BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Parti kapatmak çare midir?!

Parti kapatmak çare midir?!

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında kapatma davası açtı. Böyle bir davanın açılacağı zaten epey zamandır bekleniyordu.



Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında kapatma davası açtı. Böyle bir davanın açılacağı zaten epey zamandır bekleniyordu. Hatta bazı ulusalcılar gibi, bazı DTP’liler de davanın gecikmesinden ötürü epeyce sabırsız ve huzursuzdu!.. Çünkü siyaseten kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmekten aciz kalan ve neredeyse tamamen bölücü örgütün etkisine giren; Örgütün hapisteki elebaşının talimatlarıyla politika yapmaya çalışan bir organizasyona dönüşen DTP, büsbütün bir acziyet içinde çırpınıyordu... Onu bu görüntüden kurtaracak, siyasi beceriksizliğini kamufle edecek; kendisini kamuoyu önünde mağdur durumda imiş gibi gösterecek bir vesile arıyordu. Kapatma davası, tam da bunun için acilen beklediği bir tutamaktı!.. Davanın açılmasından sonra yapılan yorumlara (AB çevrelerinin görüşleri de dahil) bakılırsa; bu gelişme kimse için sürpriz değil. Önceki davalara nazaran, Anayasa’nın 69’uncu maddesinde belirtilen kapatılma gerekçeleri, DTP tarafından fazlasıyla oluşturulmuş... Hukuk Devletinde, elbette anayasa ve kanunları ihlal eden her kişi ve kurumlar, bunun müeyyideleri ile muhatap olur, olmalıdır. Ancak DTP konusunda değişik bir manzara ile karşı karşıyayız. Düğüm noktası şu: Kapatmak çare midir? Çünkü bugüne kadar HEP, DEP, HADEP ve münfesih olduğu halde; halen hakkında açılmış bulunan kapatma davasının devam ettiği DEHAP gerçekleri ortada duruyor. Kapatılanın yerine yenisini açmak hiç de zor olmamış!.. Ama yaşanan problemlerde herhangi bir değişiklik de olmamış. Diğer taraftan 84 yıllık Cumhuriyetin siyasi tarihinde, kapatılan parti sayısı düzinelerledir. Dün ajansların verdiği bir haberde bu sayı 26 olarak veriliyordu. Nedense aynı haberde, Tek Parti Döneminde kapatılan Serbest Fırka ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ndan bahis yoktu... Anayasa Mahkemesinden bir kapatma kararının çıkması; DTP’lilerin istismar etmek üzere sevinçle karşılayacağı bir sonuç olacaktır. Oysa DTP’nin selefi olan DEHAP’tan seçilen belediye başkanları, kendilerinden beklenen hizmeti veremedikleri için, halktan yeterli desteği görememektedir. 22 Temmuz Seçimlerinden çıkan netice bunun ispatıdır. 2009 Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde DTP’nin alacağı sonuç; muhtemelen daha da kötü olacaktır. O sebeple DTP, böyle bir hezimetten kurtulmanın yolunu arıyor. Şu halde, meselenin tabii seyrinde yürümesi mi, yoksa hangi sonuçlara yol açacağı belli olmayan yargı kararıyla değişik bir istikamete çekilmesi mi? Başbakan Erdoğan, daha dört gün önce doğru bir tespitle şöyle demişti: “Demokratik yolların denenmesi lazım. Katı defans uygulanırsa, parlamento dışına itilirlerse, onları da dağa göndermiş olursunuz...” DTP’liler söylemlerinin aksine, meşru zeminde siyaset yapmak yerine; bölücü örgütün paralelinde militanlık yapmayı tercih ediyor. Onların bu tuzağına düşmemek gerekir. Kaldı ki DTP içinde, Öcalan’ın işaretine göre hareket edenlerle, meşru zeminde siyaset yapmak isteyenler açık bir ikiliğe düşmüş durumda. İllegal örgüt üyeliğinden on yıl hapis yatmış ve milletvekili bile olmayan Nurettin Demirtaş’ın genel başkanlığa seçilmesi, DTP’nin siyaseten bir tükenişe girdiğini gösteriyor zaten. Bundan dolayıdır ki, 878 delegenin ancak 234’ü Demirtaş’a oy vermiştir. Hal böyle iken, DTP’nin kapatılması ile birlikte, başta Nurettin Demirtaş olmak üzere 221 kişiye beş yıllık siyasi yasak getirilmesini talep eden davanın öncekilerden farklı bir netice vermesi zordur. Ayrıca Anayasanın değiştirilen 69’uncu maddesi, yeni şekli ile, kapatmadan başka hüküm vermeyi de mümkün kılıyor. Partiye yapılan hazine yardımının kesilmesi gibi... Özetlersek; parti kapatma tek başına çare değil. Hatta bazen kapatmak, yarar yerine zarar da getirebilir. Beklentimiz, DTP’nin değirmenine su taşıyacak bir kararın Anayasa Mahkemesinden çıkmaması!..
Kapat
KAPAT