BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hepiniz öpüldünüz

Hepiniz öpüldünüz

Bir Milli Takım ki... Oyunun ilk yarısında kafası karışık olduğundan beyninden ayaklarına emirler hem doğru gitmiyor hem de zamanında ulaşmıyor. Ayaklara değen toplar da genelde çabuk oynanmıyor ya da “Ya bir yanlış yaparsam” korkusuyla titrek titrek oynanıyor.



Bir Milli Takım ki... Oyunun ilk yarısında kafası karışık olduğundan beyninden ayaklarına emirler hem doğru gitmiyor hem de zamanında ulaşmıyor. Ayaklara değen toplar da genelde çabuk oynanmıyor ya da “Ya bir yanlış yaparsam” korkusuyla titrek titrek oynanıyor. Oyunu yönetim yönlendiren roldeki oyuncumuz Emre topla çıkarken ona koşularıyla top attırma şansı sunacağımıza biz başka işler yapıyoruz. Ne mi yapıyoruz? Kımıldamadan, uzak uzak ayağımıza top bekliyoruz. Emre de getirip verebildiğinde Bosna takımında nerede ne kadar oyuncu varsa hepsi topun arkasına geçmiş oluyor, dolayısıyla da perde perde savunmayla boğuluyoruz. Pozisyon dediklerimiz de, Ali Sami Yen’in kötü zemini yüzünden, garip garip, tuhaf tuhaf şutlarla tribündeki seyirciye topu muayene etme şansı veriyor. Nihat ile Semih bu kaosun içinde hem yer seçiminde anlaşamıyorlar hem de duvar olamıyorlar. Hamit ile Arda top rakipteyken ve o rakip topla adeta idman rahatlığında oynarken, Aurelio ile Emre’ye uzak kalıp presimizin, savunmamızın kalabalıklaşıp bloklaşmasına yardımcı olmuyorlar. Geri dörtlü rakibin de az adamla bizim ceza sahasında bulunuşundan rahat rahat oynuyor. İşte ilk 45 bu futbol görüntüsüyle soyunma odasına bir beraberlik taşımak üzereyken, yine Nihat, yine iyi dokunamadığı topu filelere yollayıverdi. İkinci yarı da, birinci yarıdakinden çok farklı bir oyunlar düşüncesiyle gelmedi. Biz yarım sıfırın bile Avrupa Futbol Şampiyonası vizesi olduğunu bildiğimizden bu defa topun arkasına daha çabuk biriken taraftık. Acaba Bosna ilk yarının çok ötesinde, çok adamla çekilmek yerine bu defa çok adamla gitmeyi düşünür müydü? Belki buna göre tembihli çıktık. Zaten Semih’in oyundan alınıp, Sabri’nin sahaya sürülmesi tam anlamıyla tahminlerimi onaylıyordu. Yani Milli Takım, orta sahanın kontrolünü fazla adamla kesinleştirip kontraya dayalı oyuna dönmüştü. Daha sonra ileride top tutan Arda’nın da Tuncay’la değiştirilmesi tam anlamıyla “Maç bizim olsun, ne olursa olsun” damgasını yiyordu. Dün akşam aslında grubun son maçı değil, sanki büyük hedeflere ulaşmak için oynanan tek bir 90 dakika idi. Buradan bakınca kazanmış olmak hayallerin, rüyaların gerçekleşmesi demekti. Öyle de oldu. Fikstürü belirlerken Bosna’yı İstanbul’a en son rakip olarak getirenlerin, benden küçükler ise yanaklarından, benden büyükler ise ellerinden öperim. Viyana’da buluşmak üzere. >> BENİM YILDIZIM Dün akşamki Milli Takım, en gerideki Rüştü’den en ilerideki oyuncusuna kadar maçın yıldızıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT