BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sen hiç mezarlık ziyaretine gitmiyorsun

Sen hiç mezarlık ziyaretine gitmiyorsun

Karı-koca televizyonda akşam haberlerini izliyordu. Ramazan Bayramı’nın ikinci günüydü ve ekranda, mezarlıklara yakınlarını ziyarete giden insanların haberi vardı.



Karı-koca televizyonda akşam haberlerini izliyordu. Ramazan Bayramı’nın ikinci günüydü ve ekranda, mezarlıklara yakınlarını ziyarete giden insanların haberi vardı. Devlet memuru Bünyamin Bey, uzaktan kumanda ile televizyonun sesini kıstı ve eşine döndü: - İlkokuldayken Ali öğretmenim “Çocuklar, 2000 yılında kaç yaşında olacaksınız, hesaplayın bakayım” demişti. Ne kadar da gülmüştük, “Ooo öğretmenim, 2000 yılına daha çok var” derken... Meğer geçmiş öyle uzak, ömür öyle kısaymış ki... - Hı hı. - Ölünce görmeyi çok istediğim insanlar var. - Haydaa, nereden çıktı şimdi akşam akşam? - Yo, sadece şimdi değil; sürekli düşünürüm. Kadın, mezarlık ziyaretinden sonra ekranda gelen magazin haberini görünce uzaktan kumandaya hamle etti. Kocası kumandayı arkasına sakladı. Kadın üstelemedi: - Kimlermiş onlar? Zeki Müren mi? Bünyamin Bey, dalıp giden gözlerini karısına çevirdi: - Hı? - Ölünce görmek istediklerin kimlermiş? - Birinciyi biliyorsun zaten. Diğerleri öncelikle Bişri Hafi mesela, Vahşi, Abdülaziz Han... Var öyle saplantılı olduklarım... Karısı Şükriye bir şey anlamadı. - Oğlan gelir şimdi, ben sofrayı hazırlayayım. - Kim bunlar ve neden bunlar diye sormayacak mısın? Kadın yutkunarak tekrar oturdu kanepeye: - Sordum; kim ve neden? Yani kim derken padişahı biliyorum da... Bünyamin Bey, üst üste attığı bacaklarını indirip toparlandı: - Bişri Hafi müthiş bir pişmanlığın, Vahşi feci bir mahcubiyetin, Abdülaziz Han hazin bir mağlubiyetin simgesidir benim için... Hep boyunları bükük duruyorlar gibi gelir bana; orada onları mutlu görmeyi ne çok isterim. (Kafasını kaldırıp karısına bakarken acı acı gülümsedi.) Bütün mesele, onların bulunduğu yerde bulunmak tabii... - Sen hiç mezar ziyaretine gitmiyorsun, dedi Şükriye. Baban var, annen var, ağabeyin var. Adam karısına hak verir gibi başını aşağı yukarı salladı: - Haklısın. İş, güç, meşgale... Bi de uzak tabii... Birisi ölünce mecburen giderim. Karısı konuyu değiştirdi: - Bu çocuk da yola çıkacak diye nazlılığı iyi kullanıyor. Nerede kaldı? - Boş ver hatun, dedi Bünyamin, koca adam o artık, yarın yolcu nasılsa, gelir birazdan... Gerçekten de az sonra evin tek çocuğu, yarın okul için Sakarya’ya gidecek olan on sekiz yaşındaki oğulları içeri girince sofraya oturdular. *** Bünyamin Beyin müdürü, caminin bahçesinde, Şükriye Hanıma yaklaşarak: - Gerçekten teselli için söylemiyorum yengeciğim. Bünyamin bir taneydi. Yanımda altmış iki kişi var, o bir taneydi. Ahlâk, dürüstlük, hoşgörü, ne bileyim, melek gibiydi... Nasıl olmuş kalp krizi? Kadın titreyen dudaklarla başını sallayıp onayladı müdürü: - Sağ olun. Otogarda oğlanı uğurlayıp dönmüştük. Eve girerken merdiven... sonunu getiremedi kadın. O sırada Bünyamin’in tabutu, birbiriyle yarışan insanların havada nöbet değiştiren elleriyle mezarlığa doğru yola çıktı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 96604
    % 1.81
  • 6.2586
    % -1.43
  • 7.3135
    % -1.24
  • 8.2415
    % -1.84
  • 242.305
    % -1.51
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT