BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Fakülte mi açıyoruz yoksa lise mi?

Fakülte mi açıyoruz yoksa lise mi?

Veteriner Fakültesi açmak; bir bina inşa etmek, öğretim üyelerine birer oda vermek ve dershanelere öğrencileri doldurmak değildir. Ayrıca bir fakültenin en önemli görevi mezun vermek değil, bilim üretmektir. Ancak, ülkemizde fakültelerin tek görevinin mezun vermek olduğu anlayışı hakim olmuştur ki bu, ülke biliminin geleceği açısından çok tehlikelidir.



Veteriner Fakültesi açmak; bir bina inşa etmek, öğretim üyelerine birer oda vermek ve dershanelere öğrencileri doldurmak değildir. Ayrıca bir fakültenin en önemli görevi mezun vermek değil, bilim üretmektir. Ancak, ülkemizde fakültelerin tek görevinin mezun vermek olduğu anlayışı hakim olmuştur ki bu, ülke biliminin geleceği açısından çok tehlikelidir. Veteriner Fakülteleri’nde veteriner bilimi öğretilir ve mezunlar bu bilimsel donanıma sahip olarak yetişirler. Mesleğe yönelik insan yetiştirmek, fakülte görevlerinden sadece birisidir. Mezunlar, mesleğin icrası için, yasada belirtilen makamlardan ayrıca onay almak durumundadırlar. Yeni bir fakülte açmaktaki amaç nedir? Eğer lise mezunlarının açıkta kalmaması, ülkede üniversite mezunlarının sayısının artması amaçlanıyorsa diyecek lafımız yok. Zaten bilimin bu kadar aşağılandığı bir ülkede her şey bitmiş demektir. Bir Veteriner Fakültesi’nin aşağıdaki şartları taşıması gerekir. Halk sağlığı ve hayvan sağlığı ile görevli insan yetiştirecek bir fakülte kurulurken, bu şartlardan taviz verilmesi söz konusu dahi edilmemelidir: Fakültenin bina ve odalarından ziyade, bilimsel ve kültürel alt yapısı olmalıdır. Dünya biliminin geldiği en uç noktayı yakalayacak düzeyde alt yapıyla donatılmalıdır. Kütüphanesi dolu, kütüphanenin internet vasıtasıyla mesleğin en popüler peryodiklerine olan üyelikleri tamamlanmış olmalı; böylece güncel bilimsel verilerin akışı ve yeterli bilimsel birikim sağlanmalıdır. Üretilen bilim, fakülteye ait bilimsel dergiler aracılığıyla uluslararası alana taşındığı gibi, sahaya da yansıtılıp, veteriner hekimliğin hizmetine sunulmalıdır. Öğrencinin pratik yapmasına yeterli sayıda hasta hayvan akışı garanti altına alınmalı, ayrıca kendi bünyesinde üretken bir çiftliğe sahip olmalıdır. Öğrenci sayısına uygun ve son teknolojiyle donatılmış laboratuvar, klinik, ameliyathane, hasta hayvan yatmasına uygun bölümler, karantina, hasta kayıt sistemleri, hayvan gezdirme alanları, hayvan nakil araçları, öğrenci pratiği için son derece önemli olan hara, araştırma enstitü vb. sağlanmalıdır. Eğitim programı hazırlanırken, işin en kolayı olduğu için genelde tercih edilen teorik ağırlığa sahip eğitim yöntemleri benimsenmemeli, daha kısa zamanda daha öz bilgi vererek, öğrencinin ders dışında sosyal etkinliklere katılabilecek zamanı bulması sağlanmalıdır. Hemen Erasmus programlarına dahil olarak AB uyum ve akreditasyon süreci hızlandırılmalı, gelişmiş ülkelerle öğretim üyesi ve öğrenci değişim programları gerçekleştirilmelidir. Şu noktada tüm meslektaşları hemfikir olmaya davet ediyorum: Bizler yeni fakülte açılmasına, “mezun sayısı artacak, meslektaşlar iş bulamayacak” endişesiyle karşı çıkmamalıyız. Niteliksiz Veteriner Fakülteleri’ni, ülke bilimine, dolayısıyla ülkemizin geleceğine vereceği zarar nedeniyle istemiyoruz. > Prof. Dr. Tamer Dodurka >> Engelli vatandaşları unutmayanlar da var Engelli vatandaşlar için hayatı biraz daha kolaylaştırmak gerektiğini herkes söyler. Ama bunun icraatı genellikle unutulur. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Özürlüler Müdürlüğü, yürüttüğü çalışmalarla bu sözün gereğini yerine getiriyor. İşte yapılanların bir kısmı: İstanbul’un çeşitli noktalarında açılan birimlerle özürlü ve özürlü yakınlarına hizmet verilmektedir. Özürlüler Müdürlüğü’ne kayıtlı 56 bin özürlü bulunmakta, yılda yaklaşık 100.000 özürlü ve yakınına hizmet götürülüyor. Her yıl Mayıs ve Ekim ayları arasında Çiroz’da açılan Özürlüler Yaz Kampı’nda 4.800 özürlü ve yakınına ücretsiz tatil imkânı sunulmaktadır. Düzenlenen sosyal faaliyetlerden yılda ortalama 60 bin özürlü ve özürlü yakını faydalanmaktadır. “Alo 153 Özürlü ve Yaşlı Ulaşım Servisi Hizmeti”yle her gün, toplu taşıma araçlarını kullanamayan 130 özürlüye ücretsiz servis hizmeti verilmektedir. 1356 özürlüye akülü tekerlekli sandalye verilmiştir. Yılda yaklaşık 11 bin özürlüye medikal yardım (Beyaz baston, ses kayıt cihazı, tekerlekli sandalye, koltuk değneği, işitme cihazı, hasta altı bezi, ortez - protez) yapılmaktadır. İstanbullu özürlülere yılda yaklaşık 17 bin seans psikolojik danışmanlık, 17 bin seans ise fizik tedavi hizmeti sunulmaktadır. Her yıl ortalama 50 bin özürlü ve özürlü yakınına özürlülükle ilgili bilgilendirme, yönlendirme, danışmanlık hizmeti verilmektedir. Sporla rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yılda 1.700 özürlü; yüzme, jimnastik, judo, basketbol, okçuluk ve futbol faaliyetlerinden ücretsiz olarak faydalanmaktadır. Özürlülüğün erken tespit edilmesine yönelik Denver Gelişim testi ücretsiz olarak yapılmaktadır. Özürlülere, eğitim amaçlı ahşap boyama, ebru, takı-tasarım, tiyatro, okuma- yazma, Türk İşaret Dili, resim, bahçıvanlık ve temizlik eğitimleri verilmektedir. İsteyen özürlü ve özürlü yakınlarının, bütün bunlar için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Alo 153-3 hattını arayarak başvuruda bulunmaları yetiyor. >> Kitap gönderelim Sevgili Kitap Dostları, Okulumuz bünyesinde açılacak olan okul kütüphanemize kitap bağışı kampanyamız başlamıştır. Kitaba ve okumaya aç çocukları kitapsız ve kütüphanesiz bırakmayacağınız umuduyla hepinize şimdiden teşekkürler ediyoruz. 1-1-8.sınıf hikaye -roman tarzı kitaplar, 2.1-8.sınıf kültür edebiyat yayınları-ansiklopediler, Ve elinizde bulunan çocuklara faydalı olacağını düşündüğünüz kitaplar... NOT: Kargo ücreti tarafımızdan karşılanacaktır... Pekmezli İlköğretim Okulu - Akçakale - ŞANLIURFA >> Genel Sağlık Sigortası (GSS) başlangıç amacından sapmamalı 1. Her vatandaşın, istediği hekime ve istediği sağlık kuruluşuna başvurusuna imkan sağlayacak şekilde; standarda uyan tüm muayenehane, poliklinik, tıp merkezi, laboratuvar ve hastanelerle sözleşme yapılmalı. 2. Taslağın ilk şeklinde yer alan, “eğer vatandaş sözleşmesiz sağlık kuruluşuna başvurursa, ödemenin %70’i karşılanır” ibaresi korunmalı. Kurumlar arasında bu derecede ayrımcılık yapılmamalı. 3. GSS, yalnızca hastaneleri destekleyen bir sistem olmamalı. Aksine, gideri daha düşük olan ve hasta başı maliyetleri düşük olan, ayaktan tanı ve tedavi kuruluşlarını desteklemeli. Bu nedenle SGK, muayenehaneler, poliklinikler ve laboratuvarlarla sözleşme yapmalı. SGK, Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığı; belirli zincir hastanelerin ya da devlet hastanelerinin sözcüsü imajını veren görüntüden uzaklaşmalı. 4. Getirilen uygulamaların maliyet ve işletmecilik boyutları iyi irdelenmeli. Bu nedenle, getirilen eleştiri ve önerilere kulak verilmeli. Ekonomik temeli olmayan uygulamaların, ülkeye daha büyük zararlar vereceği unutulmamalı. 5. Özel kuruluşların fark almaları kaçınılmazdır. Yoksa maliyetlerini karşılayamazlar. Farklara sınır getirilmemeli. Vatandaş istediği yere başvurabilmeli, isterse bu farkı ödemeli. Araya zorlayıcı olarak devlet girmemeli. 6. Listesindeki birim fiyatlar yeniden düzenlenmeli. Bölümler arasındaki dengesizlik giderilmeli. Özellikle, maliyetleri karşılamaktan uzak olan laboratuvar test birim fiyatları düzeltilmeli. 7. Tamamlayıcı sigorta mutlaka kabul edilmeli ve özel sağlık sigortacılığı teşvik edilmelidir. Böylelikle, sağlık alanında yükün bir kısmı gönüllü olarak vatandaş tarafından üstlenilecektir. Özellikle son söz: Sağlık Bakanlığı, SGK ve tüm kurumları, ülkemizde sağlık sisteminin şu andaki toz-duman halindeki geçiş döneminde sorumlu davranmalı. > Doç. Dr. Paşa GÖKTAŞ
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 101566
    % 1.76
  • 5.6804
    % -0.1
  • 6.3745
    % -0.15
  • 7.0989
    % 0.44
  • 260.647
    % -0.02
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT