BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bari kooperatifçi olabilseydik!

Bari kooperatifçi olabilseydik!

Türkiye’de çok sayıda kooperatif kuruldu. Ama, batının kalkınmasında önemli rol oynayan bu sistem bizim ülkemizde komünistlerin propaganda malzemesi, fırsatçıların ise atlama taşı olmaktan öte gidemedi maalesef. Eee, burası Türkiye. Daha ne beklenirdi ki?!.



Türkiye’de çok sayıda kooperatif kuruldu. Ama, batının kalkınmasında önemli rol oynayan bu sistem bizim ülkemizde komünistlerin propaganda malzemesi, fırsatçıların ise atlama taşı olmaktan öte gidemedi maalesef. Eee, burası Türkiye. Daha ne beklenirdi ki?!. Bir istisnası var ama: Konya Şeker. Geçen hafta sonu Konya Şeker’in Çumra’daki entegre tesislerini ziyaret ettim. Hayran kaldım. Görüp de hayran kalmayan yok zaten. Mükemmel çünkü. Çumra Şeker Fabrikası senede 221 bin ton toz şeker, 10 bin ton küp şeker, 140 bin ton sıvı şeker, 2 bin ton çikolata, 2 bin 160 ton sert şeker, 84 milyon litre bioetanol, 50 bin ton melas, 360 bin ton karma yem üretebiliyor. 60 bin üyeli Konya Şeker’in 9 fabrikası, iki de serası var. Tam entegre çalışıyor. Birinin atığı diğerinin hammaddesi oluyor yani. Milyonlarca ton şeker pancarı işleyen bu fabrika, aynı zamanda sıvı şeker de üretiyor. Ki, en büyük müşterisi kola ve meyve suyu fabrikaları. Ayrıca, üretim esnasında bol miktarda buhar çıkıyor. Bu buhar atığını değerlendirmek için soğutmak ve tekrar suya dönüştürmek gerekiyor. Yoksa, adı üstünde ‘buhar olup’ gidiyor. Çumra Şeker’de öyle bir sistem kurulmuş ki, ne ilave harcama yapılıyor, ne de buhar havaya gidiyor. Fabrikanın hemen yanına inşa edilen seraya veriliyor bu buhar ve serada bol miktarda domates, patlıcan ve biber yetiştirilmesine katkı sağlıyor. Hem de piyasaya satılacak kadar çok. Hakeza Çikolata Fabrikası. Hem iç piyasaya veriliyor bu ürünler, hem de başta Irak olmak üzere Orta Doğu ülkelerine ihraç ediliyor. Bugünlerde Çumra Şeker Fabrikası’nın ana gündeminde çok müstesna bir faaliyet var: Hayvan Kreşi. 500’ü genç hayvan, 500’ü sağmal inek olmak üzere bin baş hayvan kapasitesine ulaşmış olan bu kreşte sağlıklı inek ve damızlık sığır besleniyor. Maksat; köylünün verimli hayvancılık yapmasına öncülük etmek. Bir de patates üretimi ve tohum ıslah çalışması var ki, Konya çiftçisinin en çok sıkıntısını çektiği zirai işlemler bunlar. Bu kadar teferruatlı yazmamın nedeni, kooperatifçiliğin önemini anlatmak. 60 bin üyeli bir işletme şayet bugün devletten hiçbir destek ve teşvik almadan 500 milyon dolarlık bir işletmenin sahibi olabiliyorsa; bu büyük bir başarı demektir; anlatmak lazım. Bir işletme atıkların hepsini değerlendirir de kâr etmez mi? Konya Şeker de kâr ediyor işte. Şimdi de kamunun elinde bulunan 25 şeker fabrikasının işletmesine talip Konya Şeker. Aynı zamanda Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı da olan Konya Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, fabrika ile üretici arasında sıkı bağların olması gerektiğine dikkat çekti ve “Bu ancak, kooperatiflerle sağlanır” dedi. “Kamu şeker fabrikalarını verimli hale dönüştürmek isteniyorsa, bize devretsinler.” Hemen söyleyeyim ki, Konya Şeker’de yakalanan başarı kendiliğinden olan bir başarı değil. Recep Konuk 1999’da yönetime geldikten sonra olmuş bütün bunlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT