BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > tuzaktan kumanda

tuzaktan kumanda

(...STAR TV-Esra Erol) DAMAT ADAYI: Huyu huyuma, boyu boyuma uyan birini arıyorum...



tuzaktan kumanda (...STAR TV-Esra Erol) DAMAT ADAYI: Huyu huyuma, boyu boyuma uyan birini arıyorum... ESRA EROL: Ama bizim Türk geleneklerine göre bayanlar biraz kısadır... itiraf reyonu... (...isim: manidar ...şehir: istanbul ...yaş: at bir şey) İş yerindeyiz... Kız arkadaşlardan biri Murat Başaran’a hayran olduğunu, fiziksel özelliklerini falan bayıla bayıla anlatıyor... Hemen senaryocu yanım devreye giriyor, “-Aman o bıyıklıda ne buluyorsun?...” Havale geçirmişcesine, “Onun bıyığı mıyığı yok” diyor... İspatlarım diyorum ve gazetedeki Murat Başaran’ın “Dünya Hali” köşesinde önce ismini sonra fotoğrafını gösteriyorum... Gerisini siz hayal edin... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) tebeşir tozu “-Kadınlar yitirmekten dolayı acı çekerler, erkekler de yitirileni hatırlamaktan...” (...Tacitus) bir yaş daha büyütenler Vakıf medeniyetini genç kuşaklara tanıtmak için yayınlanan “İlginç Vakıflar” adlı kitapta bulunan vakıf isimleri, duyanları şaşkına çeviriyor... Kitapta yer alan bazı ilginç vakıflar şöyle: > İzmir’de haziran ayından itibaren şehir merkezinde ve hapishanedeki mahkumlara serinlemeleri için kar dağıtmak için kurulan “Kar Dağıtan Vakfı...” > İstanbul’da öğrencileri pikniğe götürmek için kurulan “Pikniğe Götüren Vakfı...” > Aydın’da Orta Mahalleye yaptırılan çeşmeye yaz günlerinde 90 gün süre ile kar taşıyarak suyun soğutulmasını sağlayan “Suyu Soğutan Vakfı...” > İstanbul’da Bebek’te kurulan köşk ve limanda insanların temiz hava almalarını sağlayan “Nefes Aldırmak İçin Kurulan Vakıf...” > Gaziantep’te ramazan ayında köyüne gitmeyip medresede kalan öğrencilere 5’er kuruş pabuç parası veren “Pabuç Parası Veren Vakıf...” > İstanbul’da duvarlara yazılan yazıları temizleyen “Duvar ve Sokak Temizliği İçin Kurulmuş Padişah Vakfı...” bizimkiler... (...Bizimkiler’in keşfedilmesini istediği şeyler) HAYRETTİN ABİ: Olumlu yönde yalan söyleyen tartı aleti... ... AHMET ABİ: Üç gün önceden yazısını teslim eden biyonik yazar... ... CEM: Eleman uyanınca işe getirecek kişisel servis otosu... ... SIRRI: Konuşma bitince kendiliğinden kapanıp, kullanıcının arkasından gelecek cep telefonu... ... SERDAR: Düğünde tam, yarım ve çeyrek altını birlikte takacak arkadaş... ... NECMETTİN: Babayı kaldırmadan bebeğe bakabilen bebek odası robotu... ... ERCAN: Verdiği krediyi geri istemeyen banka... ... CEMAL: İstanbul-Kovanlıköyü arası teleferik hattı... ... MUSTAFA: Kaval melodili cep telefonu ve girilmeden kazanılacak iddia... sizinkiler... (...Aşırı derecede Türk filmi izleyen iki genç sevgili konuşuyor) -Aşkım seni çok seviyorum senden ayrı kalmaya dayanamam, ayrılırsak canıma kıyarım... “-Ben de seni çok seviyorum ama ayrılmamız lazım ilişkimiz yürümüyor...” -Tamam ayrılalım o zaman ben canıma kıyacağım yüzünü son bir defa göreyim... “-Bak böyle bir şey yaparsan bir daha yüzümü asla göremezsin...” (...Hasan Atsak’tan) S.Ö.Z. der ki; “-’Burada olsa yüzüne de söylerim’ sözü, genelde konuşmanın geçtiği yere en uzak olan kişiler için söylenir...” (...Harikaya uzak, gerçeğe yakın müthiş S.Ö.Z.leri) hayata dair... Kimsenin kollarında yığılıp can vermek istemiyoruz... Aşktan bunca korkmamızın sebebi bu yüzden... Çünkü zaten, her yanımız kılıç yaralarıyla dolu... Ama bir şekilde kapanmış, kabuk bağlanmış yaralar onlar... Nasıl yapmışsak yapmışız üstesinden gelmişiz... Ama biri, kabuk tutmuş yaraları okşamaya başladığında, cırt diye açılıveriyor ve oluk oluk kanama başlıyor yeniden... Birine teslim olduğumuzda, anlatmaya başladığımızda, içimizi döktüğümüzde bedenimiz ve ruhumuz kan içinde kalıveriyor... O yüzden değil mi içimizi tutmamız?... Birisine teslim olmaktan korkmamız?... Ortalıkta tedirgin ve gergin dolanmamız?... “Anlatsam mı, anlatmasam mı” kararsızlığımız, “Bu sevgi beni acıtır mı” kuşkularımız... Her zaman seni üzecek birileri olacaktır... Yapman gereken insanlara güvenmeye devam etmek, kime iki defa güveneceğini iyi seçmek... (...Gabriel Garcia Marquez) Temel’in yeri Temel, polisler tarafından yakalanmış ve sorgu için komiserin karşısına dikilmiştir... Komiser, suçlu namzedi Temel’e bakar bir süre ve sonra sorar: -Nerede oturuyorsun?... “-Kardeşimle beraberiz...” -Kardeşin nerede oturuyor peki?... “-Babamla beraber...” Sabrı tükenen komiser, bu cevaplar karşısında hiddetlenerek bağırmış; -Peki baban nerede oturuyor?... Temel başını sallayarak cevap vermiş; “-Anlatamadım galiba komiserim... Hep beraber oturuyoruz...” RAKAMLARLA EKONOMİ... (...Türkiye’de “ekonomiye yön veren” kurumlar) % 1: DPT % 2: Merkez Bankası % 3: Maliye % 4: Hazine % 40: Yargıtay % 50: Anayasa Mahkemesi... (...Bayram Karaca’dan) kritik “-İtiraf ediyorum, kadın sürücüler o kadar berbat araba kullanıyor ki, insanı kanser ediyor... Ama ben öyle değilim... Erkek gibi araba kullanıyorum... Hız yapmayı seviyorum...” (...Ece Gürsel) TOM CRUİSE: Sana söyleyebilirdim, ama o zaman seni öldürmem gerekir... (...Top Gun’dan)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT