BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vesaire Vesaire

Vesaire Vesaire

Hayatının bir çıkmazında sıkışıp kalmış bir entelektüel, bir ayyaşa adını sorar; o da adının şu veya bu olduğunun önemli olmadığını vurgulayarak gelip geçici hayata dair yalan bilgileri “vesaie vesaire” diye tanımlar. Gerçek olan tek şeyin ölüm olduğunu söyler.



Hayatının bir çıkmazında sıkışıp kalmış bir entelektüel, bir ayyaşa adını sorar; o da adının şu veya bu olduğunun önemli olmadığını vurgulayarak gelip geçici hayata dair yalan bilgileri “vesaie vesaire” diye tanımlar. Gerçek olan tek şeyin ölüm olduğunu söyler. Vesaire Vesaire, bu hafta gösterime giren bir yerli filmin adı. Tunç Başaran’ın yönettiği filmin konusu yabancısı olmadığımız bir konu; yaşlı adam-genç kız aşkı... 50’li yaşlarında kansere yakalandığını öğrenen, karısından ( Aliye Uzunatağan) boşanmış olan ünlü yazar Arda Başar(Rutkay Aziz) tedaviyi reddeder. Ne yapacağını bilmezliğin şaşkınlığı içinde Marmaris’te bir ev kiralayıp yerleşir. Burada kimsesi olmayan, ödeyemediği kira parası yüzünden başı ev sahibiyle derde girmiş Flamenko dansçısı Eda (Roksen Lülü) ile tesadüfen tanışır. Bu tanışma her ikisinin de hayatını değiştirir. İlkin yalnızlıklarını paylaşma, karşılıklı yardımlaşmayla başlayan dostlukları, giderek aşka dönüşür. Genç kızdan gördüğü yakın ilgi ve sevgi yazarı çok mutlu ettiği gibi sağlığına da iyi gelir. Ancak sonuç seyircinin beklediği gibi olmaz. Rutkay Aziz, hemen hemen her rolde aynı oyun tarzını, aynı konuşma üslubunu, aynı mimik ve jestlerini sürdürüyor. Ama nedense her role de yakışıyor. İlk defa seyrettiğim Roksen Ünlü, Özgü Namal tarzında bir oyun çıkarıyor. Bülent Kayabaş, yapıştırma bir rol gibi algılanan bilge ayyaş rolünde her zamanki gibi başarılı. Hafta sonu şiddet ve gerilimden uzak, hayata dair sıkılmadan bir film seyretmek istiyorsanız Vesaire Vesaire’yi tercih edebilirsiniz. CTYLIFE SİNEMALARI Öğrencilik yıllarımda Nişantaşı’nda bir Konak sineması vardı. Bir sinema tutkunu olarak benim en sevdiğim, unutulmaz filmler seyrettiğim bir sinemaydı. Ne zaman Nişantaşı’ndan geçsem, o günleri hatırlarım; içim karmaşık duygularla sızlar; buraya Konak’ı aratmayacak bir sinema yakışır diye düşünürdüm. Düşündüğüm sonunda gerçekleşti. Geçtiğimiz Cuma günü, CTYLİFE Sinemaları’nın açılışı yapıldı. Modern çağda artık sinema fuayeleri kafeteryaları, mini barları ve eğlence programlarıyla bir kompleks olarak tasarlanıp gerçekleştiriliyor. Kısaca, burada hoşça geçirmeniz için her şey düşünülmüş. Ayrıca, yüksek teknolojik donanıma sahip sinemaların fiyatları diğer sinemalara kıyasla ucuz. Yadırgadığım, hoşuma gitmeyen tek şey, sinemalara Türkçe bir isim yerine CTYLİFE adı verilmesi...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT