BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Arıcının ithalat korkusu

Arıcının ithalat korkusu

Türkiye’de, küresel ısınma sebebiyle önemli koloni kayıpları yaşanıyor. Ancak arıcıları bu kayıplardan çok ithalat söylentileri korkutuyor



HABER ARAŞTIRMA Harun Yerebakan harun.yerebakan@tg.com.tr Tel: 0212 454 31 30 Türkiye’de, küresel ısınma sebebiyle önemli koloni kayıpları yaşanıyor. Ancak arıcıları bu kayıplardan çok ithalat söylentileri korkutuyor Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci, bal ithalatıyla arıcılığın biteceğini, gıda zincirinin bozularak tarıma darbe vurulacağını söyledi ARILAR TARIMDA 100 KATI KATMA DEĞER SAĞLIYOR Arıcılık sadece bal üretiminde değil, Türk tarımının geleceği açısından da önem taşıyor. Arıların bal gelirlerinin en az 100 katı kadar katma değeri çiçeklerde döllenme yaparak tarım ekonomisine katkıda bulunduğunu söyleyen Ahmet İnci, Einstein’in, ‘Arılar ölürse insanlar ancak dört yıl daha yaşayabilirler’ sözüne dikkat çekiyor. Türkiye’de yaklaşık 40 bin ailenin geçimini sağladığı arıcık, gün geçtikçe daha ‘kaliteli’ ve ‘dayanıklı arı’ ile bilinçli üretime kavuştu. Ancak 2006-2007 yıllarında bazı bölgelerde arı ölümlerinin yüzde 40-50’lere kadar çıkması sebebiyle sıkıntıya giren arıcıları şimdi de ‘ithal bal’ konusu tedirgin etmeye başladı. Orta Anadolu ve Doğu Anadolu’da 2006’da, Trakya ve Batı Anadolu’da da 2007 kışında yüzde 50’nin üzerinde koloni kayıplarının yaşandığını belirten TEMA Vakfı Arıcılık Danışmanı Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci, son zamanlarda dillendirilen bal ithalatının gerçekleştirilmesi durumunda ise ülkemiz arıcısının biteceğini iddia etti. İnci, “Tarım Bakanlığı’nın bu konuya eğilmesi gerekir” dedi. KÜRESEL ISINMA Türkiye’de, küresel ısınma gibi sepeplerle çok önemli koloni kayıpları yaşanıyor. Kış aylarında yüzde 40-50’lere varan koloni ölümlerinin olduğunu kaydeden Ahmet İnci, “Türkiye’de, normal yıllarda 60-65 bin ton olan bal üretimi geçen yıl yalnızca 20-25 bin ton civarında gerçekleşti” dedi. İnci, arılar olmadığı takdirde tarımsal ürünlerde de inanılmayacak derecede azalmalar olacağını, dolayısıyla hayvanların beslenemeyeceğini ve hayvansal ürünlerde de azalmaların yaşanacağına dikkat çekerek “Bu durumda da besin zincirinin çökme riski söz konusu olabilir” diye konuştu. ARICILIĞIN SONU OLUR Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci, arıcılara son darbeyi ise ithalatın vuracağını söyledi. Bal ithal edildiğinde dünyada dolaşan tağşişli (doğal yapısı bozulmuş) balların Türkiye’ye geleceğini ve bunun benzerinin 2002-2003 yıllarında yaşandığını hatırlatan İnci, şunları söyledi: “O yıllarda Avrupa’nın Çin balına ambargo koyarak almadığı tağşişli ballar Türkiye üzerinden AB’ye satılmaya çalışılmış, bu ballar Avrupa’dan Türkiye’ye iade edilmiş ve Türk halkı tarafından yenmişti. Çünkü Türkiye’de bu balları kontrol edecek laboratuar altyapısı yeterli olmadığı için ithal edilecek tağşişli ballar kontrol edilemedi. Ülkemizde bulunan laboratuarlar C-3 şekerlerini (çiçekten gelen şekerlerle pancardan gelen şekerleri) ayırt edememektedir. Pancar şekeri ile beslenen arıların ürettikleri ballar dünyadaki en ucuz ballardır. Bu ballar ithal edilip tüketicilere sunulacak. Bu ballar ile Türkiye arıcısı rekabet edemeyecek. Bu da Türk arıcılığının sonunu getirecek” şeklinde konuştu. RAKAMLAR AÇIKLANMALI 2007 yılında kuraklık sebebiyle üretimin düşük olduğunu, ancak bakanlıktan teşvik isteyen üretici bilgilerinin Türkiye’nin ne kadar balının bulunduğunu belgelediğini kaydeden Ahmet İnci, “Bakanlık bu rakamları açıklarsa durum daha net anlaşılacak” dedi. Arıların bal gelirlerinin en az 100 katı kadar katma değeri çiçeklerde döllenme yaparak tarım ekonomisine katkıda bulunduklarına dikkat çeken İnci, “Bal ithal edilerek arıcılık öldürüldüğünde, tarım ekonomisi inanılmaz bir kayba uğrayacak, gıda zinciri çökecek. Albert Einstein’in, ‘Arılar ölürse insanlar ancak dört yıl daha yaşayabilirler’ sözünün anlatmak istediği de budur. Bu söz unutulmamalı” diyerek bal ithalatının yapılması halinde yaşanacak ‘genel’ sıkıntıları dile getirdi. İKİ SAHTEKARLIK Yılda 60-65 bin ton bal üretimi gerçekleştirilen ülkemiz, koloni varlığı açısından 4 milyon 500 bin adet ile dünyada 4’üncü, üretimde ise 7’nci sırada. Bal üretiminde iki önemli sahtekarlığın yapıldığına dikkat çeken Ahmet İnci, “Bal paketleyicileri, bala mısır şekeri karıştırıyor. Mısır şekerinin kilosu 1 YTL’nin altında. C4 şekeri olarak bilinen bu şekerin laboratuarlarda tanımı yapılabilmekte ancak güçlü firmaların ballarının analizleri yaptırılmamaktadır. Bir kısım arıcılar da, arılara invert edilmiş sakkaroz şurubu vererek bal üretmektedir. Pancar şekeri sakkaroz C3 şekeri olarak bilinir. Çiçeklerden gelen nektar şekerleri de C3 şekeridirler. Analizlerde bu iki şeker birbirinden ayrılamadığı için sakkarozlu besleme ile üretilen ballar yaygın olarak pazarlanmaktadır. Tüketici vatandaş birinci tür sahtekarlıkta laboratuarlara C13 analizi için başvurabilir. Ancak ikinci tür için analiz yapılamamakta ve analiz yöntemleri konusunda çalışmalar sürdürülmektedir. Bu analizler yurt dışında gerçekleştirilebiliyor” dedi. Bazı petekli ballar sağlık için riskli madde taşıyor Balmumunun emme gücü çok yüksek bir madde olduğunu belirten Ziraat Yüksek Mühendisi Ahmet İnci, petekli balları bugünkü haliyle sağlıksız olarak nitelendirdi. Ahmet İnci, arıcıların mum kurduna karşı yıllarca petrol ürünü naftalin kullandıklarını hatırlatarak şunları söyledi: “Halen bir kısım arıcılar bu petrol ürününü kullanıyor. Balmumundan naftalini arındıracak bir yöntem bulunmuyor. Bazı temel petek üreticileri ticari sebeplerle balmumuna daha ucuz olan parafin karıştırarak temel petek imal ediyor. Bilindiği gibi naftalin ve parafin petrol ürünü ve kanserojen bir maddedir. Petekli ballar, kullanılan naftalin ve parafinin kanserojen olması sebebiyle risklidir. Ancak temiz olan temel peteklerle üretilmiş petekli ballar güvenle yenebilir. Balmumundan naftalin ve parafin arındırılamadığı için Avrupa’da ve diğer gelişmiş ülkelerde petekli bal tüketilmiyor.” BAL RAKAMLARI TÜRKİYE’DE POTANSİYELİN 10’DA BİRİ KULLANILIYOR Üretimde dünyada 4. sıradayız ancak tüketimde gerideyiz > 2005 yılı Dünya Sağlık Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada yaklaşık 50 milyon bal arısı kolonisi var. Bu kolonilerden 1 milyon 350 bin ton bal üretiliyor. Bunun 325 bin tonu uluslararası pazarda satılıyor. > Çin’de 300, AB’de 170, Rusya’da 140, Arjantin’de 80, Türkiye’de 74, Ukrayna’da 61, Meksika’da 57 bin ton bal üretimi yapılıyor. > Gelişmiş ülkelerde koloni başına verim 30-50 kilo civarında. Türkiye’de ise bu rakam 17 kilo civarında. > Arjantin, Çin, Meksika, Hindistan ve Kanada ihracat; gelir düzeyi yüksek ABD, Almanya, Japonya ve İngiltere ise ithalat yapan önemli ülkelerin başında geliyor. > AB ülkelerinin yıllık bal ithalatları 225 bin ton. > Gelir düzeyi yüksek ülkelerde kişi başına bal tüketimi 2-3 kilo arasında iken Türkiye’de bir kilo civarında. > Türkiye’de istatistiklere göre 4.5 milyon koloni var. Ülkemizde bal ihracatı 5-6 bin ton. İhracat ağırlıkla AB’ye yapılıyor. > Türkiye’de 38 bin aile arıcılık yaparken, bu ailelerden 10 bin kadarı geçimini sadece arıcılıktan sağlıyor. > Türkiye 12 bin tür bitki çeşitliliği, ıslah edilecek mera ve orman alanları ile bugünkü bal üretimini en az on katına çıkarabilecek potansiyele sahip.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT