BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu iddianame bir çelişkiler yumağıdır...”

“Bu iddianame bir çelişkiler yumağıdır...”

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Yargıtay Başsavcısının kapatma davası için hazırladığı iddianameye verdiği cevap; şu ana kadar medyada gerektiği gibi tartışılmadı...



Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, Yargıtay Başsavcısının kapatma davası için hazırladığı iddianameye verdiği cevap; şu ana kadar medyada gerektiği gibi tartışılmadı... Bundan sonra ne kadar tartışılır bilemem ama; hukuk devletinin, düşünceyi ifade hürriyetinin, demokrasinin ve “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” diye tanımlanan siyasi partilerin, varlık nedeni ve fonksiyonlarının özüne dokunan bir iddianameye karşı yapılmış olan ve gerçekten ifade edildiği gibi “tarihe not düşen” mahiyetteki bu savunmanın; Prof. Türköne’nin (Zaman) ifadesiyle “REDDİYE”nin, özellikle hukuk eğitimi gören gençlere ders olarak okutulmasının çok yararlı olacağı kanaatindeyim!.. Haberlere göre, CHP Lideri Baykal, bahse konu savunmayı yetersiz ve gülünç bulmuş... Bu, tipik bir muhalefet refleksi ve en ucuz ve kolay cinsinden bir eleştiri teşebbüsü!.. Dikkat edin ‘teşebbüs’ diyorum. Bu kadar net. Muhtemelen Baykal savunma metnini ya hiç okumamış veya şöyle bir göz atmıştır. Aksi halde “hukukçu” sıfatıyla bir kimse, muhalif bir siyasetçi de olsa, bu kadar basit bir yaklaşım gösteremez, göstermemelidir. Zira “hukuk”, bu kadar basit bir şey değildir! Masa başında ve köşe başlarında atıp tutanlar da, manifesto niteliğindeki bu cevabı ne kadar okuma zahmetine katlanırlar, bilinmez... Ama birçoğu yasak savma kabilinden de olsa, hakkında çalakalem bir şeyler yazacaktır. İşte bu yüzden AK Parti, bu manifestonun olabildiğince kamuoyuna mal olması için çaba göstermelidir. Çünkü beri tarafta; “Dayatmacı, dışlayıcı ve ayrıştırıcı bir siyasi anlayışa karşı, demokratik ve laik bir hukuk devleti olan Cumhuriyetin değer ve niteliklerini birleştirici ortak paydalarımız olarak siyasi rekabetin üzerinde tutmaya çalışan bir partiyi, Cumhuriyetin niteliklerine aykırı bir oluşum olarak göstermeye çalışmak...” (S. 3) söz konusu!.. İddianamenin, “Türkiye’nin demokratik hayatını sarsan, milli iradenin üstünlüğünü tartışmaya açan, gerçeklikleri değil tezvirat ve yakıştırmaları öne çıkaran bir anlayışa dayandığı” ve bu dava ile “hukuk sistemimiz...”, “demokrasimiz...”, “ülkemiz ve milletimiz...” ve “devletimizin bütünlüğü”nün zarar gördüğünün ifade edildiği (S.6) belirtiliyor. AK Parti’nin cevabında; öncelikle demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, düşünceyi ifade hürriyeti gibi temel kavramlara çok özlü şekilde vurgu yapılarak; davanın “hukuki değil, siyasi olduğu”nun irdelemesi yapılıyor. (S. 8-31) Bu bölümde, 1982 Anayasasına, Anayasa Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararına atıflar yapılmış. Bu bölüm, gerçekten çok çarpıcı bir hukuk ve demokrasi manifestosu niteliğinde... “İktidar Partisinin kapatılmasının, yasama ve yürütme organlarını felç ederek çalışamaz hale getirme girişimi olduğu” kayda geçiriliyor. Prof. Erdoğan Teziç’in; “Bir iktidar partisi için kapatma mekanizmasının işlemesi düşünülemez...” görüşü de yansıtılarak; Anayasa Mahkemesi’nin (K. 1965/40) kararında da belirtilen: “Demokratik devlet, egemenliğin bir kişi, zümre veya sınıf tarafından, belli sınıflar yararına kullanılmadığı, serbest ve genel seçimin iktidara gelmede ve iktidardan ayrılmada tek yol olarak kabul edildiği ve iktidarın bütün milletin yararına kullanıldığı... bir idare biçimidir...” hatırlatmasında bulunuluyor. Demokrasilerde siyasi partilerin özgürlüğü ve sınırları, yine uluslararası hukuk metinlerinden örnekler verilerek anlatıldıktan sonra; ilerleyen bölümlerde iddianamenin ne kadar özensiz ve dikkatsiz biçimde hazırlandığı, çoğu kere ironik ifadelerle dile getiriliyor... İddianamenin, Anayasa’nın, milletvekillerinin yasama sorumsuzluğunu düzenleyen 83. maddesi; Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu ile ilgili 105 ve Meclis Başkanlarının konumuna dair 94’üncü maddeler ve “cezaların şahsiliği” ilkesini düzenleyen 38’inci maddesiyle açıkça çeliştiği geniş şekilde izah ediliyor. “Tüm zamanların en ironik davası” diye nitelendirilen iddianamede; Başsavcının Anayasa’nın 90’ıncı madde metnini orijinal ifadesiyle değil, kelimeleri tamamen değiştirerek yazdığı ve genel olarak, çelişkili ve ideolojik bir dil kullanıldığı; ciddi bir inceleme ve irdeleme zahmetine katlanmadan; yalanlanmış gazete haberlerinin bile, delil diye sunulduğu çok sayıda örnekle gösteriliyor... İddianame ile ilgili daha çok şey var ama, yer kalmadı!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT