BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anne-baba hakları...

Anne-baba hakları...

Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Allah’ın rızâsı, babanın rızâsından geçer. Allah’ın memnûniyetsizliği de babanın memnûniyetsizliğinden geçer.”



Dünkü makâlemizde, maalesef anne-babalarını öldüren bazı gençlerden bahsettik. Hâlbuki hayâtın çeşitli zorlukları içinde onları büyütüp, her sıkıntıya katlanan anne ve babalar, her bakımdan hürmet ve itâate lâyıktırlar. Çocuklar küçük olsun, büyük olsun anne ve babalarına itâat ve hürmette kusûr etmemelidirler. Kur’ân-ı kerîmde “Allahü teâlâya ibâdet” emrinden sonra, “Anne-babaya iyilik edilmesi”nin emredilmesi (Bakara sûresi, 83), yine onlara “Öf” bile demenin yasaklanması (İsrâ sûresi, 23) ana-baba haklarının önemini belirtmektedir. Cenâb-ı Hak, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: “Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyilik etmenizi [emir] buyurmuştur. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa, onlara karşı ‘öf!’ bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: ‘Rabbim! Onlar beni küçükken terbiye edip yetiştirdikleri gibi, sen de onlara merhamet et!’ diyerek dua et.” [İsrâ, 17/23-24] Bu konuda birkaç hadîs-i şerîf de nakledelim: 1- Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) anlatıyor: Bir adam, Hazret-i Peygamber’e (aleyhisselâm) gelerek: Ey Allah’ın Resûlü! İyi davranıp gönlünü hoş etmeye en çok kim hak sahibidir? diye sordu. Peygamber aleyhisselâm: “Annen” diye cevap verdi. Adam: Sonra kim? dedi. Resûlullah (aleyhisselâm): “Annen” diye cevap verdi. Adam tekrar: Sonra kim? dedi. Resûlullah (aleyhisselâm) yine: “Annen” diye cevap verdi. Adam tekrar sordu: Sonra kim? Resûlullah (aleyhisselâm) bu dördüncüyü: “Baban” diye cevaplandırdı. [Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1, (2548)]. 2- Resûlullah (aleyhisselâm) bir gün: “Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün!” buyurdu. Kimin burnu sürtülsün ey Allah’ın Resulü? diye sorulunca, şu açıklamada bulundu: “Ana-babasından her ikisinin veya sâdece birinin yaşlılığına eriştiği hâlde (onlara gerekli iyilik ve hizmette bulunamayıp) Cennete giremeyenin.” [Müslim, Birr 9, (251); Tirmizî, Daavât 110 (3539)] 3- Abdullah ibn Amr ibni’l-Âs (radıyallahü anhümâ) anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: “Allah’ın rızâsı, babanın rızâsından geçer. Allah’ın memnûniyetsizliği de babanın memnûniyetsizliğinden geçer.” [Tirmizî, Birr 3 (1900)] 4- Yine İbnu Amr (radıyallahü anhümâ) anlatıyor: Bir adam, cihâda katılmak için Peygamber (aleyhisselâm)dan izin istedi. Resûlullah (aleyhisselâm): “Annen-baban hayâtta mı?” diye sordu. Adam: Evet, deyince: “Onlara (hizmet de cihâd sayılır), sen onlara hizmet ederek cihâd yap” buyurdu. [Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 5, (2539); Ebû Dâvud, Cihâd, 33, (2529); Nesâî, Cihâd 5; Tirmizî, Cihâd 2, (1671)]. 5- Esmâ bintu Ebî Bekr (radıyallahü anhümâ) anlatıyor: Henüz müşrik olan (Müslüman olmayan) annem yanıma geldi. “Anneme nasıl davranmam gerektiği” hususunda, Peygamber aleyhisselâma: Annem yanıma geldi, benimle (görüşüp konuşmak) arzû ediyor, anneme iyi davranayım mı? dedim. “Evet, ona gereken saygıyı göster” dedi. [Buhârî, Hibe 28, Edeb 8; Zekât 50 (1003); Ebû Dâvud, Zekât, 34, (1668)] 6- Ebû Üseyd Mâlik ibnu Rebî’a es-Sâidî anlatıyor: Bir adam: Ey Allah’ın Resûlü, anne ve babamın vefâtlarından sonra da onlara iyilik yapma imkânı var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim? diye sordu. Resûlullah (aleyhisselâm): “Evet vardır” dedi ve açıkladı: “Onlara duâ etmek, onlar için Allah’tan istiğfâr (günâhlarının affedilmesini) istemek”, “Vasiyetlerini yerine getirmek”, “Akrabasını ziyâret etmek (sıla-i rahim)”, “Dostlarına ikrâmda bulunmak.” [Ebû Dâvud, Edeb 129, (5142); İbnu Mâce, Edeb 2, (3664)] 7- Abdullah b. Amr b. Âs anlatıyor: Resûlullah aleyhisselâm: “Kişinin anne-babasına sövmesi büyük günâhlardandır” buyurdu. Ey Allah’ın Resûlü! İnsan ana-babasına söver mi? dediler. “Evet, bir kimse başkasının babasına söver, o da ona söver. Yine bir kimse, başkasının annesine söver, o da onun annesine söver” buyurdu. [Buhârî, Edeb, 5516; Müslim, Îmân, 130]
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT