BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kapatma davasında AB’nin tutumu

Kapatma davasında AB’nin tutumu

Türkiye Cumhuriyetini Türk Milleti ile birlikte kuran Atatürk’ün gösterdiği ve gerçekleşmesini arzu ettiği en önemli milli hedef; ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarılması hedefidir.



Türkiye Cumhuriyetini Türk Milleti ile birlikte kuran Atatürk’ün gösterdiği ve gerçekleşmesini arzu ettiği en önemli milli hedef; ülkemizin çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkarılması hedefidir. Günümüzde bu hedefi gerçekleştirmenin bir tek yolu var; o da Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasıdır. Türkiye, AB’ye tam üye olmayı başardığı gün, bu milli hedefe ulaşılmış olunacaktır. Bu hedefi gerçekleştirecek tek proje AB projesidir. Bu nedenledir ki, ülkemiz 40 yılı aşkındır AB’ye üye olmaya çalışmaktadır. AB’ye tam üyelik hedefi en önemli milli hedefimizdir. Türkiye, AB’ye tam üye olduğu gün Atatürk döneminde yapılan devrimler, cumhuriyetin kazanımları amacına ulaşmış olacaktır. Türkiye’nin AB yolculuğunu engellemek, Türkiye’yi dünyadan izole edip içine kapatmak cumhuriyetin kuruluşundan bu yana verilen emekleri heba etmektir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana yüzünü batıya ve batılı değerlere çevirmiştir. Ülkemiz açısından üniter devlet yapısının ve cumhuriyetin laik niteliğinin korunmasına özel önem ve öncelik verilmiştir. Bu amaçla çoğu kez cumhuriyetin demokratik niteliği ile hukuk devleti niteliğinin zedelenmesi, zarar görmesi göze alınmıştır. Bölünme, parçalanma, bölücülük ve irtica tehlikesi en önemli tehditler olarak algılanmıştır. Bu algılama nedeniyle geliştirilen tüm tedbir ve uygulamalar bu iki tehdidi bertaraf etmeye yönelik olmuştur. Bu tedbirler alınırken çoğu kez demokrasi ve hukuk devleti ilkesi ciddi zararlar görmüştür. Oysa bu tehditlerle demokrasiye ve hukuk devleti ilkesine zarar vermeden mücadele etme imkânı, dün de vardı, bugün de var. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin bölünmesini önleyecek ve cumhuriyetin laik niteliğini koruyacak tek yol, AB projesidir. Cumhuriyeti demokratik ve hukuk devleti niteliğine zarar vermeden, demokrasiye müdahale etmeden koruyacak tek yol, Türkiye’nin AB’ye tam üye olması ile mümkündür. AB ile tam üyelik müzakerelerine başlayarak önemli bir mesafe aldık. Müzakereler ve reform süreci devam ediyor. Bu süreç daha da hızlandırılmalıdır. Üyesi olmaya çalıştığımız kulüp demokrasi, insan hakları, işkence ve özgürlükler konusunda çok hassas. Bu değerler AB’nin olmazsa olmazları. AB, tam üyelik müzakerelerine başlamış aday bir ülkedeki tüm gelişmeleri yakından izler. Bu gelişmelerde kendi değerlerinin dışında uygulamalar görürse buna itiraz eder, karşı çıkar, müdahale eder. Bu müzakere sürecinin bir gereğidir. AK Parti’nin kapatılma davasına AB’nin tepki göstermesinden daha doğal ne olabilir? Siz bir taraftan anayasanıza 90’ıncı maddeyi koyup AİHM’nin kararlarını kendi iç hukukunuzun üzerinde sayacağınızı taahhüt ediyorsunuz, kendi yasalarınızı ve mevzuatınızı AB mevzuatıyla uyumlu hale getirmek için reformlar yapıyorsunuz, bir taraftan da Venedik kriterlerine aykırı bir dava açıyorsunuz. AB buna sessiz kalmaz. AB, AK Parti’yi değil kendi ilkelerini savunuyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94831
    % -0.62
  • 5.776
    % -0.25
  • 6.5746
    % -0.08
  • 7.3372
    % -0.24
  • 262.412
    % -1.06
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT