BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her fiyata silah var

Her fiyata silah var

Irak’taki pazarda istediğiniz her cins silah küçük bir ücret karşılığında cebinize giriyor...



KUZEY’DEKİ IRAK... -1- Osman SAĞIRLI - Ziya SANDIKÇIOĞLU Pazar değil sanki cephanelik Erbil dışındaki silah pazarına gelen araçların bagajları tıka basa dolu. Satıcılar, etraflarını saran müşterilere silahları test etme imkânı da sunuyor. Hem gazeteci olacaksın hem de böyle bir konu espri dahi olsa ilgisiz kalacaksın. Hani PKK’ya temin edilen silahlar mevzusu falan da gündemdeyken... Böyle bir yerden üç beş kare fotoğraf almak hiç de fena olmaz. Ver elini silah pazarı. Git git bitmiyor. Köyler bitti, evler bitti, sabır bitti derken yolun sağında çukur gibi bir yerde birkaç araba görünüyor. O tarafa doğru yönelmemizle birlikte bir toz bulutu kalkıyor. Herkes bir tarafa kaçışmaya başlıyor. Zar zor çektiğimiz iki üç kare fotoğraf tatmin etmiyor. Çaresiz daha sonra tekrar geleceğiz. Etrafımızı sarıyorlar Akşama doğru yeniden pazardayız. Yandan erketeye yatıp çekebildiğimiz kadar çekeceğiz, sonra da yanlarına gidip izin isteyeceğiz. Aynen öyle yapıyoruz. Sabah kaçan arabalar bu defa hareket etmiyor. Aksine araçtakiler bir bir dışarı çıkıyor. Bizim için bir tören hazırladıkları belli. Ki öyle de oluyor... Aracımızın durması ile birlikte etrafımızı saran kalabalık burnundan soluyor. Kısmen Türkçe, kısmen Kürtçe tepki gösteriyorlar... Eller kendi ekseni etrafından inip kalkmaya başlıyor sonra bize yönelmesi an meselesi, durum ciddi. Barzani’nin karargahından aldığımız izin kağıtları bile ikna için yeterli olmuyor. Hemen bir yerlere telefonlar ediliyor. Bu arada araçların bagajlarına göz gezdiriyor, pazarlıklara kulak kabartıyoruz... Glock 800, Kalaşnikof iki şarjör ile birlikte 110, MP 5 silah ise 1.100 dolara alıcı buluyor. El bombaları kim neye tutturursa... “Siz ajansınız” Birkaç dakika sonra yanımıza isminin Şahsuvar olduğunu öğrendiğimiz Erbil’deki yerel askeri komutan geliyor. “Siz ajansınız. Şimdi ‘PKK’ya buradan silah satılıyor’ diye rapor edeceksiniz. Eğer Karargahta isminiz yoksa gerisini siz düşünün” diyerek tehditler savuruyor. Şoförümüz araya giriyor, o da bir yerleri arıyor. Ve telefonda Barzani’nin karargahından ismi bizde saklı bir yetkili .... “Orada ne işiniz var. Hemen orayı terk edin. Onların hepsi hayvan...” Erbil’deki askeri karakolların silah eksiğini gidermek için pazara gelen Komutan Şahsuvar, parmağını ve başını birbiriyle tezat oluşturacak şekilde iki yana sallayarak istemeden de olsa uğurluyor bizi. Silahları doğru düzgün çekemediğimize mi yanalım, postu deldirmediğimize mi sevinelim bilinmez ama buradan Türk olmamak şartıyla isteyen istediği silahı alabiliyor, hatta test bile edebiliyor. Saddam geliyor, kaçın! İşte Iraklı Kürtlerin, Saddam korkusu... 2003 yılında Kerkük’teki Saddam heykelinin boynuna urgan geçirildiği sırada bir aklı evvelin, “Saddam Tikrit’ten çıkmış buraya geliyormuş, kaçın!” fısıltısı üzerine paniğe kapılan halk birbirini ezmiş, izdiham sırasında 3 kişi ölmüş, çok sayıda kişi de yaralanmıştı. Saddam’ın iktidarına son verildiği 8 Nisan 2003’te Iraklıların çoğu âdeta bayram ediyordu... Yıllarca “Birruh, bidem, neftik ya Saddam” diye bağıran halk, 28 yıllık diktatörün ardından zafer sarhoşu olmuş, sokak hareketlerine ayak uydurmuştu. Saddam’a ait ne varsa yakıp yıkıyor, aklı sıra intikam alıyordu. En moda tepki ise ülkenin dört bir yanındaki Saddam heykel ve fotoğraflarını yerle bir etmekti. Bu sevincin en büyük ortağı da şüphesiz ki, Kürtlerdi. Saddam’ın devrilmesi ile birlikte yıllarca üzerinde hak iddia ettikleri Kerkük’e akın eden Kürtler, buradaki sevinç gösterilerinin baş aktörüydü. KYB Kerkük Sorumlusu Celal Cevher’in ofisi önünde toplanan kalabalık halaylar çekiyor, gökyüzüne kurşun yağdırıyordu. Kutlamalar gece boyu sürmüştü... Korkudan öldüler Ve ertesi gün... Yerel gazetelerden birinde okuduğumuz haber yıllarca yaşanan korkuyu çok iyi özetliyordu: “Saddam Kerkük’te korkuttu: 3 ölü... Kerkük’teki Saddam heykelinin boynuna urgan geçirildiği sırada bir aklı evvelin, ‘Saddam Tikrit’ten çıkmış buraya geliyormuş, kaçın!’ fısıltısı üzerine paniğe kapılan halk, birbirini ezdi. İzdiham sırasında 3 kişi öldü, çok sayıda yaralı var!” Saddam gerçekten yıllarca diğer topluluklar üzerinde olduğu gibi Kürtlere de ağır baskı kurmuştu. Mela Mustafa Barzani, korkudan Rusya’ya kaçmış orada ölmüştü, Celal Talabani ise en iyi korunma yöntemi olarak Saddam ile iş birliğini seçmiş hayatta kalmayı başarmıştı. 5 bin kişinin katledildiği 1988’deki Halepçe olayı, Kürtlerin, Saddam konusundaki en acı tecrübesiydi. Şimdi herkes korkuyor Kürtler, Saddam’dan gerçekten çok korkardı. Şimdi bile biri çıkıp “Saddam’ı gördüm” diye sokakta bağırsa yine yüzlerce kişi doğruluğunu araştırmadan kaçmaya başlar. Öyle ise bu kadar operasyon niye oldu? Değişen ne? Anlatalım efendim... Bir kere eskiden sokaklarda bırakın kavgayı iki Iraklının birbirlerine fiske vurduğunu görmek dahi mümkün değildi. Herkes çok iyi bilirdi ki, kavgada haklı olan da olmayan da aynı muameleye tabi olurdu. Asayişten birileri geldi mi evdekilerle vedalaşmaya dahi fırsat olmazdı. Herkes Saddam’dan korkardı. Şimdi ise herkes birbirinden korkuyor. Irak’ta yaşayan herkes, akşam olup da hava karardığında “sabaha kadar yaşadığı için dua etse azdır” tabiri emin olun abartı sayılmaz. Öyle ki, Musul plakalı araç Erbil’e, Erbil plakalı araç Kerkük’e giremez, Bağdat’taki bir aracın kuzeyde dolaşması akıl kârı değil. Ha ‘ben girerim’ diyen mutlaka istediği için girer, ancak çıkar mı? İşte orası garanti değil. Kimin kimi ne diye vuracağı belli değil. Türkmeni, Kürdü, Yezidisi, Keldanisi, Asurisi, Sünnisi, Şiisi istisnasız hepsinin birbiriyle bir mevzu yüzünden kavgası var. Adam zalim olmasa ‘Saddam ne büyük bir lidermiş. Bu kadar insanı yıllarca bir arada tutmayı başarmış’ diyesi geliyor insanın. Bizim Kürtler... Kürtler, Saddam döneminde uğradıkları zulmün ve ardından güttükleri politikanın semeresini görmeye başlamış. Hep ezilmiş, hırpalanmış görüntüleri ile başta Türkiye olmak üzere birçok ülkenin ilgisine mazhar olan ve 2003’te ani kanat değişikliğiyle de ABD yanında yer alan Kürtler, bu işin meyvelerini fazlası ile toplamaya başlamış. Irak’ın toprak bütünlüğünden konuşulduğu bir ortamda bile kendilerini Bölgesel Kürt Yönetimi olarak bu tartışmaların dışında tutmayı başaran Kürtler, bölgede kendilerine göre bir düzen oturtmayı da başarmış. Savaştan hemen sonra kırmızı pasaportlarını Türkiye’ye iade ettikleri için tepki toplayan Barzani ve Talabani, en yakın ticari ve dost ilişkilerini ise Türkiye’den yana kurmaya özen gösteriyor. Türk araçları gümrüklerde özel ilgiyle karşılanıyor, kontrol noktalarında bekletilmiyor. Başta gıda olmak üzere birçok ihtiyaç Türkiye’den temin ediliyor. İnşaatlar, yollar Türklere ihale ediliyor. Zaman zaman terör örgütü yüzünden gerilen ilişkiler ise tabana yayılmasına müsaade edilmiyor. Siyasiler ne derse desin halk Türkçe konuşuyor, Türkçe dinliyor. Kısacası dükkanlarına astıkları Türkçe tabelalarla onlar bir Iraklı gibi değil Türkiyeli gibi bizim insanımız gibi davranıyor. Bu da bizim Saddam! Kerkük’te Irak Türkmen Cephesi’nin önündeyiz. Saddam efsanesi almış başını gidiyor. Cephe önündeki korumalar, “Saddam aşağı, Saddam yukarı” birbirlerine bir şeyler anlatıyorlar. İri camlı, siyah gözlükleri ile burnunun üstünü, bıyıkları ile dudaklarını kamufle eden babayiğit bir adam çıkıp geliyor yanımıza , “Hoşgeldiniz gardaşlar ben Saddam” diyor. Bu Saddam meğerse bizim Türkmen Cephesi Başkanı Sadetin Ergeç’in yakın koruması imiş. Saddam döneminde Bağdat’ta görevli iken savaşın ardından Kerkük’e gelip yerleşmiş. “Bir adamın ismi nasıl Saddam olur” diye soruyoruz, “Babası isterse olur. Hele iktidarda o varsa ve sene 1972 ise bal gibi olur” diyor bizim Saddam. Kamyonlar kefil göstererek giriyor Kuzey’deki Erbil, Dohuk gibi kentlerin girişine barikat kuran Kürtler bütün araçları didik didik arıyor. Şehre kamyonlarla yapılan intihar saldırılarının ardından kent girişinde bütün kamyonlar durduruluyor. Tek tek sorgulanan şoförlerden Arap asıllıların kente girebilmesi için bir Kürt’ün şoföre kefil olması isteniyor. Kamyon şoförünü kentin girişinde kefilin karşılamasının ardından şehre girişlere izin verilirken, Türk ve Kürt şoförlerden böyle bir kefil aranmıyor. Tabii bu prosedür yüzünden kent girişinde uzun kamyon kuyrukları görmek mümkün. Barzani fotoğrafları vitrinleri süslüyor Daha önce ayrı olan Barzani ve Talabani savaştan sonra birleşerek başkenti Erbil olan Bölgesel Kürt Yönetimi kurmuş. Erbil, Zaho, Dohuk, Süleymaniye gibi yönetimin hakim olduğu bölgelerde Irak bayrağı dalgalanmıyor. Buna karşın her yerde Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bayrağını görmek mümkün. Dükkanlarda ve iş yerlerinde de baş köşeyi Barzani ailesinin fotoğafları süslüyor. Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin yanı sıra Başbakan Neçirvan Barzani’nin fotoğraflarının yanında Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin de fotoğraflarına rastlamak mümkün. Cam ve ayna satan dükkanlar, iş yerlerine asılmak üzere bekleyen boy boy Barzani fotoğrafları satılıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102459
    % 0.88
  • 5.6399
    % -0.71
  • 6.3294
    % -0.71
  • 7.0547
    % 0.08
  • 260.991
    % -0.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT