhin himayesinde terbiyesini görmezse hemen koşup Türk terbiyesini alsın. Türk demek Osmanlı demektir. Osmanlı demek de İslam terbiyesi demektir.” Bu satırlar Prof. Dr. Muhammed Harb’in eserinde yer almaktadır. Bugün bu ahlaktan çoğunluk uzaktır. Mısır’da “Osmanlı Araştırmalar Vakfı”nı kuran Prof. Dr. Muhammed Harb’in tesbitlerine göre: “Osmanlı düşmanlığı aslında İslamiyete ve ehl-i sünnete düşmanlığın kılıfıdır. Çünkü Osmanlı 6 asır İslamiyete hizmetle şereflenmiş ve ehl-i sünnet itikadını bozulmadan bugünlere getirmiştir... Sultan 2. Abdülhamid Han, büyük Osmanlı Devletinin sultanı ve Müslümanların ise büyük halifesidir. Müslümanlara karşı asla diktatör değildi. Son derece müşfik idi. Ama yabancılara karşı sert idi... Osmanlı büyük bir devletti. Osmanlı yalnız Arabları değil, bütün Müslümanları ve İslamiyeti müdafaa etti... Osmanlı İslam tarihinin zirvesidir. Her şeyi ile mükemmel devlet idi... Osmanlının yolu, Allah yoluydu!.. Kuru kavga ve cihangirlik davası değildi... Osmanlılar olmasaydı bugünkü Araplar ya Hıristiyan veya en azından şii olacaklardı. İran’ın ve Batı’nın Osmanlı düşmanlığı bundandır... Yeni Dünya Düzeni ya da Büyük Orta Doğu projesi haçlı seferlerinin gizli ismidir. Hıristiyan ve Yahudileri himaye eden ama Müslümanları katleden; Hıristiyan kültürünü yayan ama İslam kültürünü imhaya yönelen bu düzenin karşısında olmaya mecburuz hatta mahkumuz...” Araştırmacı Yazar Niyazi Özdemir’in “Maalesef millet olarak tarihimize bir patagonyalı kadar yabancıyız” sözleri tarihe bakış açımızı göstermesi bakımından gayet manidardır. Eğer günümüzde Orta Doğu’da ve diğer bölgelerde Osmanlı aranıyorsa bu süper güçlere bir mesajdır. İlerici-gerici, sağcı-solcu, alevi-sünni, Türk-Kürt ve laik-dindar senaryoları ile Türkiye’yi bölemeyen güçler şimdi Irak bataklığı içinde Türkiye’nin ekonomik ve demokratik gelişmesini önlemek peşindedirler. CIA eski başkanı James Woolsay Hıristiyan Batı’nın düşüncelerini şu sözlerle dile getirmektedir: “Irak’ın işgali Dördüncü Dünya Savaşı bu. Ve biz marksist meydan okumaya karşı soğuk savaşta üçüncüyü kazandığımız gibi, İslami meydan okumaya karşı bu dördüncüyü de kazanacağız.” Ancak ömrü olan Hıristiyan Batı’nın çöküşünü ve Orta Doğu’da hezimetini görecektir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT