BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayata dair...

Hayata dair...

Şanssız insanın haline herkes vah çekmeye hazır; lâkin o acınışlar kimsenin ta bağrından kopup gelmiş değildir...



Hayata dair... Şanssız insanın haline herkes vah çekmeye hazır; lâkin o acınışlar kimsenin ta bağrından kopup gelmiş değildir... Pek az kişi vardır ki, iyi talihli bir dostun başarılarını kıskançlık duymadan kutlayabilsin... Ölümlü insanlar mutluluk saydıkları başarıya doymazlar... Kıskanılmayan, imrenilecek bir erdemi olmayandır... (...Agamemnon) kadınlar & erkekler “Yemekte ıspanak var, yoğurt almayı unutmuşum, gelirken alır mısın” sözüne koca tepkileri “SEVİLAY”dan: LAÇKALAŞMIŞ KOCA: Ben geç geleceğim... Toplantım var, yoğurtsuz yiyin... ALDATAN KOCA: Aradığınız numaraya şu anda ulaşılamıyor... KAZMA TİPİ KOCA: Mendebur kadın ıspanağı aldın da yoğurdu niye almadın?... KALAS TİPİ KOCA: Iggghhh yine mi ıspanak?... Otlaya otlaya sığır olduk... MONOTON KOCA: Tamam alırım... NORMAL KOCA: Tamam alırım başka bir şey lazım mı?... OLMASI GEREKEN KOCA: Tamam hayatım alırım, başka isteğin var mı?... SÜPER KOCA: Ispanakla mı uğraştın?... Yapmadıysan bırak ya dışardan söyleyelim, ya da dışarda yiyelim... kritik “-Hüsnü, Deniz Seki’ye yaramadı, görüyorsunuz benden beter olmuş... Zayıfladığını söylüyormuş, yalan... Orasını burasını ameliyatla toplattırdı... Deniz 39 yaşında, Hüsnü 31, ben de 28 yaşındayım...” (...Nazire Şenlendirici) itiraf reyonu... (...isim: nur ...şehir: bursa ...yaş: yirmiiki) Öğretim süresi 4 yıl olan Elektronik Mühendisliği’nde 5. senenizdir ve hala 2. sınıf dersini almaktasınızdır... Kapıyı çalar ve hocadan izin istemek için oracıkta beklersiniz... 80 kişinin gözleri de üzerinizdedir... Hoca içeride 2. sınıfların sınıf temsilcisi seçimini yapmaktadır lakin bundan haberiniz yoktur... Bu sebeple nedenini anlayamadığınız bir şekilde; “Üçüncü sınıfsın değil mi” diye sorar... “Hayır” demekle yetinirsiniz... Hoca ısrarcıdır sizin köşe bucak kaçtığınız soruda, “İkinci sınıf mısın peki”... Yine sadece sorunun cevabını vermekle yani “Hayır” demekle yetinirsiniz... Hoca o can alıcı soruyu sorar, “Kaçıncı sınıfsın peki?...” İşte öldürücü darbe gelmiştir artık... Cevabınız trajikomiktir; “-Sınıfım yok hocam, benim 5. senem”... 80 kişiyle birlikte hoca da kahkahalarla gülerken sizin de onlar gibi gülmekten başka yapabileceginiz bir şey yoktur artık... S.Ö.Z. der ki; “-Ayrılık sevgiyi öldürmeyebilir, ama dostluğu kuvvetlendirdiği kesindir...” (...Gündeme uyup, Facebook üzerine ettiği müthiş S.Ö.z.leri) Tuzaktan Kumanda ŞAHAN GÖKBAKIR: Her şeye atlarsak sabah kuşağı sanatçıları; Lerzan Mutlu, Petek Dinçöz, Seda Sayan’dan ne farkımız kalır?... *** GÜL GÖLGE (Magazin sunucusu): O kadar cahil insan var ki televizyonu bile açmak istemiyorum... O insanlarla aynı platformda nasıl yer alabilirim?... *** UFUK BAYRAKTAR (Kahvecilikten oyunculuğa): Ben bir hıyardım... Zeki Ağabey (Demirkubuz) beni aldı soydu ve cacık yaptı... *** ATİLLA TAŞ (Buzda Dans): Artık ölmek istiyorum... Albümüm satsaydı bu yarışmaya katılmazdım... Annemi arayıp ‘Beni neden doğurdun’ diyeceğim... Bugünün buluşu >> İlk kez röportaj yapılan biri, “Ne zaman yayınlanacak” diye sordu... (...23.11.1951 - Burak Saygın’dan) Temel’in yeri... Hava akrobatlığına özenen Dursun, bunu denemeye karar vermiş... Bir paraşüt kursuna katıldıktan sonra ilk atlayışını yapmak üzere uçağa binmiş ve havalanmış... Üç bin metre yükseklikten atlayan Dursun havada birkaç takla attıktan sonra paraşütün ipini çekmiş... Ancak paraşüt açılmamış... Yedek paraşütü denemiş, yine bir şey yok... Hızla yere inmeye devam ediyormuş... O sırada aşağıda kendisine doğru gelen Temel’i görmüş... Yanından yukarıya doğru çıkarken şaşkınlık ve ümitle bağırmış; -Heeey... Hava akrobasisi hakkında bir şey biliyor musun?... “-Hayııır” diye cevap vermiş Temel ; “-Peki sen gaz sobaları hakkında bir şey biliyor musun?...” Tebeşir Tozu... “-Birçok insan hayatının büyük bölümünü olduğundan farklı görünebilmek için heba eder...” (...Richard Wilkins) Bizimkiler... Harun Abi, gazeteye gelen davetiyeye bakarak Hasan’ı Sait Halim Paşa Yalısı’ndaki yemekli toplantıya göndermiş... “-Yarın saat 8’de orada ol...” Ertesi gün sabah saat 08.30’da telefon çalmış, “-Abi burada öyle bir toplantı yokmuş...” “Nasıl olur” diye, davetin geldiği yeri aramış ve 2 saat kavga etmiş, “Hem muhabir istiyorsunuz, hem de kimse gelmiyor” diye... Telefondakini uzun süre dinledikten sonra Hasan’ı aramış; “-Hasaaan... Geri gel sen abi... Akşam saat 8’de gidecekmişsin... Davetiyede PM mi diye bir şey yazıyormuş...” Bu devirde ne ISINMASI’ymış,KÜRE’yi sıksak suyunu çıkarırız...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT