BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yapma be Hasan!

Yapma be Hasan!

Hasan Şaş, bu ülkenin uluslararası alandaki önemli oyuncularından biridir. Özellikle de 2000 ile 2002 arasında müthiş idi... Bunu sadece ben söylemedim, bütün dünya futbol otoriteleri aynı görüşte idiler...



Hasan Şaş, bu ülkenin uluslararası alandaki önemli oyuncularından biridir. Özellikle de 2000 ile 2002 arasında müthiş idi... Bunu sadece ben söylemedim, bütün dünya futbol otoriteleri aynı görüşte idiler... Hasan’ın bugün bile, özellikle futbolda ezilmiş ülkelerde çok sempatizanı vardır. Sağ bek, orta alan, sol açık, sağ açık ve en sonunda ön libero oynamadı mı? İyi futbolcu budur işte... Ama gelin görün ki aynı Hasan, hem de takımı 2-1 yenikken, kendini oyundan attıracak kadar sinirsel bir yetersizliğe yakalanmış. Şimdi de, ülkeden kaçmaya hazırlanıyor... Olmaz Hasan... Seni en son atıldığın maçtaki futbolunla bile izlemek isterim... Kaç tane Hasan var ki, bu ülkenin futbolunda? >> Efes bu olamaz! Efes, hiç kuşkusuz, bu ülkenin basketboldaki lokomotifidir... Alt yapısı, üst yapısı ve de özellikle Avrupa arenasındaki başarıları ile... Ama gel gör ki, günümüz Efes’i, belki de tarihinde hiç yaşanmamış bir durumla karşı karşıya... Bu da şu: “Tek oyunculu takım!..” Bu, aslında takım sporlarında olmaması gereken bir olgu... Hele hele düne kadar takım olgusu ile başarılara ulaşmış Efes için... Nicolas’a “süperman”, pardon süper basketbolcu olarak daha ne kadar yaslanılabilir ki? Ona da yazık değil mi? Sevgili Engin Özerhun, ne olur bana söyler misin, diğer oyuncuları nereden ve kaça aldınız? >> Carlos’un fotoğrafı! Fenerbahçe’nin dünyaca ünlü sol oyuncusu ki, son değerlendirmede dünyanın en iyi 11. futbolcusu seçildi, ne hikmettir bilinmez, çok kritik pozisyonlarda sanki fotoğraf çektiriyor. 2006 Dünya Kupası yarı finalinde, Fransa’dan da böyle bir gol yedirmişti Brezilya’ya... Dün de Milano’da yedirdi... Bugün de yediriyordu ama, hakemler ofsayt gerekçesiyle iptal ettiler... Eh ne de olsa podyumlarda sık sık görünüyor ya bu ünlü.... Kim bilir belki de oradan bir alışkanlık edinmiştir diyorum... >> MHK eski başkanından inci! Bülent Yavuz dostumuz, bilindiği gibi Merkez Hakem Kurulu eski başkanlarındandır. Gelin görün ki, geçenlerde Star ekranından Şampiyonlar Ligi maçı öncesi bir inciler döküldü ki, sormayın... Aynen şöyle idi: “İnşallah Beşiktaş seyircisi Cantalejo’yu etkiler de, maç Beşiktaş’a gelir...” Bir MHK üyesi, eski de olsa, bir hakem için bunu nasıl söyler, bunu nasıl diler? Yoksa siz hakemken veya MHK’nın başkanıyken de böyle düşündüğünüz maçlar oldu mu? >> Trabzon’un rozeti düştü mü? Geçen hafta bu sütunlarda, Trabzonspor’un yakasındaki “Dördüncü büyük” rozetinin düşmekte olduğunu yazmıştım. Ersun Yanal göreve geldiğinde de, maç başına yenen gol ortalamasının yükseleceğini iddia etmiştim. İlk iddiam süratle gerçekleşiyor. Allah en son yazdığımdan korusun! >> Yasa! Hatırlarsanız, bu ülkede sırf Haluk Ulusoy bir kere daha başkan olmasın diye yasa çıkarılmıştı. Bu defa da sanki benzeri bir iş için kollar sıvanmış gibi... İlla da güven oyu... Neden? Hükümetler, her yasa çıkışında güven oyuna mecbur mu? Hayır! Haaa Ulusoy Federasyonu’nun özellikle son dönemde hatası yok mu? Var tabii ki... Ama kimin yok ki?.. Sayın Bakan, mükemmel bir çalışma yaptı... Bir de şu “Genel Kurul” kurdunu dışarıda tutabilseydi... >> Süreyya Ayhan’ın duruşu! Hep söyledim, hep yazdım, Süreyya Ayhan bu ülkenin atletizmdeki kötü gidişini değiştirebilecek bir yetenekti. Ama olmadı. Son basın toplantısında ve sonrasındaki medya turunda şöyle bir demeç daha verdi: “Dünyaya 100 kere gelsem, yine Yücel Kop’la evlenirdim...” Hah, şimdi Süreyya’ya yeni bir ufuk açıldı. Artık TV dizilerinin aranan yıldızı olabilir... Ne dersiniz? >> G.Saray’ın yeni şampiyonluğu! Yok yok bu seferki futbol veya bir başka spor alanından değil... Galatasaray’ın yeni şampiyonluğu “Vefasızlık” alanından... Dün Bülent Korkmaz, Hakan Ünsal, bugün Hakan Şükür ve Hasan Şaş... Çok eskiden Suat Mamat, hatta Metin Oktay ve daha niceleri... Galatasaray bunu hep yapıyor... Ama söz konusu Lise’nin doğumu oldu mu, kimse vefayı unutmuyor... Ama futbol takımına gelince, vefa semt olup çıkıveriyor... Sayın Başkan Özhan Canaydın, özellikle sizin döneminizde vefasızlık yaşanması çok tuhaf.... Hani siz fair-play ödüllüsünüz de ondan diyorum... >> Meğerse!.. Fenerbahçe’nin, ülkemizde olduğu kadar, belki de spor dünyasında da ilk defa gerçekleştirdiği toplantı sona erdi. Her oturum sonrası da görüşler açıklandı. Ama en son gün açıklananlar, toplantının asıl amacının ne olduğunu orta koydu. Şekip Bey, “Yayın meselesinde Federasyon vekilliği yeniden değerlendirilmelidir” dediler... Tahir Bey de “Vergiler düşürülmeli veya hatta kaldırılmalı” dediler... Öyle ya, vatandaş enayi, aldığının yarısından çoğunu vergiye versin, futbolcu 4 milyon eurodan kuruş veremesin... Ne âlâ memleket! Bakın bakalım başka hangi çağdaş ülkede böyle bir uygulama var? >> Servet’ten özür dileyenler! Galatasaray ve milli takımın stoperi Servet’ten özür dileyen dileyene... Yok efendim, zaman içinde aşama kaydetmişmiş... Çok şey öğrenmişmiş... Hadi canım siz de... Servet, zaten iyi bir stoperdi... Öyle idi ki, Fenerbahçe onu Denizlispor’dan transfer etti... Ama Servet orada özel hayatına hiç özen göstermedi... Sonra Sivas’a gitti. Anadolu gerçekleriyle yaşamak zorunda kalınca, toparlandı... Şimdi de hem Galatasaray’ın, hem de milli takımın en sağlam adamı... Nasıl mı, neden mi? Aklını başına aldı da ondan.... Yoksa Servet eski Servet, hepsi o kadar... >> Basketbol yorumcuları! Bir yanda sevgili dostum Nur Germen, diğer yanda Yiğiter Uluğ ve de Kaan Kural... Hepsi de bu basketbol işini yutmuş kişiler... Nur, zamanın en iyi oyuncularındandı. Yiğiter, taa Barcelona’ya kadar gidip, bu işe soyunmuştu. Kaan ise, kilosunca NBA yutmuş... Bir de gel bizim futboldaki yorumculara... Amigolar, kulüp başkanlarının iş açtıkları, yönetici ianeleriyle yaşayanlar, federasyon kanalıyla seyahat edenler, hemşehrilik kıyağı ile üç günlükken koltuklara kurulanlar falan... Peki, sizce basketboldaki mı sağlıklı yorum yapılıyor, futbolda mı? >> Ertuğrul Hoca şaşırtıyor! İnanılır gibi değil... Ertuğrul Hoca, Marsilya’ya karşı, aynı on birde hem Delgado’yu, hem de Ricardinho’yu oynatıyor... Ama aynı hoca, üç gün sonra Rizespor’a karşı Ricardinho’yu, hem de hiç oyuna almadan, kenarda oturtuyor... Şimdi akla bir soru geliyor, ister istemez... O da şu: “Marsilya mı daha güçlü, Rizespor mu?” Devam edelim... Maç Rizespor ceza sahası içinde, hem de kalabalıkla oynanmaya başlamış... Nobre mi çıkar, yoksa sadece geniş ve tenhi alan oyuncusu Bobo mu? >> Seyrantepe, ya da Hüsrantepe! Gazetelerde okudum... İnşaat işinden hiç anlamam... Ama Seyrantepe’de işlerin başlayabilmesi için ABD’de finans aranıyormuş. Başkan Canaydın da geçenlerde yeni bir tarih daha vermiş, temel için... Bu gidişle, takvimde tarih kalmayacak... Neyse dünyanın sonu gelmedi ya... Ama bu tepenin adı süratle başlıktaki gibi değişecek anlaşılan...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT