BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kazım Kanat yalancı mı?

Kazım Kanat yalancı mı?

Kazım Kanat, iki hafta önce atv’deki Santra programında, partnerlerinden Levent Tüzemen’e şöyle çıkışmıştı: “Yoksa sen de beni Kemal Belgin gibi yalancı mı ilan ediyorsun?..”



Kazım Kanat, iki hafta önce atv’deki Santra programında, partnerlerinden Levent Tüzemen’e şöyle çıkışmıştı: “Yoksa sen de beni Kemal Belgin gibi yalancı mı ilan ediyorsun?..” Sonrasında da yakışık almayan sözlerle devam etmişti. Baktım bu hafta, İstanbul Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, Kazım Kanat’ın 2 Mayıs 2008 günkü Sabah’ın 38. sayfasında yer alan yazısının tamamen gerçek dışı olduğu dile getiriliyordu. Prof. Parlak, hiçbir gün Beşiktaş’ta 40 akil kişiyi toplama ve de Başkan Demirören’e karşı bir eylem içinde bulunmadığını dile getiriyordu. Yani Kazım Kanat açıkça yalanlanıyordu. Lefter şöyle vururdu, böyle vururdu dediğinde ben kendisine, “Senin ne yaşın, ne de İstanbul günlerin Lefter’i izlemeye yetmez” diye karşı çıkmıştım... Sizce yalancı olan kim? >> Stajyer! Zico’nun stajyer, yani henüz Fenerbahçe gibi pahalı ve önemli hedefleri olan bir takımı yönetemeyeceğini, Türkiye’ye geldiği günden beri yazan ve bunun arkasında duran galiba tek yazarım... Hâlâ da aynı yerdeyim. Baksanıza; Maldonado ilk on birde... Tombaladan bu defa da Ali Bilgin çıkmış... Sonra 35. dakikada iki değişiklik birden... Ya devre bitmeden biri sakatlanıp çıkmak zorunda kalsa... Ve Fenerbahçe takımı tam bir kargaşa içine yuvarlandı. Önce çift ön libero, sonra tek ve en sonunda yine çift... Önce tek, sonra çift, sonra yine tek santrfor... Birileri de bunu “Zico’nun satrancı” diye yorumlamaz mı? Devam edin ki, 100 milyon euroluk takım böyle koca sezonu unvansız bitirsin... Ben artık Zico’nun bu Maldonado uygulamasından sonra iyi niyetinden de kuşku duymaya başladım... Ya siz? >> Carlos ve Hasan Şaş! Biri yılda beş milyon euro alıyor... Ve deniyordu ki, “O oynamasa da olur. Orada bulunsun yeter... Havası bize yeter... Motivasyon olur...” Peki, bu bey epey zamandır nerede? Tedavi oluyormuş... Yersen... Peki, Fenerbahçe, doktorlarına ve sağlık tesislerine yılda kaç para sayıyor? Ya Hasan Şaş kaç para alıyor bilmem... Ama ameliyat masasından kalktıktan sonra kaçıp Florya’ya geliyor... Yetmiyor, uçağa binip Sivas’a taşınıyor... Orada sevinirken dikişlerinden biri patlıyor... Sizce hangisi daha fazla motive ediyor... Hem de neredeyse bedavaya... >> FB TV’deki komedi! İİnanılır gibi değil... FB TV’deki 2F 1B programında F’lerden biri diyordu ki, “Galatasaray maçına aslında biz de iyi hazırlanamadık... Maçın başlamasına sadece birkaç dakika kala eve gelip, ekran karşısına kurulabildim...” Vah ki vah! Vaziyet çok ciddi... Bir başka programda da, yani geçen perşembe akşamı, aynı zamanda bir televizyon kanalında da yöneticilik yapan kişi, Kezman’a tepki gösterenlere “Öküzler” diye hitap ediyordu... RTÜK’e sormak lazım; kimse kimseye, hem de ülke geneline seslenen bir ekrandan “öküz” diyebilir mi? Durum gerçekten çok ciddi... Hele hele bir bayan var... Sanırsınız ki, futbol dünyasına birkaç sistem falan sunmuş... Durum gerçekten giderek çok vahim boyutlara uzanıyor... >> Hıncal Abi söylediklerini duyuyor musun? Sevgili Hıncal Uluç Ağabey, son 90 dakikada “Sergen’i oynatamayan yönetici de yönetici değildir, antrenör de antrenör değildir” buyurdular. Peki, 20 yıllık futbol hayatında, hem de iki ayrı takımda, hem de Avrupa kupalarında bile Sergen’i oynatabilen tek antrenör kimdi? Hani şu Hıncal Abi’nin TBMM’de önerge verilip sınır dışı edilmesini istediği Lucescu’ydu tabii ki. 90 Dakika, Ömer Üründül, bendeniz ve rahmetli Kenan Onuk’la dünyaya gelmişti. Ama yeni takımıyla nereye gidiyor acaba? >> Arda’nın sırrı! Sivas maçı sonrası Arda şöyle konuşuyordu mikrofonlara, “Kenarda sürekli iki kişi ile sıkıştırılıyordum... Bir ara kenardan Hakan Ağabey, Nonda’nın yanına, yani içeri girmemi söyledi... Öyle yaptım üç gol attım... Eee ne de olsa golcü o... Sözünü dinledim sadece...” Ne demişler; büyük sözü dinleyeceksin... >> Abitoğlu’nun “Elsiz” defteri! Biz de Mustafa Kamil Abitoğlu’ndan umutlanmaya başlamıştık. Ama bu genç hakemi ha bire Fenerbahçe maçlarına verirseniz sonunda olacağı belli idi... Elle atılan goller, elle kesilen toplar gırla gitti. Galiba Abitoğlu’nun futbol oyun kuralları defterinde “El” kısmı yok... >> Demirören’in öfkesi! Beşiktaş Başkanı, geçtiğimiz hafta şampiyonluklarının gasbedildiğini dile getirdi. Peki, aynı başkan, Belediyespor ve OFTAŞ maçlarının yenilgileri yerine maçları kazansalardı, şimdi neyi elde etmiş olacaklarını görebiliyor mu? Bir soru daha... Peki, şimdi federasyonun hangi üyesinin yanına oturmayacağına karar verdi? Bitti mi? Hayır! Başkan, ben küfürle gitmem diyor... Doğru söze ne denir de, o işin aslını ortaya çıkarabildi mi? Yani Bilgili sahiden küfür yüzünden mi gitti sanıyor yoksa...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT