BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sarkozy’nin dedesi Osmanlı vatandaşıydı

Sarkozy’nin dedesi Osmanlı vatandaşıydı

Sarkozy, her gün yeni bir gündem oluşturmayı biliyor. Soyu da başka bir âlem. Dedelerinin izlerini, Osmanlı ülkesinde bulduk. İmparatorluklar dağılınca, enkaz taşlarının nereye sıçrayacağı belli olmuyor.



DÜNDEN BÜGÜNE Hazırlayan: Ekrem Buğra EKİNCİ ekrem.ekinci@tg.com.tr Fax: 0212 454 31 80 Sarkozy, her gün yeni bir gündem oluşturmayı biliyor. Soyu da başka bir âlem. Dedelerinin izlerini, Osmanlı ülkesinde bulduk. İmparatorluklar dağılınca, enkaz taşlarının nereye sıçrayacağı belli olmuyor. General Charles de Gaulle ekolünden Jacques Chirac tarafından yetiştirilen; fakat onu alt ederek Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı seçilen Nicolas Sarkozy, Türkiye’ye dair beyanatları ile ilk günlerde medyayı hayli meşgul etti. Daha sonra da Fransa’da yaklaşık yüz yıldır uygulanan laikliğin yeniden yorumlanarak esnetilmesi gerektiğini dile getirdi. Sarkozy’ye göre tarih boyunca insanlığa en büyük kötülükler dinden değil, dinsizlerden gelmiştir. Son günlerde ise kendisinden uzun boylu yeni karısı Bruni ile yaptığı skandallarla dolu İngiltere seyahati gündeme oturdu. Bunlar bir tarafa, Nicolas Sarkozy’nin dikkat çekici bir yanı var: Soyu! MACAR ASİLZADESİ Sarkozy’nin babası Nagybócsai Sárközy Pál, Macaristan’ın meşhur ve asil ailelerinden birine mensup. Budapeşte’nin 60 mil doğusundaki Allatyan şehrinden. Babası Protestan; annesi Katolik. Bu aileden tarihte rol oynayanlar var. Dedeleri Macar aristokrasisinin önde gelenlerinden ve zamanında Osmanlı vatandaşı idi. (Macarlarda, eskiden bizde de olduğu gibi, soyadı isimden önce gelir.) Sárközy Pál, II. Cihan Harbi’nin ardından Kızıl Ordu’nun Macaristan’ı işgali üzerine, 17 yaşında iken bütün arazilerini ve şatosunu satıp, maceralı bir yolculukla Fransa’ya geliyor. Beş yıllığına Fransız yabancılar lejyonuna asker olarak giriyor. O zamanlar Fransızların işgalindeki Cezayir’e gönderiliyor. 1948’de Marsilya’ya dönüyor ve Fransız vatandaşlığına giriyor. İsmini de Paul Sarkozy de Nagy-Bócsa olarak Fransızlaştırıyor. Reklamcılık tahsil etmek üzere Paris’e geliyor ve burada evleneceği kadın ile tanışıyor. SELANİKLİ ANNE Bu kadın hukuk fakültesi öğrencisi Andrée Mallah adını taşımaktadır. Matmazel Mallah, zengin bir ürolog olan Dr. Benedict Mallah’ın kızıdır. Asıl ismi Benico Aaron Mallah olan Mösyö Mallah, o zamanlar Osmanlı vilâyeti olan Selânikli bir Yahudi ailesine mensuptur. Bu aile 1492 yılında İspanya’dan kovulan Yahudilerdendir. 1890 yılında dünyaya gelen Aaron Mallah, bir kuyumcunun oğludur. 14 yaşında lise tahsili görmek üzere Fransa’ya gelmiş ve bir daha memleketine dönememiştir. Çünkü Selânik artık Türklerin elinde değildir, Türklerde izine bile rastlanmayan antisemitizm, yani Yahudî alehytarlığı, Selânik’in yeni sahibi Yunanlılar arasında zirvededir. 1913 yılında babasını kaybeden Mösyö Mallah, 1917 yılında Fransız Adle Bouvier ile evlenir ve Musevî dinini bırakıp Katolikliğe girer. Böylece soykırımdan kurtulur. Fakat Mallah ailesinin Fransa ve Selânik’teki geri kalan 57 ferdi II. Cihan Harbi sırasında Naziler tarafından katledilir. Ateşli bir De Gaulle taraftarı olan Benoit Mallah, 1972 yılında Paris’te ölür. MUSEVİ DEDE... Paul Sarkozy ile Andrée Mallah 1949 yılında evlenir ve üç çocuğunun ortancası olan Nicolas, 1955 yılında dünyaya gelir. 10 yıl sonra Paul Sarkozy karısından ayrılır; iki evlilik daha yapar ve varlıklı bir hayat yaşamasına rağmen önceki evliliğinden olan çocukları ile ilgilenmez. Çocuklar, annelerinin babası Benoit Mallah’ın evinde yaşamaya başlarlar. Macarca bilmeyen Nicolas ve kardeşleri üzerinde babalarından çok dedelerinin tesiri vardır. Bir başka deyişle Nicolas, Osmanlı ülkesinde doğup büyüyen dedesi tarafından yetiştirilmiştir. Sarkozy, bir Katolik lisesini bitirdikten sonra hukuk fakültesine devam ederek avukat olur. İMPARATORLUKLARIN ENKAZI Fransa cumhurbaşkanının gerek baba, gerekse anne cihetinden vaktiyle Osmanlı vatandaşlığını taşımış iki aileye mensup oluşu talihin bir cilvesi sayılabilir. Ayrıca Osmanlı ülkesinde doğup büyüyen bir büyükbaba tarafından yetiştirilmiş olması daha da enteresandır. Ne diyelim, imparatorluklar dağılınca, enkazı daha geniş bir sahaya yayılıyor. Kâbe-i Muazzama’yı örttüren rüya Kâbe-i Muazzama’ya, Yemen’deki Kahtan hükümdarlarından Tübbe zamanından beri kıldan ve deriden örtüler örtülürdü. Rivayete göre, Hazret-i Peygamber’den yedi asır evvel Mekke’yi ziyaret ederken Tübbe’ye rüyasında “Kâbeye örtü ört!” diye bir hitap gelmişti. Sözünü tutup zamanın en iyi kumaşından bir örtü örttü. Sonra âdet oldu. İlk defa Emevî Halifesi Yezid bin Muaviye (veya Abdullah bin Zübeyr) zamanında, Kâbe’ye ipekten dokunmuş kumaş örtüldü ve güzel kokular sürüldü. 833 yılında vefat eden Abbasî halifesi Me’mun zamanında beyaz atlas; 1224 yılında da halife Nâsır tarafından siyah atlas örtülmeye başlandı. Bir defaya mahsus olmak üzere, 1030’da vefat eden Gazne Sultanı Mahmud tarafından sarı ipekten örtü örtüldü. Önceleri Mısır’da dokunup gönderilen Kâbe örtüleri; Osmanlı Padişahı Sultan I. Ahmed zamanından itibaren İstanbul’da dokunup gönderilmeye başlanmıştır. ‘ŞAKA’NIN GEÇMİŞİ 1 NİSAN aptalları Julien Takvimine göre yeni yıl, 16. asrın ortalarına kadar 25 Martta başlardı. Bahar eğlenceleri 1 Nisan’a kadar devam ederdi. Gregoryen Takviminin kabul edilmesi üzerine, 1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, yıl başlangıcını ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanın şartlarında çoklarının bundan haberi olmadı. Haberi olmayanlarla olup da bu kararı protesto edenler, eski âdeti sürdürdüler. 1 Nisan’da eğlenceler tertiplediler. Diğerleri bunlara “Nisan Aptalları” adını verip, şakalar yaptılar. Gerçek olmayan haberler ve sürpriz hediyeler verdiler. Yalandan partilere davet ettiler. Bu tarihte güneş, balık burcunu terk ettiği için, kendisine 1 Nisan şakası yapılanlara “Nisan Balığı” da denildi. GUGUK KUŞU Zamanla 1 Ocak herkesçe yılbaşı olarak kabul edildi ama, Fransızlar 1 Nisan’ı da bu şekilde anmaya devam ettiler. Bu âdet İngiltere’ye iki asır sonra geçti. İskoçya’da 1 Nisan şakası yapılan kişiye guguk kuşu adı takılır. Çünkü guguk kuşu bu günlerde ortaya çıkar. Hindistan’da da 1 Nisan’da bahar eğlenceleri düzenlenir. Son zamanlarda 1 Nisan’ın menşeini Endülüs’e kadar götüren şaşırtıcı bir rivayet dolaşıyor. Güya bu gün, bir Müslüman kalesinin İspanyollar tarafından alındığı gün imiş. Hıristiyanlar bunun için eğlence yapıyorlarmış. Doğrusu mübalağalı, hatta düşmanlık körükleyici maksatlı bir rivayet gibi geliyor En ferasetli ÜÇ KİŞİ >> Şark kültüründe en ferasetli, en uzak görüşlü tanınan üç kişi kimdir, sualine şu cevap verilmiştir: 1- Mısır’dan Filistin’e gelen Hazret-i Musa’yı çoban tutması için babası Hazret-i Şuayb’e “Bu güçlü ve emin bir kişi” diyen ve sonradan onunla evlenerek peygamber hanımı olan Safure Hatun; 2- Köle tacirleri tarafından Mısır’a getirilen Hazret-i Yûsuf’un ileride büyük bir zât olacağını kestirip satın alan Mısır azîzi (maliye nâzırı) Kıtfir; 3- Adaletiyle dillere destan Hazret-i Ömer’i yerine halife tayin eden Hazret-i Ebu Bekir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT