BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > tuzaktan kumanda

tuzaktan kumanda

(...SHOW-Var mısın Yok musun) ACUN ILICALI: Türkçe konuşabiliyor musunuz peki?...



tuzaktan kumanda (...SHOW-Var mısın Yok musun) ACUN ILICALI: Türkçe konuşabiliyor musunuz peki?... SEYİRCİ: Ben Türk’üm zaten... *** (...STAR-Desti İzdivaç) ESRA EROL: Hatice hanım hiç evlendiniz mi?... HATİCE HANIM: He iki kere evlendim... İlki trafik kazası geçirdi, beyni ufalandı rahmetlik oldu... *** (...KANAL D-Beyaz Show) BEYAZIT ÖZTÜRK: Nükhet Hanım’ın bir de güzellik merkezi var... NÜKHET DURU: Evet, on yıl önce vardı... sizinkiler... Şirket yemekhanesinde şöyle diyaloglara başrol olan bir Hasibe Ablamız var; -Abla ne iş, cacık kokusu bütün şirkete yayılmış?... “-Oğlum bu şirkette o kadar hıyar var ki, yoğurt kabını açmaya gör...” (...Ömer Faruk Yıldız’dan) tebeşir tozu “-Acıda her zaman tadılmayan muhteşem bir zevk vardır...” (...William Mason) itiraf reyonu... (...isim: manici ...şehir: istanbul ...yaş: yirmi sekiz) Babam belediye işçisiydi... Çok çekti zamanındaki belediye başkanından... Ama İstanbul değil tabii... Neyse... Ben belediye ilanlarını hep belediye başkanları veriyor zannediyordum... Hoparlörde her ilan verileceğinde dişlerimi sıkar öfkeyle kızardım içimden, “Babama çektirdin sen de çekersin” diye... (omer.soztutan@tg.com.tr - itiraf edin, rezil edelim...) bizimkiler... TURGAY: Nereye yine, giymişsin montu falan?... SERDAR: Abi bir arkadaşın babası vefat etti, geçmiş olsuna gidip geleceğim... *** Fenerbahçe maçında 95’inci dakikaya girilirken Ümit Abi sorusu; “-Böyle biterse penaltılara mı gidilecek?...” *** EMİN: Beşiktaş defansı hep ferdi hatalardan gol yiyor... CEM: Ne Ferdi’si be?... O Baki yok mu, hep onun hataları... Bir yaş daha büyütenler Almanya’da bir adamın çürümüş cesedi, öldükten 8 yıl sonra bulundu... Yatağında iskeleti bulunan 59 yaşındaki adamın, büyük ihtimalle 30 Kasım 2000’de öldüğü sanılıyor... Çünkü ismi açıklanmayan adamın evinde bu tarihte Sosyal Yardım Bürosu’ndan gelen bir mektup ile euroya geçilmeden önce Almanya’da kullanılan bozuk paralara rastlandı... Cesedi bulunan kişinin öldüğü sırada çalışmadığı, evinin, birçoğu boş olan büroların yer aldığı bir apartmanda bulunduğu belirtildi... S.Ö.Z. der ki; “-Zaman yetmiyor”la “Zaman geçmiyor” arasındaki dengeyi kurmuş insanın yetişemeyeceği iş yoktur...” (...”Ruh kirliliği yüze yansır” sözü kısa geldiği için tekrar ettiği müthiş S.Ö.Z.leri...) hayata dair... “Başkalarının gözünde nasıl görünüyorum” düşüncesini bir yana bırak... Hayatının geri kalan bölümünü doğanın gerektirdiği gibi yaşayabiliyorsan bundan hoşnut ol... Kendi doğanın ne istediğine bak ve başka hiçbir şeyin buna engel olmasına izin verme; çünkü, şimdiye değin edindiğin deneyim, sayısız araştırma yapmana rağmen hiçbir yerde, ama hiçbir yerde aradığın mutluluğu bulamadığını gösteriyor; Ne mantıksal düşüncede, ne maddi zenginlikte, ne şöhrette, ne de haz peşinde koşmakta... Peki mutluluğu nerede bulabilirim?... Kendi doğamın gerektirdiği biçimde yaşamakta... Bunu nasıl yapabilirim?... Davranışlarımın ve eylemlerimin, ilkelerime dayanmasını sağlayarak... Hangi ilkeler?... Bunlar iyi ve kötüyü ele alan ilkelerdir; Beni adil, ılımlı, cesur ve özgür kılmayan hiçbir şey benim için iyi değildir; ve bunların tam zıttı olmayan hiçbir şey de kötü değildir... (...Marcus Aurelius) Temel’in yeri Temel ve Dursun sohbet ederken, “Artık evlenelim” demişler... Temel, “Ben utanırım Fadime’ye evlenme teklifi yapmaya, nasıl olacak” diye sormuş... Dursun, “Orası kolay” demiş; “-Sen benim arabanın bagajına gir... Ne yaparsam aynısını yaparsın...” Dursun kız arkadaşını almış ve dağın tepesine çıkmış... “Evet mi, hayır mı” diye sormuş, kız “Hayır” demiş; “-O zaman sen yürüyerek git, ben arabayla ineceğim...” Mecburen kabul etmiş... Döndüklerinde Dursun, “Anladın mı” diye sormuş, Temel “Tamam” demiş... Fadime’yi arabaya alıp, dağın tepesine çıkmış ve sormuş; “Evet mi, hayır mı?...” Fadime “Evet” demiş; “-O zaman sen arabayla in, ben yürüyerek inerim...” kritik “-İnsan yaptığı işle ilgili eğitim alsa daha fiyakalı olur... Şimdi do minörden okuyorum, mi fa majör diyebilseydim daha havalı olurdu... Nota biliyor olmak, şarkı söyleyen bir insan için çok büyük bir lüks...” (...Gülben Ergen) SİR TE: Konu duygular olduğunda, büyük kahramanlar bile aptalca davranabilirler... (...Kaplan ve Ejderha filminden)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT