BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapatma davası ve basın

Kapatma davası ve basın

Her gazetecinin bir dünya görüşü ve bir ideolojisi vardır. Buna kimsenin itirazı olamaz.



Her gazetecinin bir dünya görüşü ve bir ideolojisi vardır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ama kamu görevi yapan ve okuyucularını doğru bilgilendirmek durumunda olan gazeteciler haberlerinde tarafsız olmak zorundadır. Haber ve yorum ayrı şeylerdir. Yorumda gazetecilerin inanç ve ideolojilerinden etkilenmeleri doğal görülebilir. Ama haberde gazetecinin kendi inanç ve ideolojisine karşı da tarafsız davranmak zorunluluğu vardır. İdeolojisi ve inançları ne olursa olsun medeni dünyada gazeteciler demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden ve yükselen değerlerden yana tavır koyarlar. Batı dünyasında saygınlığı olan hiçbir gazeteci darbe girişimlerinden, çetelerden, demokrasi karşıtlarından yana tavır koymaz. Gazetecilik mesleğine sonradan başlamış ve henüz öğrenme safhasında olan birisi olarak Türk Basını’nın son 1.5 yıldır ülkemizde yaşanan antidemokratik girişim ve gelişmeler karşısındaki tavrı beni hayrete düşürüyor. İktidar partisinin uygulamalarını beğenmeyebilirsiniz. Onlardan hoşlanmayabilirsiniz. Acımasız bir şekilde eleştirebilirsiniz de. Ama halkın yüzde 47’sinin oyunu alan bir siyasi partiyi zora sokmak iktidardan uzaklaştırmak için yapılan darbe girişimleri, verilen muhtıraları ve çeteci oluşumlarını destekleyemezsiniz. Halkın iradesini yok sayamazsınız. Halka tercihinden ötürü hakaret edemezsiniz. Ayrıca tüm bunları yapıp arkasından yüzünüz kızarmadan demokrasiden, demokratlıktan ve aydın olmaktan bahsedemezsiniz. 6 yıldır iktidarda olan ve daha 8 ay önce iki seçmenden birinin oyunu alan bir siyasi partinin yargı yolu ile kapatılmak istenmesine sıfatı gerçekten “gazeteci” olan hiç kimse katlanamaz, karşı çıkar, karşı çıkıyormuş gibi yapmaz. Şiddeti, terörü teşvik etmedikçe, şiddete ve teröre bulaşmadığı sürece her siyasi parti yaptığı hataların cezasını sandıkta alır, ona gereken cezayı ancak seçmen verebilir. 5 yıllık icraatının sonunda seçmenden yüzde 47 oy almış bir partiyi laikliğe karşı eylemlerin odağı ilan etmek vicdanlara sığar mı? Eğer bu parti 22 temmuz seçimlerinden sonraki 8-9 ayda gerçekten rota değiştirip “laik devlet” ilkesini zedelemeye başlamışsa, sabretseydiniz, 1 yıl sonra mahalli seçimlerde seçmen gereken cezayı fazlasıyla keserdi. Benim karşı olduğum şey; AK Parti’ye kapatılma davası açılması değil. Karşı olduğum şey; terör ve şiddete bulaşmadığı ve teşvik etmediği sürece herhangi bir siyasi partiye kapatma için dava açılmasıdır. Benim karşı olduğum şey; sivil siyasete antidemokratik yollarla müdahale edilmesidir. Benim karşı olduğum şey; laikliğin özgürlüklere müdahale etme aracına dönüştürülmesidir. Benim karşı olduğum şey; ülkemin itibarının bu antidemokratik girişimlerle 10 paralık edilmesidir, sandıkta bileğini bükemedikleri bir siyasetçiyi yargıyı zorlayarak ayak oyunlarıyla tasfiye etme girişimleridir. Elle tutulur bir gerekçe yok iken koparılan fırtınalar sonunda ülke ekonomisinin getirildiği nokta, karşı olduğum şeylerdir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT