BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hepimiz aynı gemideyiz!

Hepimiz aynı gemideyiz!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, mahkemenin 46. kuruluş yıl dönümü töreninde, kutuplaşmalar ve ayrışmalara dikkat çekerek, birlik çağrısı yaptı



> Cem Kor ANKARA KAPIDA KARŞILADI Anayasa Mahkemesi’nin 46. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Tayyip Erdoğan ilgili bakanlar ve yüksek yargı üyeleri katıldı. Gül ve Erdoğan’ı kapıda karşılayan Kılıç’ın, 16 sayfalık kitapçık haline getirilen konuşma metni, törene katılanlara dağıtıldı. AK Parti’yle ilgili kapatma davasını açan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya ile muhalefet partileri törene katılmadı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, mahkemenin 46. kuruluş yıldönümü töreninde, demokrasi, laiklik, düşünce özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı konularında açıklamalarda bulundu. Birlik ve beraberlik çağrısı yapan Kılıç, özellikle siyasilere ve yargı mensuplarına önemli uyarılar yaptı. Törenin açılışında konuşan Kılıç, şiddeti körüklemiyorsa sınırsız ifade özgürlüğünden yana olduğunu söyledi. Kılıç ayrıca, katı ve ideolojik dogmalardan arınmış, mutabakatla çıkarılan yeni bir Anayasaya ihtiyaç olduğunu bildirdi. Kılıç, herkesin aynı şekilde düşünmeye ve inanmaya zorlandığı bir ülkede çoğulcu demokrasiden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi. “Tek doğru” anlayışı etrafında toplumu şekillendirmek isteyen bir siyasi yapının, bir adım ötede siyasi vesayetçiliğin tuzağına düşeceğini vurgulayan Kılıç, vesayetçiliğin, bireyin ve toplumun henüz olgunlaşmamış, iyi ve kötü ayrımını yapamayan varlıklar olarak görülmesinden kaynaklandığını ifade etti. HUKUK DIŞI GÜÇLER Kılıç, gücünü özgürlüklerden alan demokrasinin özgürlük alanını genişlettikçe bağışıklık sistemini de güçlendireceğinin açık olduğuna işaret ederek, toplumu kendi içinde ayrıştıran, onu devletine karşı soğutan, insanlık onurunu işkenceye tabi tutan bir yönetim anlayışının çağdaş dünyada yer bulamayacağını ifade etti. Kılıç, “Hukuk dışı yollardan güç alarak, rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin, ülkenin batışını hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir” dedi. GÜVEN BUNALIMI VAR Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün meseleleri çözmek için harcanması gereken çabadan daha çok, sanki çözülmemesi için büyük çaba sarfediyoruz. Meseleleri ötelemekle, gerginlik tırmandırılmaktadır. Toplumun siyasal, etnik ve dinsel kesimleri arasında ciddi bir güven bunalımının olduğu saklanamaz bir gerçektir. Güvensizlik, kavgayı ve dayatmaları da beraberinde getirmektedir. Gücü elinde bulunduranlar karşı düşüncedekilerin güvensizliğini ve korkularını ortadan kaldıracak çözümleri üretmediği sürece bu çatlak derinleşecektir. Hissedilen korkular, gözardı edilemez. Acilen değerlendirmeye alınmalıdır. Aksi halde her şeyin rejim meselesi haline getirildiği ülkemizde birlikte yaşama şartları da daha ağırlaşacaktır.” ÇÖZÜM DEMOKRASİDE Haşim Kılıç, bugünlerde kişisel, toplumsal ve kurumsal uzlaşmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirterek, Anayasal meselelerin çatışmayla değil hukuk kuralları çerçevesinde karşılıklı diyalog ve uzlaşma yoluyla çözülmesi gerektiğini vurguladı. Kılıç, demokrasi ve hukukun üstünlüğü temelinde çözülemeyecek hiçbir mesele bulunmadığını dile getirdi. GÜN BİRLİK GÜNÜDÜR Kılıç, demokrasinin kurum ve kurallar rejimi olduğunu, kurumlar kurallara uyarak görevlerini yaptıklarında demokratik hukuk devletinin kriz olarak görünen sıkıntılardan daha da güçlenerek çıkacağını ifade etti. Kılıç , şöyle devam etti: “Unutmayalım ki tek bir Türkiye var. Kaptanından güvertedeki yolcularına kadar hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu geminin sağlam, güvenilir ve huzurlu bir şekilde yol alması, hepimizin en büyük amacı olmalıdır. Gün, ayrılıkları öne çıkarma, toplusal ve siyasal kutuplaşmaları körükleme günü değildir. Gün, farklılıklarımızı zenginlik kabul edip, bir arada refah ve özgürlük içinde yaşamak için elimizden geleni yapma günüdür. Gün, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak için bir adım daha atma günüdür.” İfade özgürlüğünün tek sınırı: ŞİDDET Demokratikleşerek özgürlükçü bir düzene doğru gitmediği sürece siyasal yapının toplumsal dönüşüme cevap verebilmesinin imkansız olduğunu bildiren Kılıç. “İç barış, toplumun yalnızca demokratik kültüre sahip olmasıyla değil, siyasetin ve bürokrasinin demokratik bir kültürü içselleştirmesiyle sağlanabilir” dedi. Kılıç, “Düşünceyi ifade özgürlüğünün ‘içinden düşün’ mantığına indirgenerek hapsedilmesi, bu özgürlüğün ortadan kaldırılması ile eş değerdedir. Herkesin aynı şekilde düşünmeye ve inanmaya zorlandığı bir ülkede çoğulcu demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Şiddet olgusuyla ifade özgürlüğünün birbirinden ayrılmasının öncelik kazandığı ortadadır. Bireylerin kendilerini ifade edebilmeleri, konuşabilmeleri, uyuşmazlık ve kavga yerine çözüm ve barış getirir” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT