BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ata yadigârları kültür dağıtıyor

Ata yadigârları kültür dağıtıyor

Osmanlı’nın iz bıraktığı coğrafyadaki mimarlık harikası birçok tarihî eser, kültür yuvası olarak hizmet veriyor



OSMANLI MİRASI KAYIT ALTINDA -2- Hazırlayan: Hayrettin Turan hayretttin.turan@tg.com.tr Osmanlı’nın iz bıraktığı coğrafyadaki mimarlık harikası birçok tarihî eser, kültür yuvası olarak hizmet veriyor TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, 1 milyar 700 milyon doları bulan yardım potansiyeliyle kurumun yurt dışındaki Türk eserlerine sahip çıktığını, çalışmaların bölge insanlarına moral verdiğini söyledi. Savaşlardan ve bakımsızlıktan dolayı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Balkan ülkelerindeki Osmanlı eserleri Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) tarafından ayağa kaldırılmaya başlandı. TİKA Başkanı Musa Kulaklıkaya, son yıllarda dünyanın değişik yerlerinde çeşitli çalışmalarıyla sınıf atlatan işlere imza atan Türkiye’nin yardım alan değil yardım veren bir ülke haline geldiğini söyledi. Kulaklıkaya “Türkiye; ABD, Japonya, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerin yanında hatırı sayılır yardımlarla öne çıkmaya başladı. 2007 yılı rakamıyla 1 milyar 700 milyon doları bulan yardım potansiyeline ulaştık. İmparatorluk dönemlerinden beri vermeyi seven bir milletin çocuklarıyız biz, hem de karşılıksız” dedi. SAHİP ÇIKACAĞIZ Başkan Musa Kulaklıkaya şöyle devam etti: “TİKA’nın en önemli misyonlarından biri Türk kültürünün iz bıraktığı coğrafyadaki tarihî eserlerin korunması. TİKA olarak tarihî mirasa sahip çıkacağız. Bu paralelde birçok tarihî eseri ayağa kaldırdık. Kosova’da Sultan Murad Türbesi, Sinan Paşa Cami, Bosna Hersek’teki Mostar ve Konyiç Köprüleri, Üsküp’teki Taş Köprü, Kırım’da Zincirli Medrese ve Hacı Giray Han Türbeleri bu çalışmalardan sadece birkaçı. Hepsi de aslına uygun olarak restore edildi.” Başta Balkanlar olmak üzere Osmanlı eserlerine Türkiye’nin sahip çıkmasının bu bölgelerde yaşayan Türk ve Müslümanlar için önemli bir manevi destek ve moral olduğunu ifade eden Kulaklıkaya buralarda bayındırlık çalışmalarının yanı sıra meslek edindirme kursları, hayvancılık, seracılık gibi projeleri de hayata geçirdiklerini anlattı. İTİBARIMIZ İÇİN Devletten gördükleri büyük desteğin yanı sıra, sivil toplum kuruluşlarından ve şirketlerden de bağış aldıklarını belirten Kulaklıkaya, TİKA’nin bütçesinin ve imkanlarının çok arttığını kaydetti. Kulaklıkaya, TİKA’nın birçok ülkede koordinasyon merkezi açtığını hatırlatarak şunları söyledi: “Buraları Türkiye’ye yakışır mekanlar haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye büyük, zengin bir ülke ve imparatorluğun varisi. Görüntüsünün çok ötesinde algılanıyor. Bizim de bunları sergilememiz gerekiyor. TİKA, Türkiye’nin dış dünyadaki imajıyla çok ilgili.” ORHUN VADİSİ GÜN SAYIYOR Yürütülen çalışmalarla Türk tarihine hizmet edildiğini, Sultan Sancar ve Hoca Ahmet Yesevi türbeleri ile Orhun Abideleri gibi tarihî birikimlerin de dünya kültür mirasına kazandırıldığını ifade eden TİKA Başkanı, “Bilge Kağan Karayolu yıl sonuna kalmadan hizmete açılacak. Üstelik Orhun Vadisi’ndeki miras için de müze yapılıyor” diye konuştu. Müze şehir: AKKA İsrail’de, camileri, burçları, kervansarayları, hamamları, saat kulesi buram buram Osmanlı kokan bir kale kenti var: Akka... Dört bin yıllık geçmişiyle tarihin en eski limanı olma özelliğini koruyan Akka’nın her sokağında Osmanlı rüzgarı esiyor. Burayı uzun süre yöneten Osmanlı Valisi Cezzar Ahmet Paşa’nın inşa ettirdiği eserler restorasyonu yapılarak yeniden görücüye çıkmış. Bunlardan biri olan Türk hamamı şimdi müze olarak kullanılıyor. Özel bir mimari tarza sahip bulunan hamamda, ziyaretçilere 6 dilde yapılan yayınla, Osmanlının o bölgedeki kültürünü anlatılıyor. ABDÜLHAMİD’E HEDİYE Akka Kalesinin içerisindeki turistleri ağırlayan kervansarayın girişinde özel ince işlemeleriyle Sultan Abdülhamid Han’ın tahta çıkışının 30. yıl dönümü adına 1906 yılında inşa edilmiş büyük bir saat kulesi dikkat çekiyor. Kulenin üzerinde ise Genç Parti’nin bugün kullandığı amblem var. İslamiyetin sembolü minareler, Türkiye’deki gibi ince uzun haliyle göklere tırmanıyor. Medeniyet farkı! Bir tarafta Avrupa’ya temizlik götüren Türk hamamları, diğer tarafta saray duvarlarında maymunlara bit kırdıran Avrupalı resimleri... Yurt dışında, “Osmanlı” ve “Türkiye” denildiğinde akla ilk gelenlerden biri de Türk hamamlarıdır. Hamamlar, Osmanlı mimarlık tarihinde şaheser olarak yer bulurken, aynı zamanda medeniyetimizin temizliğe verdiği önemi anlatması bakımından da birer şeref vesikalarıdır. Şimdi vereceğimiz örnek bunu çok iyi ifade ediyor. Viyana’da Schönbrunn Sarayı’nın duvarında yapılan dev resim, yıllardan beri anlamını bilmeden söylediğimiz, çeşitli eski eşyaların satıldığı yerlere verilen “bitpazarı” deyiminin manasını bize anlatıyor. Resim, Ortaçağ’da Brüksel’deki bir bitpazarını gösteriyor. O çağların Avrupa’sında yıkanmak pek adet olmadığı için herkes bitli gezermiş. Şehir meydanlarına kurulan pazarlarda kuyruğa girer ve bit ayıklamakta çok maharetli bir maymunun önünde kafalarını eğerek bitlerini kırdırırlarmış. Resimde tahta bir platform üzerindeki maymun ve önünde kafalarını eğmiş Avrupalılar görülüyor. Ama o dönemde Türk’ü simgeleyen hamamlarda, aslan ağzından gürül gürül fışkıran kaynar sularla yıkanılarak temizliğin sembolü olduklarını gösterirlerdi. Osmanlı’nın iz bıraktığı Balkanlar ve Kuzey Afrika coğrafyasında Türk hamamının namı almış yürümüştü. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 16. yüzyıldan kalma Türk hamamları ve kente özgü termal kaplıcalar kentin en değerli hazineleri sayılıyor. Budapeşte, Rudas, Kiraly, Roc isimli Turk hamamları çok modern bir şekilde restore edilerek hem yerli halkın hem de milyonlarca turistin çok rağbet ettiği mekanlar arasında bulunuyor. YARIN: SOFYA’DAN SURİYE’YE
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT