BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Az kalsın Carlos...

Az kalsın Carlos...

F.Bahçe’nin Alexsiz kalmış kadrosunun son haftaların iyi sonuçlar alan rakibi Denizlispor karşısında “tıknefes” futbolu oynayacağını sananlar, aslında futbola başı yerde, ayakları havada bakanlar idi.



F.Bahçe’nin Alexsiz kalmış kadrosunun son haftaların iyi sonuçlar alan rakibi Denizlispor karşısında “tıknefes” futbolu oynayacağını sananlar, aslında futbola başı yerde, ayakları havada bakanlar idi. Özellikle deplasman oyunlarında Alex’in varlığı F.Bahçe’nin freni oluyor. Dolayısıyla da seri, çabuk, fazla adamlı kontra atak hemen hemen imkansızlaşıyordu. Ali Bilgin’in yanı sıra koşarak oynayan bir oyuncunun, Semih’in arkasında görevlendirilmiş olması çıkışlarda hem sağlam duvar, hem de dönerken sürat demekti. Uğur’un da Vederson’un çok ötesinde çabuk oynayıp, Carlos’un önünden hemen kopuşu F.Bahçe’nin bu oyundaki ilk yarı ağırlığının ana sebepleriydi. Denizlispor ise 1950’lerden kalma sahanın sağ göbeğinden F.Bahçe’nin sağ arkasına, özellikle de sol göbeğinden sol arkasına kaldırılan yüksek topların, Güvenç Hoca tarafından ne düşünülerek emredildiğini çok merak ettim doğrusu. Denizlispor’un bu kadrosu Tomassız kalmanın acısını alabildiğine çekerken, Yusuf istasyonundan da gerektiği gibi hiç yararlanamadı. Bunda F.Bahçeli Selçuk’un alan - adam markajındaki zamanlamasının doğrudan etkisi vardı. Koca bir ilk yarıda Gökhan’ı bir kere ileriye sarkıtan F.Bahçe, Carlos’la da ağır baskı kurdu. İlk on dakikanın haricinde fazla bir hareket göstermedi. F.Bahçe bir futbol maçının 45 dakikası içine Denizlispor ceza alanı içinde 5-6 net gol pozisyonu sığdırarak, acaba bu kadrosuyla anlı şanlı yorumculara, teknik direktörüne, “futbolda artık çabukluk gerek” mesajını verebildiyse bu çok önemlidir. Bu mesajın sunulmasında, tekrar ediyorum Ali Bilgin - Semih önlü arkalı oyundaki çabukluk Uğur ve Deivid’in kenardaki hızlılıklarının payı büyüktü. Denizlispor, altından kalkamayacağı bir skorla devreye gitmedi ise büyük bir şans furyası içindeydi diyebiliriz. İkinci yarıda uzun zamandır oynamamış olmanın dağınıklığına yakalanan Ali Bilgin ve Uğur’un duraksaması, F.Bahçe’nin de topu rakip sahaya taşırken zorlanmasına, daha doğrusu taşıyamamasına sebep oldu. Ama ne var ki; Denizlispor’un da Aurelio ile Selçuk’un kendi savunması önlerine dayanmasını, uzun toplarla değerlendirmeye çalışması pozisyon getiremezdi. Deivid ile Semih’in giderek yalnızlığa itilişi, ve de F.Bahçe ön liberolarıyla en son adamla olan mesafesinin Denizlisporlularla doldurulması, bir ev sahibi tek kalesi görüntüsü verdi. Ancak bu görüntü, pozisyon zenginliği olmayan, havanda su dövmekten, kalabalık gürültüsü vermekten öteye geçemedi. Zico, Ali Bilgin’le Uğur’un yorgunluğa, o da maç eksikliği sebebiyle yakalanışlarını 69. dakikaya kadar seyretti. Oysa değişiklikler daha erken yapılsa, F.Bahçe belki de maçı bitirecek bir ikinci golü daha erken bulabilirdi. İnter maçı yorgunu olanlar, diri sanılan Denizlisporlulardan daha diriydiler. Bu da gerçekten futbolumuz adına büyük ile küçüğün, büyük farklılıklarla bir birlerinden ayrıldıklarının işareti idi. Özetle F.Bahçe, sadece kendisinin değil, belki de rakiplerinin de tehlike alanı içinde gördüğü maçı çok kolay kazandı. Tam yazımızı noktalarken yine Roberto Carlos’un ofsaytı bozduğu pozisyonda Denizlispor’un bana göre nizami golünü F.Bahçe’nin bir türlü beğenemediği hakemler iptal ettiler.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT