BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biz daha büyüktük...

Biz daha büyüktük...

Her şey çok büyük ve fazlaydı, tıpkı hayallerimizin kocamanlığı gibi.Güneşin olmadığı bir ülke olduğu için “güneşin batmadığı imparatorluğun” Chelsea’si 1 milyon sterlin harcıyor yılda, suni güneş ışını ve ısısı üretip stadın üstüne maç olmadığı günlerde verebilmek için.



Her şey çok büyük ve fazlaydı, tıpkı hayallerimizin kocamanlığı gibi.Güneşin olmadığı bir ülke olduğu için “güneşin batmadığı imparatorluğun” Chelsea’si 1 milyon sterlin harcıyor yılda, suni güneş ışını ve ısısı üretip stadın üstüne maç olmadığı günlerde verebilmek için. Bizim hayallerimiz onların çoktan beri yaptıklarıydı. Zico ise daha ısınmak için sahaya sürdüğünde takımı, İngiliz gazeteciler şaşırdı ve bize sordu neler olduğunu. Bizler ise daha şaşkındık. İki forvet gibiydik ama değil. Dörtlü defans gibiydik ama önündeki orta blok nasıl dizilecek bizlerde anlamamıştık. Kafası zaten karışık olan Avram Grant’ın yani “yürüyen ölü”nün beynini daha da mı bulandırıyorduk, ya da radikal hamlelerle onların oyun öncesini boşa mı çıkarıyorduk. Çift forvet gibi görünüp tek forvetle oynayarak Sevilla’nın hocası Jimenez’i kovduramadık ama Chelsea’nin hocasını kovdurabilir miydik? Stamford Bridge’in üstüne asılıydı bu soru. İlk cevabı erken üretti Ballack, hem de bizim silahımız olacak olan bir duran topla, hem de dört dakika bile olmamışken. Ardından, diğer rakiplerinin “düştüğü tuzağa düşen” Chelsea, “ben bunlara nasılsa atıyorum” havasına giriyor ve dengeyi kuruyoruz. Ama bizim Maldonado ile onların Kalou’su ne işe yarar, işte onu anlayamıyorum. Ardından kaleci Cudicini’de fenalık geçirip telef oluyor ve rakip kale idmansız, formsuz ve 40’lık Hilario’ya kalıyor. Ona da bir şeyler olsa kaleye ya Terry geçecek, ya da Avram. Hakemimiz de çok şeker. Yarım saatin sonunda Lugano kafayı iyi koyabilse ben de yanımdaki İngiliz’e bir kafa koyacağım ama olmuyor. Devreye umutlarla ve bir atsak atlayacağımız turun hayaliyle giriyorum. İkinci 45’te Alex geziniyor, çoğu eksik ama olağanüstü oynayan bir Lugano var. Cole’u alıp hücumda hünerli savunmacı tipi olan Belletti’yi sahaya atan Grant bir kaza golü yiyip turu bırakacağının farkında değil. Maldonado da yerini Kezman’a bırakınca iş yapanlar artıyor sahada ve tura daha fazla inanmaya başlıyorum. Gerçi, Kazım - Kezman - Semih, biraz fazla gelmiyor değil bana böyle bir maç için. Bastırıp silkeliyoruz ama geri dönüşlerde en yavaş İngiliz takımı ile oynamanın avantajı da var bizde. Sona yaklaştıkça riskimiz de artıyor tabii ki. Yemeyi göze alıp gidiyoruz. Telafisi olmayan golün peşinde ve onurla koca Chelsea’yi sindirmişiz, Abramoviç’in midesine krampları sokmuşuz, Grant’ı ise maymun etmişiz. Biterken ikinci geldi ama ilk 4 ve son 4 hariç, inanın bana büyük olan bizdik. Bu bile yeter bana. Varsın gerisi de seneye gelsin... >> BENİM YILDIZIM Lugano’yu seçiyorum. Yerden, havadan, atan tutan hep oydu ve hep iki kişilikti. Drogba’yı iptal eylemi de cabası.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT