BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İki keçi

İki keçi

Orantılı güç mü, orantısız güç mü soruları arasında yuvarlanırken bir şeyi unutuyor gibiyiz.



Orantılı güç mü, orantısız güç mü soruları arasında yuvarlanırken bir şeyi unutuyor gibiyiz. Taksim Meydanı 1 Mayıs gösterisine yasaklandı mı? Yasaklandı! O halde yasak olan bir meydana yürümenin, bir yasağı delmenin hukuk devletinde yeri var mı? Hukuk iki tarafın da, yani hem devletin, hem kamunun uyması gereken bir şey değil midir? Sendikalar kamudan sayılmıyor mu? Kanunlara uyma mecburiyetinden muaf mı onlar? Polisin gösterdiği şiddet dile dolanıyor da, kimse “Peki, siz izin verilmemiş yere neden yürümeye kalkıştınız?” diye sormuyor. Ortada bir kanun ihlâli yok mu? Elbette izin almak için çalınması gereken bütün kapılar çalınır, her makama başvurulur, fakat sonunda izin yoksa yoktur. O yasağın üzerine yürümenin, hem de -hazırlıklı olarak- elde taşlarla, sopalarla, sapanlarla, etrafı kıra döke yürümenin bir mazeretini bulamıyorum. Meselâ, önümüzdeki hafta New York Türk Günü Yürüyüşü’müz var. Bize Madison Caddesi’ni veriyorlar. “Hayır, biz Beşinci Cadde’de yürüyeceğiz, orası daha şöhretli, daha kalabalık, biz orada yürüyüp sonra da Central Parkta toplanacağız” diyebilir miyiz? Dernekler olarak kafa kafaya verip “Haydi bu sene Beşinci Cadde’ye, hodri meydan!” desek.... Ne olur? O sabah orada kaç bin kişi toplanmışsak hepimizi derdest edip götürmezler mi? Burnumuzdan fitil fitil getirmezler mi? Zaten aklı başında insanlar, sorumluluk sahibi dernekler olarak böyle bir şeyi aklımızın ucundan geçirmeyiz. Beşinci Cadde’yi istiyorsak onun mücadelesini hukukî yollardan veririz, kapıları zorlarız ama sonunda otoritenin dediği olur, nerede izin çıkmışsa orada yürürüz, orada toplanırız. Bir toplumda düzenin, güvenliğin, huzurun da yolu budur. 1 Mayısın -o özendiğimiz- Batılı ülkelerdeki gibi olaysız geçmesinin yolu da vatandaşın kanunlara uymasıdır. Ve gösterilere, cebine sapan koymadan gitmesi.. Bütün bunlardan sonra... Hükûmetin Taksim Meydanı’nı yasaklamasını da mânâsız bulduğumu söyleyeyim. Her türlü toplantıya, gösteriye, eğlenceye açık Taksim 1 Mayıs için de kullanılabilirdi. Provokasyona, tahrike, şuna buna karşı, başka meydanlar için alınan güvenlik tedbirleri orası için alınamaz mıydı? Taksim’i tabu, fikr-i sabit, korku meydanı haline getirmenin âlemi yoktu. Karşılıklı inatlaşma, restleşme ortamı doğmasına fırsat verilmemeliydi. Ve 1 Mayısı tatil olarak kabul etmek de gerginliğin azalmasına yardım edecekti. Sonuçta “ iki keçi”yi hatırladık. Hani dar bir köprüde buluşmuşlar... Ben geçeceğim. Hayır, ben geçeceğim! Geçerim, geçemezsin. Girerim, giremezsin! Yürürüm, yürüyemezsin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT