BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > On iki yaşına girmişti Yasemin

On iki yaşına girmişti Yasemin

Serpil mutfakta ocağın başındaydı. Ellerini önlüğüne kurulayarak ayaklarının ucuna basa basa salona gitti.



Serpil mutfakta ocağın başındaydı. Ellerini önlüğüne kurulayarak ayaklarının ucuna basa basa salona gitti. Başını kapıdan uzatıp baktı. Yasemin masada oturmuş ders çalışıyordu. Sevgi ve şefkat dolu bir tebessüm belirdi genç kadının dudaklarında. Annelik bambaşka bir duyguydu. On iki yaşına girmişti bir hafta önce küçük Yasemin. Geçen bu on iki sene zarfında Serpil hayatının en mutlu ve en huzurlu günlerini yaşamıştı. Dünyalar güzeli bir kızı, kendisine son derece düşkün, çok sevdiği bir kocası saadet dolu bir yuvası vardı... Zafer işinde yükselmiş, dolgun bir maaş almaya başlamıştı. Hayatları düzenli ama oldukça zevkli bir şekilde sürüp gidiyordu. Karı koca evlatlarına odaklanmışlardı. Onun iyi bir insan olarak yetişmesi için her türlü fedakârlığı yapmaya hazırdılar. Zafer’e gelince o her zamanki gibi hayatını karısına ve kızına odaklamıştı. Onlara olan aşırı düşkünlüğü zaman zaman ürkütüyordu Serpil’i ama yine de onun ilgisinden sıkılmıyordu. Yeniden mutfağa döndü. İki gündür tam beyninin ortasında bir ağrı vardı. Sabah kalktığı zaman da bir süre bulanık görmüştü. “Son günlerde uykusuzum. Sanıyorum yorgunluktan...” diye söylenmişti kendi kendine. Bu şikâyetinden kocasına hiç bahsetmedi. Biliyordu ki Zafer bunları duyduğu zaman telaşlanacak, eli ayağına dolaşacaktı. Biliyordu ki kocasının tahammül edemediği tek şey hastalanmasıydı. O zaman önünde sanki cenazesi varmış gibi hayatı kararıyor, kendini kaybediyordu. Bir gün Betül’le birlikte otururlarken yine böyle bir konu açılmış, Zafer hepsinin bildiği gerçeği tescil edercesine tekrarlamıştı: “Eğer Serpil’e bir şey olursa yaşayamam. Gözümde hiçbir şey yok ondan başka, inanın Yasemin’i, bile düşünmüyorum bu kadar...” Serpil tencerenin kapağını kapattı, ellerini yıkayarak salona geldi. Koltuklardan birine oturup gazeteyi aldı eline. O anda gözlerinin karardığını fark etti. Kulakları uğulduyordu. “Tansiyonum yükseldi herhalde...” diyerek arkasına yaslandı. Zorlu bir baş dönmesi başlamıştı. Güçlükle ayağa kalktı. Ayakta durmakta güçlük çekiyordu. “Mutlaka bir doktora gitmeliyim...” diye söylendi kendi kendine. Saatine baktı, öğle olmak üzereydi. Ocağın altını kapatıp kendisi de giyindi ve dışarı çıktı. Bir taksiye atlayarak sağlık ocağına gitti. Orta yaşlı, uzun boylu, şakakları ağarmış gözlüklü bir doktordu karşısındaki. Dikkatle dinledi genç kadını. Rutin bir muayeneden sonra masasına döndü: -Ne zamandır sürüyor bu şikayetler? - Yaklaşık bir aydır! - Bence tam teşekküllü bir hastaneye gitmeniz şart hanımefendi. Bu konuda size bir doktor ismi verebilirim. Eğer durumunuz müsaitse bence ona görünün. Kendisi hastanede profesördür. Sizi hastaneye de yönlendirebilir. Ama ihmal etmemenizi öneririm. Bu ciddi bir şey!.. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT