BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > itiraf reyonu...

itiraf reyonu...

(...isim: yunus selim ...şehir: yalova... yaş: yirmi bir) Armutlu’da oturan iki arkadaşın diyaloğu... Aynen aktarıyorum: -Ben eşimle aile havuzuna gitmek istiyorum bir gün... “-Ben de gideceğim ama çok pahalı, kırk milyonmuş...”



itiraf reyonu... (...isim: yunus selim ...şehir: yalova... yaş: yirmi bir) Armutlu’da oturan iki arkadaşın diyaloğu... Aynen aktarıyorum: -Ben eşimle aile havuzuna gitmek istiyorum bir gün... “-Ben de gideceğim ama çok pahalı, kırk milyonmuş...” -Deme yahu, hakkaten de pahalıymış... “-Öyle öyle, aman boşveeer oraya gideceğime iki teneke yağ alırım eve...” (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) *İğnelik... ŞARALOP Kaçırdık hep kıl payı, Nice fırsatlar yitti... Pragmatik olmayı, Beceremedik gitti!... Su dövmeyi havanda, Milletçe pek severiz... İlerleriz bir anda, Tekrar başa döneriz!... İstikrâr kurulurken, Çıkar illâ bir zirzop... Piyasa durulurken, Olur ham hum şaralop!... Sefa Koyuncu tebeşir tozu “-Kadınlar güller gibidir, bir defa açıldılar mı; yaprakları hemen dökülmeye başlar...” (...William Shakespeare) tuzaktan kumanda (...NTV-Yorum Farkı) CENGİZ ÇANDAR: Değerli izleyiciler, yarın akşam Yorum Farkı’nda tekrar birlikte olabilmek dileğiyle hepinize iyi akşamlar... EMRE KONGAR: Yorum Farkı’nı koruyabilirsek devam edeceğiz... *** (...SHOW TV-Altı Pas) AHMET ÇAKAR: Aslanlar gibi Beşiktaşlısın ve bununla da gurur duymalısın... Ben hariç herkes burada rengini belli edebilir. Çünkü benim rengim yok. Bana “bukalemun” diyebilirsiniz... *** (...LİG TV - Maraton) ERMAN TOROĞLU: Şimdi diyelim, maçın hakemi erkek, yan hakemlerden biri de bayan, maçtan önce soyunacaksın nasıl olacak?... ŞANSAL BÜYÜKA: Hocam senin de işin gücün, aklın fikrin hep şeyde ya... sizinkiler... Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp; “Bunlar taze mi” diye sormuştu... Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı: “-Yok, pil takıp oynatıyoruz...” (...İhsan Altıkardeş’ten) Bir yaş daha büyütenler Amerika’da bir kadın eve geldi ve kocasını mutfakta titrerken gördü... Adamın belinden su kaynatıcıya doğru bir kablo gidiyordu... Kadın hemen kalın bir tahta parçası buldu ve adamın koluna vurarak onu elektrik şokundan ayırmaya çalıştı... Adamın kolu iki yerinden kırıldı... Sonradan anlaşıldı ki; kocası mutfakta mutlu bir şekilde walkman dinliyor... hayata dair... Erkekleri görüyordum; bugün arzuyla, yarın bıkkınlıkla kahroluyor, yana yakıla seviyor, sevgilere hoyratça son veriyor, hiçbir sevgiye güven beslemiyor, hiçbir sevgide mutlu olamıyordu... ... Kadınları görüyordum sevgiden yanıp tutuşan; aşağılanmaları ve dayakları sineye çekiyor, sonunda kapı dışarı ediliyor, ama bağlandıkları erkekten yine de kopamıyor, kıskanç ve horlanmış sevgiyle onurları çiğnenmiş, yine de sadakat sergiliyorlardı... ... O gün uzun süredir ilk kez oturup ağladım... İçerleyerek, kızarak gözyaşları akıttım bu insanlar için; dostlarım için, hayat ve sevgi için gözyaşları... ... Ayrıca kendim için de daha bir sessiz, daha bir el altından gözyaşları akıttım, bir başka gezegende yaşar gibi bütün bu insanların arasında yaşayan, hayat denen şeye akıl erdiremeyen, sevgiye susamışlıktan ölen, ama sevgiden de korkmadan duramayan benim kendim için... (...Hermann Hesse) Temel’in yeri SSK emeklisi Temel, on günde bir hastaneye giderek, biten ilaçlarını yeniden alıyormuş... Bir gün Fadime, Temel’i buzdolabına koyduğu ilaçları bir naylon torbaya koyup evden çıkmaya hazırlandığını görünce sormuş; -Hayrola nereye götürüyorsun ilaçlarını?... “-Alt kattaki komşuya götürüyorum, birkaç gün onlarda kalacak...” -Niye ki bizim buzdolabı çalışmıyor mu?... “-Yok be Fadime... Geçen gün ilaçlarım bitmeden biraz stok yapayım diye hastaneye gittim. Benim doktor, bilgisayara baktı ‘Dedeciğim ben şimdi sana yeni ilaç veremem, çünkü evinde hâlâ ilaç görünüyor’ dedi... Yarın kendisine tekrar gideceğim de...” S.Ö.Z. der ki; “-Gülümsemeni bilenin lisanında ‘Hayır’ diye bir kelime yoktur...” (...Dişlerini yaptırdığı gün ettiği müthiş S.Ö.Z.leri) Bizimkiler... Bir gazeteci arkadaşımızın başına gelen olayı veriyoruz bugün... Arkadaşımız Rahmi Şeker, gittiği olayın haberini yazıp, dönemin şefi Baki Avcı’ya vermiş... Yazılan haber, sayfada ayrılan yere kısa gelince şef “Haberi biraz süsle öyle getir” demiş... Rahmi Şeker almış verdiği kağıt çıkışını şefin elinden... Masasında oturup kağıdın sağına soluna çiçekler, kuşlar, balonlar vs. yapıp şefe uzatmış... kritik “-Arkadaşlarım hep bir yalnızlık senfonisi söylüyorlar; yalnızım, evlenmem lazım diye... Niye?... Benim yatağımda ekstra bir yastığa, evde başka birinin eşyasına, diş fırçasına tahammülüm yok...” (...Deniz Akkaya) “-Bir ezik his kalır insanın içinde yaşama dair... Can mıdır ezilen, umut mu karar veremez insan...” (...Tatar Ramazan filminden)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99547
    % 1.59
  • 6.0594
    % -3.21
  • 7.1276
    % -3.1
  • 7.9636
    % -2.83
  • 234.329
    % -3.49
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT