BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kullan ve at!

Kullan ve at!

Meşhur ve kabul görmüş sanatkârların eserlerinin eskidikçe değer kazanması bir tarafa, dedelerimizden ve hatta bir nesil önceki aile büyüklerimizden kalma birçok eşyayı bile, -bulabilirsek tabii- “antika” zannı ve hükmüyle saklamaya çalışıyor, kıymet atfediyoruz... Neden?



Meşhur ve kabul görmüş sanatkârların eserlerinin eskidikçe değer kazanması bir tarafa, dedelerimizden ve hatta bir nesil önceki aile büyüklerimizden kalma birçok eşyayı bile, -bulabilirsek tabii- “antika” zannı ve hükmüyle saklamaya çalışıyor, kıymet atfediyoruz... Neden? Çünkü el emeği ürünü olmasının ve kullanıldığı zamana ait belge niteliği taşımasının yanı sıra “uzun ömürlü” oluşu da, onları değerli ve ilgi çekici kılıyor... Ve müzelerin var oluş sebebi de onlardır... *** Üç beş asırlık göz alıcı halılar... Hâlâ üretim sırrına erişilemeyen renklere sahip çiniler, porselenler... Üzerindeki tezyinata zevkle iç geçirdiğimiz ve hattına hayran kaldığımız el yazmaları... Renk ve figürlerin vuslatından bütün zamanları şaşırtacak anlamlar doğuran tablolar...Vs... Sanatı zamana göre kategorize edip “geleneksel” olanın öldüğüne veya can çekiştiğine hükmetmek doğrudur belki ama... Sanatın külliyen bittiğini söylemek mümkün değil elbette... En azından her zaman “modern sanat” diye tarif edilecek yenilikler, ilginçlikler, denemeler ve kabuller olacaktır... Ancak... Hayatın içinden doğan ve hayatla bütünleşen bir sanattan söz etmek giderek zorlaşıyor... Çünkü devrimiz, “Kullan at!” mantığının geçerli olduğu bir devirdir... Mesela halı seçerken dikkat edilecek kriterler değişmiştir; ilmek sayısı, ipliğin ve boyanın cinsi ve kalitesi, renk ve desenlerin tarzından çok, üç-beş sene sürecek dekorasyon trendine uygunluğu daha önceliktir. Ömrü ise baştan bellidir ve umursanmaz... Çünkü eskimese bile, atılacak, yerini yenisine bırakacaktır... Ya kalitesiz olduğu için “eski”lik sıfatını kazanacak kadar yaşayamayacak, ya da güne ayak uyduramayacağı için ömrünü tamamlamasına izin verilmeyecektir... Duvarlarda röprodüksiyonlar ucuz ve değiştirilmeye uygun... Mutfakta rengârenk teknolojik oyuncaklar; sürekli küçülen ve mahareti artan... Klasikleşme şansı bulunmayan, hikâyesiz ve bilgisayar maharetlerinin sergilendiği filmler... Uzatın uzatabildiğiniz kadar... Teknolojik ve ekonomik... Yani gönül rahatlığıyla kullan ve sonra at! Haydi düşünelim... Birkaç asır sonra bugüne ait neleri müzede sergilemeye değer bulurlar? *** Nihayetinde eşyadan bahsediyoruz... Bediî zevklerimiz açısından acısına tahammül edilebilir... Ancak bu tarz, insani ilişkilerimizi bile kuşatıyor ve “kadim dostluklar” yerine, “kullan at ilişkiler”le hayatımızı dekore ediyoruz ki, feci olan budur!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT