BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deva Market

Deva Market

‘Kemiklerin sessiz hırsızı’ osteoporozdan kurtulmak için, kalsiyum yönünden zengin olan süt ve süt ürünleriyle yeşil sebze ve baklagilleri bol bol tüketmek gerekiyor



Hazırlayan: Nilgün BİLİM nilgun.bilim@ tg.com.tr Kemik erimesi erkekleri de vuruyor ‘Kemiklerin sessiz hırsızı’ osteoporozdan kurtulmak için, kalsiyum yönünden zengin olan süt ve süt ürünleriyle yeşil sebze ve baklagilleri bol bol tüketmek gerekiyor Halk arasında “kemik erimesi” olarak bilinen bir hastalık osteoporoz. Genellikle menopoz sonrası dönemdeki kadınları etkilediği bilinir. Oysa osteoporoz, erkeklerde de görülebilen bir iskelet sistemi hastalığıdır. Bir çok erkekte, belli bir yaştan sonra omurga deformasyonları ve kalça kırıkları ile ortaya çıkıyor. Peki erkeklerde ne zaman başlıyor? Erkeklerin kemikleri kız çocuklarına göre daha uzun sürede gelişir ve kemik hücreleri daha yoğundur. Erkeklerde hiçbir zaman kadınlardaki menopoz gibi hayatlarını ve metabolizmalarını etkileyen ani bir kesinti durumu söz konusu olmaz. Bu sebeple osteoporoz erkeklerde kadınlara oranla daha geç yaşlarda seyretmeye başlar. Aşırı kortizon kullanımı, hipogonadizm (cinsiyet hormonu azlığı), ilaçlar, alkol ve tütün kullanımı, bu süreci biraz daha erkene çekebilir. KIRIKLARA DİKKAT Osteoporozun erkeklerdeki en ciddi sonucu kırıklardır. Kemik erimesine bağlı kırıklar en sık kalça, omurga ve el bileğinde ortaya çıkar. Bunlardan omurga kırıkları çoğu zaman sessiz biçimde olup, sonrasında gelen kırıklar omurgada şekil bozukluğuna ve kamburluğa neden olabiliyor. Osteoporoza bağlı kırıklardan en tehlikeli sonuçlara neden olanlar ise kalça kırıkları. Kalça kırıkları daha ileri yaşlarda (genellikle 70 yaş sonrası) ortaya çıkıyor, kişiyi uzun süre yatağa bağlayabiliyor, cerrahi müdahale gerekebiliyor ve alınan tüm tedbirlere rağmen kırık geçirenlerin dörtte biri olaydan sonra bir yıl içinde kaybedilebiliyor. TEDAVİ YOLU NE? Osteoporoz günümüzde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bütün hastalıklarda olduğu gibi, hastalık henüz oluşmadan korunmak asıl amacımız olmalıdır. Yani bu konudaki mücadele çocukluk çağından itibaren başlamalıdır. Korunmada ve tedavide 3 unsur çok önemlidir. Bunlar uygun diyet, bol güneş ve egzersizdir. Öncelikle uygun beslenme programı uygulanmalı. Bu besinler yeterli kalsiyum ve D vitamini içermelidir. Bu noktada süt ve süt ürünlerinin düzenli alınması önem kazanıyor. K ve C vitaminleri, lifli besinler, çinko, magnezyum, bakır, demir gibi eser elementlerin osteoporozdan korunmada etkileri büyüktür. Aşırı protein ve tuz tüketilmesi, aşırı kahve içilmesi idrarla fazla kalsiyum atılımına sebep olduğu için osteoporoza zemin hazırlar. Günlük kalsiyum ihtiyacı, genellikle 50 yaş üzerinde 1200 mg/gün olarak belirlenmiştir. Günlük önerilen 1 bardak süt, 1 bardak yoğurt, en az 50 gram peynir ve bir tabak yeşil yapraklı sebzedir. Alınan tüm tedbirlere rağmen kişinin genetik yapısı, geçirmiş olduğu başka hastalıklar vb. sebeplerle yine de osteoporoz ortaya çıkabiliyor. Bu durumda ilaç tedavisi gerekebilir. Hastaların tüm ilaç tedavileri ile birlikte mutlaka yeterli miktarda kalsiyum ve D vitamini almaları gerekiyor. Hastalığı artıran sebepler >> Kalsiyum ve D vitamininden fakir beslenme alışkanlığı >> Uzun süreli ve bilgisizce planlanmış zayıflama diyetleri >> Ergenlik ve sonrası yaşanan uzun süreli ve ağır beslenme bozukluğu (Anoreksiya Nevroza) >> Ailede osteoporoz hastalarının bulunması >> Uzun süreli kortizon, tiroid hormonu ve antikonvülsan ilaç kullanımı >> Sigara ve alkol kullanımı >> Hareketsiz, aktivitesiz bir hayat tarzının ısrarla sürdürülmesi Hangi besinler? >> Süt ve süt ürünleri >> Deniz ürünleri >> Yeşil yapraklı sebzeler >> Kuruyemiş ve yağlı tohumlar >> Baklagiller >> Kayısı >> Pekmez Tavsiyeler >> Çocukluk çağında kalsiyumdan zengin besinlerin tüketilmesi ve spor yapması yetişkinlik çağında osteoporozdan korunmayı sağlar. >> Güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalıdır. >> Aşırı tuz ve tuzlu besinler tüketilmemelidir, sofrada tuz kullanılmamalıdır. >> Aşırı yağlı ve şekerli besinler tüketilmemelidir. >> Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır. >> Fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Haftada en az 2-3 kez 45 dakika yürünmelidir. >> Süt ve ürünleri her gün en az 2 defe tüketilmelidir. (İki su bardağı süt veya yoğurt, 2 kibrit kutusu peynir bir porsiyondur.) AKLINIZDA BULUNSUN Boyundaki kırışıklara yeşil çay Orta yaşlardan sonra boyun bölgesinde ince çizgiler oluşmaya başlar. Bunlarla mücadelenin en etkili yolu ise yeşil çaydır. Günde 3 fincan yeşil çay için. Bunun yanında cildinize bir de maske uygulayın. Yeşil çay içeren bir kremi boyun ve dekolte bölgesine kalınca sürün. 15 dakika sonra yüzünüzü ılık suyla iyice temizleyin. Maske tamamlandıktan sonra cilt kalıcı bir etkiye sahip olur. Çay içerek de bu etkiyi koruyabilirsiniz Kuruyan bölgelere zeytinyağı Yüzümüzde en hızlı nem kaybına uğrayarak kuruyan bölge üst dudak çevresidir. Bu durumda en büyük yardımcınız zeytin yağıdır. Üst dudağınıza birkaç damla zeytinyağı sürüp, parmak uçlarınızla hafifçe üzerine masaj yapın. Bu hareket kan dolaşımını hızlandırır. Yağ ise cildi yumuşatır. Ayrıca bu zeytinyağlı dudak bakımına ek olarak her gün 2 kez yüz jimnastiği yapın. Bunların etkisini 2 hafta içinde göreceksiniz. Moraran yerlere maydanoz Bir tarafınızı bir yere çarptığınızda, derinin hemen altındaki kılcal damarlar çatlar ve deri altına kan yayılarak o bölgenin mor bir görüntü almasına sebep olur. Buz ise şişlikleri indirmek için kullanılır. Bu ikisini birleştirdiniz mi, buzluğunuzda berelenme ve çürüklerin ilacı hazır demektir. Bir avuç maydanoz ve dörtte bir bardak suyu, yarı erimiş kar görüntüsü alana kadar blendırda karıştırın. Sonra, buz kalıplarını yarısına kadar doldurun ve dondurun. Lazım olduğunda, İnce bir bez veya tülbente sardığınız maydanozlu buzu, berenin üzerinde gezdirin.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT