BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Öz annelerini öldüren bazı kızlar münâsebetiyle

Öz annelerini öldüren bazı kızlar münâsebetiyle

Her anne-baba, çocuğuna ilmî, dînî, millî ve ahlâkî görevlerini öğretmelidir. Öğretmezlerse hem dînen mes’ûl olurlar, hem de işte bugünkü, hepimizin yüreğini sızlatan, istenmeyen durumlar ortaya çıkar...



Son zamanlarda gazete, radyo, televizyon ve internette, insanların kanlarını donduracak haberler çıkmaya başlamıştır. Son birkaç sene içerisinde, hele son aylarda âdetâ cinnet geçiren gençler çoğaldı. Bunlardan bazısı “gasp”, “darp”, “katil”, “ırza tecâvüz” gibi suçları işlemekte, bazısı da “intihâr” etmektedir. Hepimizin takip ettiği gibi, son günlerde, annelerinin boğazlarını kesen kızlar gündemi işgâl etmektedir. Gazetelerde o kadar çok haber var ki hangi birisini sayalım. Ben sadece, bir müddet önce vukû bulan bir hâdiseyi, misâl olarak zikredersem, konu yeteri kadar anlaşılacaktır: “Görüşmelerine izin vermedikleri için plan yaparak 19 yaşındaki sevgilisine, babası K., annesi F. ve ablası N.’yı öldürten 16 yaşındaki G.K., annesinin ölmediğini görünce son darbeyi kendisi vurdu. Annesini sırtından bıçaklayan G. ve erkek arkadaşı K. B. tutuklandı.” Böyle hâller, eskiden bizim cemiyetimizde bulunmazdı; böyle şeyler bizim kültürümüzde, târihimizde, örf ve âdetimizde yoktu. HUZÛRLU BİR ÂİLENİN ÖNEMİ Bilindiği üzere, insanlar cemiyet hâlinde yaşamak mecbûriyetindedirler. Cemiyetin en küçük birimi de âiledir. Âile, insanların doğup büyüdüğü, yetişip geliştiği ve terbiye gördüğü en küçük topluluktur. Bu bakımdan âile, toplumun temel taşıdır; topluluğun küçük-büyük fertlerinin olgunlaştığı bir hayât okuludur. Âile, ne kadar sağlam olursa, toplum o derece güçlü temeller üzerine kurulmuş olur. Âilede karşılıklı hak ve vazîfelerin bilinmesi ve yapılması, bu yuvanın huzûrlu olması için çok önemli bir husûstur. Bir milleti yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlar, ilk tahrîbâtlarına âileden başlamaktadırlar. Alkol, uyuşturucu, kumar ve fuhşun en büyük tahrîbâtı da âile ve nesiller üzerinde olmaktadır. Toplumun temeli âile, âilenin temeli ise sadâkat, iffet, hayâ, karşılıklı sevgi, saygı ve anlayış gibi manevî değerlerdir. Âilenin zayıfladığı, zedelendiği, vazîfelerini yapamadığı zamanlarda gayr-i meşrû serbest münâsebetler artmakta, beden ve rûh sağlığı bozuk nesiller toplumu işgâl etmektedir. Bu sebeple, T.C. Anayasası da, âilenin, annenin ve çocuğun korunmasında devleti vazîfeli kılmıştır. Bilindiği gibi âilenin gâyeleri arasında, neslin devâmını sağlayan çocuğa sâhip olmak da vardır. İnsanın öldükten sonra da iyilikle anılması için; topluma faydalı bir hayır eseri veya faydalı bir ilim yahut hayırlı bir evlât bırakması gerekir. Her şey bitip unutulduğu hâlde, bunlar unutulmaz ve ölen insanın hayırlı işlerinin ve sevâbının devâmını temîn eder. Bir hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Öldükten sonra sevâbı kesilmeyen iyi işlerden biri de, sâlih evlâd yetiştirmektir. Ana-babası öldükten sonra böyle evlâdın ettiği duâlar, ana-babasına ulaşır.” [Müslim] O hâlde çocuğun örnek şekilde yetiştirilmesi, anne ve babanın ortak vazîfelerindendir. Yüce dînimiz İslâmiyet, ilim, irfân ve ahlâka çok büyük kıymet verip, câhilliği ve ahlâksızlığı reddeder. Onun için her anne ve baba, çocuğuna ilmî, dînî, millî ve ahlâkî görevlerini öğretmelidir. Öğretmezlerse hem dînen mes’ûl olurlar, hem de işte bugünkü, hepimizin yüreğini sızlatan, istenmeyen durumlar ortaya çıkar. ÇOCUĞUN EN BÜYÜK DÜŞMANI Anne ve babalar, gerek erkek, gerekse kız çocuklarını devâmlı gözetmeli, bilhâssa onları kötü yayınlardan ve kötü arkadaşlardan korumak için çok gayret göstermelidirler. Zîrâ kötü arkadaş, çocuğun en büyük düşmânıdır. Muhtelif müessese ve ilim adamları tarafından yapılan araştırmalara göre, sayıları 20 milyona yaklaşan gençlerin maalesef neredeyse yarısı depresyon geçirmektedir. Anket neticelerine göre, lise sondaki kızların yüzde 50’den fazlasında, erkeklerin de yüzde 50’ye yakınında kaygı ve depresyon belirtileri görülmüştür. Bu netîce, biz anne-babaları, dede-neneleri, eğitimci, sivil-resmî-özel bütün müesseseleri endîşelendirmelidir. Her fert, âile ve müessese, bu arada medya da kendi sorumluluklarının idrâki içerisinde olmalıdırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT