BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çok üst düzeyde bir yalan!

Çok üst düzeyde bir yalan!

Haberler iyi değil. Kriz, geliyormuş! -Duydunuz mu? IMF, kırmızı alarm veriyormuş. -Ne için? -Türkiye ekonomisinin gidişatı için..



Haberler iyi değil. Kriz, geliyormuş! -Duydunuz mu? IMF, kırmızı alarm veriyormuş. -Ne için? -Türkiye ekonomisinin gidişatı için.. -Kim söylüyor bunu? -Çok üst düzeyde bir yetkili.. -Ne iş yapıyormuş, bu etkili, yetkili.. -Bir yabancı bankanın CEO’suymuş.. *** Pes doğrusu! Üst düzeyde yetkililere yaslanarak, üst düzeyde yalan söylemek ve esip savurmak, medyatik geleneklerimiz arasındadır. Ne var ki, fazla tıraş, sadece cildi değil, ahlâkı da bozar. Cari açıktan, Aşil’in Topuğu’na.. Ekonomik ve siyasi değerlendirmelere, genellikle “siyah ve beyaz” olmak üzere, iki renk egemen olur. Grinin tonlarından pek fazla hoşlanmayız, nüansları sevmeyiz. İşin aslını araştırdık; bu sefer de öyle olmuş. IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, 19 Kasım 2007’de Washington’da bir basın toplantısı düzenlemiş.(*) Giorgianni, bir dizi olumlu gelişmeyi vurgulamış. Ekonomiye ilişkin risklerden bahsederken, mitolojik bir metafordan da yararlanmış, cari açığımızı Aşil’in Topuğu’na (Achilles’ Heel) benzetmiş.(**) Felaket tellalları, tam da bu noktayı gündeme taşıyarak, panik pompalamaya çalışmışlar. Olup biten bundan ibaret. IMF, cari açığımıza ilişkin uyarılarını ilk defa yapmıyor. Giorgianni’nin açıklamalarını alarm diye algılamak ve algılatmak, iyi niyetli bir yaklaşım değil. Kaldı ki, onun dikkat çektiği risklere, bir dizi yabancı yatırım bankası ve piyasa yorumcusu da sık sık değiniyor. Özetlemek gerekirse, IMF yetkilisinin temel refleksleri şunlar: -Büyümenin bileşimi ve finansmanı, fiyat istikrarını ve mali disiplini tehdit ediyor mu? -Büyüme, cari işlem açıklarını finanse edilemez boyutlara taşıyor mu? Haksız mı? İnsaf edelim ve soralım: Geçmişinde 19 tane Stand-by ve bol miktarda kriz barındıran bir ülkeye, başka türlü bakılabilir mi? Sihirli formül yok! Gerçekten, büyümeyi topukladığımızda, topuğumuzda, (yani cari dengemizde!) zaaf oluşuyor; risk birikiyor. Cari açığı tartışmak demek, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini tartışmak demektir. Üretimin ve ihracatın ithalata olan bağımlılığını, elbette göz ardı edemeyiz. Cari açığın finansmanının bileşimi ve vadesi dikkate alınması gereken bir diğer husustur. Cari açığı riskli kılan temel faktörlerin başında, küresel likiditede ortaya çıkabilecek sert çalkantılar göz kırpıyor. Dolayısıyla, cari açığı, “Aşil’in Topuğu” olmaktan çıkarmak zorundayız. Peki, cari açıktan kurtulmayı mümkün kılacak sihirli çözümlerimiz var mı? Bendeniz, sihirli ya da sihirsiz, herhangi harika bir formüle bu güne kadar tesadüf etmedim. Üç yıldır soruyoruz: - Cari açıktan kurtulmak adına kısa vadeli sermaye hareketlerini kısıtlayabilir miyiz? -Hayır! - Üretimin ve ihracatın ithalata olan bağımlılığını, kısa dönemde ortadan kaldırabilir miyiz? -Hayır! - Kur rejimini, bu günden yarına hemen değiştirebilir miyiz? -Hayır! - Gümrük Birliği’nden çıkabilir miyiz? -Hayır! Liste, uzatılabilir! Gördüğünüz gibi, sorular da değişmemiş, cevaplar da.. Peki ne yapmalı? Cari açık probleminin gündemden düşmesi için, orta vadeli bir yapısal dönüşüm gerekiyor. Yapısal dönüşümden kastedilen, Türkiye’nin uluslararası iş bölümündeki yerinin değiştirilmesi, rekabetçi sektörlerinin yeniden tanımlanması ve yapılandırılmasıdır. Başka çare var mı? *** (*) www.imf.org/external/np/tr/2007/tr071119.htm (**) Aşil Kirişi de denir. Paris, Aşil’i topuğundan vurarak öldürür. Neden mi? Aşil’in öldürülebilecek tek noktası, topuğudur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT