BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zafer, bitkin bir hâldeydi

Zafer, bitkin bir hâldeydi

Zafer iki gündür işe gitmiyordu. Bitkin bir vaziyette akşama kadar evin içinde dolanıyor, bazen ağlıyor, bazen de öfkesine hakim olamayarak hırçınlaşıyordu.



Zafer iki gündür işe gitmiyordu. Bitkin bir vaziyette akşama kadar evin içinde dolanıyor, bazen ağlıyor, bazen de öfkesine hakim olamayarak hırçınlaşıyordu. Hadiye Hanım ve Mümtaz Bey oğullarının yaşadığı bunalımı çok iyi anlıyorlar, onun bu dengesiz hâlinden etkilenmemesi için torunları Yasemin’le ilgileniyorlar, çocuğu uzak tutmaya çalışıyorlardı. Bir arkadaşının yardımıyla Serpil’in bankadaki bütün parasını çekmiş olduğu bilgisini de almıştı Zafer. Artık bir türlü inanmak istemediği gerçeği görüyor, yüreğindeki ve beynindeki sorulara cevap aramaktan vazgeçiyordu... Gerçek ortadaydı. Serpil terk etmişti kendisini de kızını da. Şimdi bütün sıkıntısı bu inanmak istemediği gerçekle yüzleşince içinde yükselen öfkeydi. Nefret göz bebeklerine yerleşmişti bile. Serpil adını duymak istemiyor, çok kuvvetli tepki veriyordu... Hadiye Hanım elinde bir bardak çayla salona girdi. Zafer elleri pantolonunun cebinde, camın önünde durmuş dışarıya bakıyordu. Şakakları atıyordu. Belli ki beyninde çarpışan düşünceler üzüntüsünün yerini alan öfkesinin eseriydi bu hâli. - Oğlum sana limonlu bir çay getirdim. - İçmeyeceğim anne. Hiçbir şey istemiyor canım! Hadiye Hanım yalvaran bir sesle üsteledi: - Olmaz ki oğlum, bak seni ferahlatır limonlu çay, başka bir şey istersen onu yapayım. Zafer sert bir şekilde döndü. Belli ki sinirlenmişti bu ısrar karşısında. - Anne, ne olur, bir şey istersem söylerim. Beni anlamaya çalış... Hadiye Hanım çayı sehpanın üzerine koyup Zafer’in tam karşısındaki koltuğa oturdu: - Anlamıyor muyum sanıyorsun evladım? Ama ben anayım. Bak sen de biliyorsun evlat sevgisini. Dayanamıyorum bu hâline. Biliyorum çok acı çekiyorsun, çok üzgünsün ama... - Üzgün değilim anne, asla üzgün değilim, içimde ona karşı sadece nefret var şimdi. Yaşanan her şey yalanmış, evlat sevgisinden bahsettin, evladını senin sevdiğin gibi sevmeyen anneler de var. O kadın gibi! Şimdi sadece duyduğum hissettiğim şey kızgınlık ve intikam!.. Hadiye Hanım irkildi. Bu sırada Mümtaz Bey de girmişti içeriye. Oğlunun sözlerini o da duymuştu. Karısından önce atıldı cevap vermek için: - Oğlum, intikam kötü bir duygudur, insanı yer bitirir ve yanlışlara sürükler. Öfkene bir şey demiyorum, hatta nefretine bile bir şey demiyorum. Ama sakın intikamdan bahsetme... Kendine yeni bir hayat çizmek zorundasın, bunu vakit kaybetmeden yapmak zorundasın hem de... Çünkü senin sorumluluğunda olan bir evladın var. Zafer ağlıyordu. Koltuğa oturup başını ellerinin arasında aldı ve hıçkırmaya başlamıştı. Mümtaz Bey ona yaklaştı ve saçlarını okşadı, üzüntüsünden dudaklarını ısırıyordu: - Geçecek oğlum, zaman her şeyin ilacı... Seni istemeyen biri için bu gözyaşlarına değmeyeceğini zamanın yardımıyla sen de anlayacaksın. Biz senin hep yanında olacağız... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT