BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiçbir şey düşünemiyordu

Hiçbir şey düşünemiyordu

Hastane yetkilileri Serpil’in doktorunu aradılar. Yirmi dakika kadar sonra doktor hanım girdi aceleyle kapıdan içeriye. Zafer deli gibi koştu onun yanına:



Hastane yetkilileri Serpil’in doktorunu aradılar. Yirmi dakika kadar sonra doktor hanım girdi aceleyle kapıdan içeriye. Zafer deli gibi koştu onun yanına: - Sancılandı doktor hanım, birdenbire... Doktor sevimli bir şekilde gülümsedi: - Tamam Zafer Bey, bu normal, artık bekliyorduk zaten. Birkaç gün önce olması tuhaf bir durum değil. Şimdi siz sakin bir şekilde bekleyin burada. Başka bir şey söylemeden hızlı adımlarla doğum odasına girdi. Artık saatlere bağlıydı her şey. Zafer bir aşağı bir yukarı dolaşmaya başladı. Hiçbir şey düşünemiyordu. Beyni durmuştu sanki. Zafer, uzun boylu, dalgalı siyah saçlı, bal rengi gözlü, iri kemikliydi. Yakışıklı bir çocuktu. Hayatında bir kere âşık olmuştu Zafer. O da Serpil’di. Heyecandan ağlamak geliyordu içinden. Birden aklına geldi ve hızla danışmaya yürüdü: - Kardeşim telefon var mı burada bir yerde? Danışmadaki görevli eliyle ileriyi işaret etti: - Bak kardeşim, şu koridorun sonunda ankesörlü bir telefon var. Jeton istersen o da burada. Hemen bir avuç jeton aldı Zafer. Sonra koşar adımlara telefona koştu. Önce annesini babasını aradı ve doğumun başladığını haber verdi. Ardından Betül’ün numarasını çevirdi. Genç kızın sesi uykuluydu. - Alo, Zafer, hayırdır ya, sabah sabah? - Betül, Serpil doğuma girdi. (......) Hastanesindeyiz. Genç kızın çığlığı duyuldu ahizenin öteki ucundan: - Ay, hemen geliyorum, hay Allah, neden evden aramadın sen? - Bilmiyorum Betül, ne yaptığımı, Serpil’imi nasıl getirdiğimi bilmiyorum. Şimdi doktoru geldi ve doğuma girdiler. Ne olur gelebilirsen gel, birilerine ihtiyacım var benim. Betül tiz bir sesle bağırdı: - Şimdi, uçarak geliyorum, bir şey lazım mı? - Hayır sadece sen çabuk gel. Telefonu kapattıktan sonra yine koşar adımlarla doğumhanenin önüne döndü. Beklemekten başka yapacak bir şeyi olmadığını biliyordu. Yüreği fırlayacakmış gibi atıyor, dudaklarından hep aynı cümle dökülüyordu: “Allah’ım Serpil’imi bana bağışla...” Yarım saat olmamıştı ki Betül göründü kapının önünde. Zafer âdeta uçarak gitti arkadaşının yanına. Ağlamaya başladı. O ana kadar güçlükle tutabilmişti kendisini. Betül onu sakinleştirmeye çalışırken Mümtaz Bey ve Hadiye Hanım da gelmişti. Zafer artık yalnız değildi. Rahatlamıştı biraz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT