BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ömrün boşa giden dokuz yılı!

Ömrün boşa giden dokuz yılı!

Televizyonlar, özellikle seçilen dinden haberi olmayan, dini kendisine göre yorumlayan, sözde din adamları sözde ilahiyatçılar vasıtasıyla insanları dinden imandan ediyorlar. Onları inançsızlık boşluğuna itiyorlar...



Dün, televizyon yayınlarının zararlarından kurtulabilmek için her yıl dünya çapında düzenlenen “Televizyonu Kapa Hayatı Aç! Haftası”ndan bahsetmiştik. Bugün bu konuyu biraz daha açmak istiyorum. Her yeni buluş, belli bir maksat, belli bir fayda için piyasaya sürülür. Bu maksadın dışına çıkıldığında, cihaz fayda yerine zarar vermeye başlar. Televizyon da böyledir. Maksadına uygun olarak, haber ve iletişim maksatlı kullanılır, dünyada olup bitenler sergilenir, teknolojik gelişmeler sunulursa çok faydalı olur. Ölçü elden kaçırılır, günün büyük bir çoğunluğu televizyonun başında geçerse günlük zaruri programlar altüst olur. Fayda zarara dönüşür. AKIL ALMAZ BİR ZAMAN İSRAFI! Maalesef bizde bu ölçü, çok çok fazlasıyla kaçırılmış durumda. RTÜK’ün yaptığı araştırmaya göre, ülkemiz insanı ortalama günde 5 saatini televizyon başında geçiriyor. Bu oran hafta sonu daha da artıyor. Halkın yüzde yirmiye yakın kısmı ise günde 10 saatten fazla televizyon seyrediyor. İnsan ömrünün ortalama 9 yılı televizyonun başında geçiyor. Günde 5 saat ders gören çocuk 8 ayda 960 saat ders görmüş olur. Yine aynı çocuk günde 5 saat televizyon seyrederse yılda 1825 saat eder... Bu rakamlar ailenin diğer fertleri için de geçerli. Akıl almaz bir zaman israfı değil mi? Bu kadar zamanda neler yapılmaz ki!.. Bahsettiğimiz israf zararsız kabul edilen boşa geçen zamandır. Bir de bu zaman zarfında seyredilenlerin zararlı yayın olduğunu düşünürsek, işin facia boyutu o zaman ortaya çıkar. Neredeyse, her 10 dakikada bir cinayet, şiddet veya tecavüz sahnesi, korku, gerilim sahneleri, kırdılı döktülü, mafyalı dizileri filmleri düşünün... Hemen hemen bütün dizilerde ortak olarak şunları görüyoruz. Gayrimeşru bir çocuk, birbirlerini aldatan eşler, su gibi içki, soygunlar, kısa yoldan köşeyi dönmeler, lüks, israf... Bunlar çocukların ruh dengelerini ne hÂle sokar hiç düşündünüz mü? Aşırı televizyon seyreden çocuklar, aktif öğrenme melekesini kaybediyorlar, hayal güçlerini geliştiremiyorlar. Çünkü televizyon bağımlısı çocuklar izledikleri filmlerden, çizgi filmlerden her şeyi hazır olarak alıyorlar ve zihinleri gün geçtikçe tembelleşiyor. Konuşmaları yaşıtlarına göre daha geç gelişiyor. İçine kapanık, sosyal aktivitesi düşük, öz güveni olmayan hayattan zevk almayan birer varlık haline geliyorlar. Zarar hep küçüklere mi? Hayır, büyükler de paylarına düşeni fazlasıyla alıyorlar. Büyükler için en zararlı programlardan biri de kadın programları... Seçtikleri olumsuz örnekler toplumun yüzde 1-2’si iken, bunları, sanki bütün erkekler veya bütün kadınlar böyleymiş gibi sunmaları, kadınların bilhassa, ev hanımlarının ruh dengesini bozuyor. Onların Allaha tevekkül inancını sarsıyor, rızk endişesine düşürüyor. Sanki bütün erkekler eşlerini aldatacak, terk edecek, aç susuz bırakacak... korkusunu verererek ekonomik özgürlük adı altında onları sokağa sevk ediyorlar. Aile huzurunu bozuyorlar. SESSİZ BOMBA TESİRLİ! Bunlardan daha tehlikelisi, hatta en tehlikelisi de dinî tartışma programları. Özellikle seçilen, dinden haberi olmayan, dini kendisine göre yorumlayan, sözde din adamları sözde ilahiyatçılar insanları dinden imandan ediyorlar. İzleyicilerin yarım yamalak aldıkları dinî bilgileri yok ederek, onları inançsızlık boşluğuna itiyorlar. Televizyon, eşleri birbirinden ayıran, çocukları anne babalarından ve hayattan uzaklaştıran, büyükleri hareketsiz ölü haline getiren... parça tesirli bir bomba gibidir. Bunun gerçek bombadan farkı sessiz infilak etmesidir. Tesiri daha fazla olmasına rağmen, hemen değil uzun vadede tesirini göstermesidir. İnsanın yaptığı her işin ya dünyasına, ya da âhiretine faydası olması lâzımdır. Bugün insanı, okumaktan alıkoyan, insanı uyuşturan, körelten, kabiliyetlerini dumura uğratan şeylerin başında televizyon gelmektedir. Bu âletin âlet olarak bir suçu yoktur. Faydalı işlerde kullanıldığı takdirde, zamanımızın en faydalı cihazıdır. Bugünkü yayınlar öyle olmuyor ki, zararlarından kurtulmak için dünya çapında haftalar düzenleniyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT