BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yargı devleti değil, hukuk devleti

Yargı devleti değil, hukuk devleti

Devlet, insanlar topluluğunun -ki bu çok kere millettir- ülke denilen bir toprak üzerinde siyasî ve icraî şekli üzerinde ittifak ettikleri gücün adıdır.



Devlet, insanlar topluluğunun -ki bu çok kere millettir- ülke denilen bir toprak üzerinde siyasî ve icraî şekli üzerinde ittifak ettikleri gücün adıdır. Bu güce erk veya kuvvet de deniyor. Devlet, farazi/sanal varlıktır. Onun için hükmi şahsiyet/tüzel kişiliktir. O devlete vücut veren insanlar topluluğunun tercihine göre siyasî şekil yahut rejim devre göre değişebilir. Türkleri misal alırsak, bizde bir zamanlar Hakanlık, sonra sultanlık, sonra Padişahlık şimdilerde Cumhuriyet rejimi mevcut oldu. O halde basite irca edersek/indirgersek, sıralama şöyle: İnsan. Ülke/memleket. Devlet. Bir üçgen mevzubahis. Bu üçgenin/müsellesin alt kenarı devlet, bir kenarı millet diğer kenarı ülkedir. Üçgenin yukarıda kenarlarının birleştiği noktadan tabana düz inen dikey çizgi de hukuktur. Hukuk ilâhî olarak gelir ve/veya beşerî olarak insanlık tarihi boyunca oluşur. Hukukun bir ihtilafta taraf olanlar arasında mahkemeler eliyle tevziine/dağıtılmasına adalet denir. Bu dağıtma/tevzi/taksimat muamelesine/işlemine yargı/kaza adı verilir. Kanunlar, hukukun tebellür etmiş/billurlaşmış tecellileridir. Hakim, adalet tevzi ederken hukukun tarafsızlığı, kanunun özü ve vicdanının sesiyle hareket eder. Buna hakkaniyetle davranma denir. İnsaf ve hakkaniyet olmazsa adalet gerçekleşmez. Adaletin remzi/sembolü terazidir. Terazinin bir tarafında iddia diğer tarafında hüküm vardır.Teraziyi yükselten el, yargıyı/kazayı temsil eden hakimdir. İsabetli karar, aynı zamanda millet vicdanında mâkes bulur/kabul görür. O zaman hüküm her ne olursa olsun neticede o kaziyeyi muhkeme/sarsılmaz yargı hükmü ortaya çıkmış olur. Böyle zamanlarda denilen söz asırlardır devam etmektedir “şeriatın kestiği parmak acımaz”. Bir hüküm düşününüz ki. Parmağın kesilmesine karar verilmiştir. Parmak kesilir. Ancak, mahkûm, parmağından olduğu halde karardan razıdır. Adalet işte bu. Bu esası kaybetmememiz lazım. Zira adalet, mülkün/devletin temelidir. Adalet olmazsa zorbalık, keyfilik, nemelazımcılık, anarşi, güçlünün hakim olması mevzubahis olur. Bu itibarla hukuk ve hukuku adalet olarak uygulayan hukukçular çok önemli. Hakim de bizatihi hukukla mukayyet/kayıtlı. Devlet yönetenin “devlet benim!” demesi abes olduğu gibi hakimin de kendini hukukun üstünde görmesi abesler abesi, absürdler absürtüdür. “Devlet benim” diyen diktatördür, hukuku hizmetçi gören hakimse oligarşinin parçasıdır. Bir pilot hatasıyla nihayetinde 200 kişiyi öldürür. Bir hakimse bir milletin istikbalini. Hakim, takma akıl, ısmarlama fikir ve talimatla hareket edemez. Zaten bu gibiler hakim değil, mübaşir bile olamaz. Türkiye aynı zamanda bir hukuk imtihanında. Türkiye’de hakimler var mı yok mu? Dünya bu merakta. Bütün bunlar, yargı devleti değil, hukuk devleti prensibinin üstün olmasıyla mümkün. Türkiye Cumhuriyeti, bir yargı devleti değil, hukuk devletidir. Orada hakimler, devlet hayatında ana unsuru teşkil eden millet adına karar verir. Yargı darbesi siyasidir, ideolojiktir. Hukuksa darbeye, ideolojiye bulaşmaz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT