BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zirai ilaçlara dikkat!

Zirai ilaçlara dikkat!

Bugün hayatımızın her alanına giren zirai ilaçlı ve kimyevi gübreli yiyecekler (sebze, meyve) resmen hayati tehlike saçmaktadır.



Bugün hayatımızın her alanına giren zirai ilaçlı ve kimyevi gübreli yiyecekler (sebze, meyve) resmen hayati tehlike saçmaktadır. Ancak bu işin ciddiyetini aktaracak olan bilim adamları ve konunun uzmanları suskun kalıyorlar. Bu konuyu denetleyecek, kontrol edecek, takip edecek olanların ise ellerinde yeterli imkân ve denetim elemanı bulunmamaktadır. Tarladan sofraya denetim çok sıkı yapılmalı. Zirai ilaçlar ve kimyevi gübreler takip edilmeli, denetlenmeli. Özellikle, sebze ve meyve ürünlerinde kullanılan zirai ilaçlar ve kimyevi gübreler kontrol altına alınmalıdır. Yetkili ve ilgililer, sebze ve meyve yetiştiren bölgeleri, köyleri, beldeleri, yöreleri dolaşarak çiftçileri bilinçlendirmeliler. Tarım ilaçlarının yanlış kullanılması sonucu, bugün hastanelerde tedavi altına alınan binlerce insanımız olduğunu, bu yüzden hayatını kaybetmiş olanların bulunduğunu bilmekteyiz. Tarladan direkt tüketicinin sofrasına gelen şeftali, çilek, kiraz, elma, üzüm, domates, patlıcan, salatalık, marul, biber, çilek, kayısı ve narenciye gibi ürünlerde kullanılan zirai ilaçların ve kimyevi gübrelerin insan sağlığını çok ciddi şekilde tehdit ettiğini biliyoruz. Kullanılan ilaçları ve kimyasal madde içerikli gübreleri kontrol altına almak, şuursuzca kullanılan ilaç ve kimyevi maddenin önüne geçmek, insan sağlığını ciddi manada tehdit eden unsurların ortadan kalkmasını sağlamak amacıyla, gönüllü. 6 ziraat mühendisi, 4 kimya mühendisi, 3 biyoloji mühendisi kardeşimizden oluşan 13 kişilik bir çalışma timi oluşturduk. Bizler gönüllü olarak bu mücadeleyi vereceğiz, ancak yetkililerin de bir an evvel bu konuda yasal tedbir almaları, üreticileri eğitmeleri gerekir. Mustafa Göktaş Bayan din görevlilerinin güreş alanında görevlendirilmesi doğru mu? Diyanet İşleri Başkanlığına; Bu sene Kutlu Doğum Haftası’nda İzmir’de farklı etkinlikler yapıldı ki bunların başında yağlı güreş müsabakaları yer aldı. Ülkemizin değişik yörelerinden gelen pehlivanlar İzmir’lilere görsel şovda bulundular. Bazıları Kutlu Doğum Haftası ile güreşin ilişkisini kuramayıp, tenkit etse de, genelde olumlu tepkiler alındı. Ancak; İzmir’deki bazı ilçe müftüleri, güreş müsabakaları etkinliği içerisinde, kermesler düzenlediler ve bu kermeslerde bayan din görevlilerini zoraki görevlendirildiler. Yağlı güreş müsabakalarının yapıldığı bir ortamda bayanların, özellikle de din görevlisi bayanların bulundurulmaları ne kadar doğru? Biz bayan din görevlilerini mecbur tutarak orada görevlendiren müftülerimiz acaba eşlerini ve kızlarını da güreş izlemeye getirdiler mi? Bir din görevlisinin kermeste görev alıp kurumuna gelir getirmesi ne kadar hukuki? İsmi mahfuz Liman yolundaki aksamalar sağlığımızı da tehdit ediyor Ambarlı Limanı’na giden yolu genişletme çalışmaları, vatandaşı da, TIR sürücülerini de canından bezdirdi. 3 kilometrelik dümdüz bir yolun yapımı bir türlü bitmek bilmiyor. Engebe yok, viraj yok; tamamen toprak ve dümdüz bir arazi. Bu yavaşlık, bu oyalama neden? İstanbul’un sıkıcı trafiğinden dönen vatandaş, evine birkaç kilometre kala çakılıp kalıyor. Bu eziyet de bir yıldır sürüyor. Bütün yapılan, yolu iki taraftan biraz genişletmek ve birkaç köprü... Köprünün bir tarafı yapılmış, öbür tarafı olduğu gibi duruyor. Bu aksama da trafiği tamamen kilitliyor. TIR’lar, kamyonlar, otobüsler dizilip kalıyor. Toz toprak içinde bunalan vatandaş da burnundan soluyor... Sağlıkları da tehdit altında Bütün bu eziyetler de yetmezmiş gibi; 3 kilometrelik yolun iki tarafında dizili bekleyen TIR sürücülerinin ihtiyaçları da kimsenin umurunda değil. Bu insanlar ne yer, ne içer; temizliklerini nasıl yapar, tuvalet ihtiyaçlarını nasıl giderir; var mı bilen? Boşalan pet şişelerinin tuvalet ihtiyacı için de kullanıldığını, sonra da yol kenarlarına atıldığını yetkililer biliyor mu? Bu rezaletten dolayı bir salgın hastalık başlarsa, bunun vebali kimin olur? İstanbulumuza bu rezalet yakışır mı? Türkiye’nin en büyük ihracat limanı yapılıyorsa, bu limanda her gün milyar dolarlar dönüyorsa; bu limana mal taşıyan insanlara da bir tuvalet yapılamaz mı? Altaş Liman yetkilileri bu rezalete seyirci kalmamalı; mal taşıyan kamyon ve sürücülerin ihtiyaçlarını da düşünmeli, başta tuvalet olmak üzere, diğer sosyal tesisler için teşebbüse geçmeli. Diğer yetkililer de bu yolu en kısa zamanda tamamlamalı; vadedilen TIR parkı da en kısa zamanda bitirilmeli. Yakuplu sakinleri, sürücüler ve bütün İstanbul bu rezaleti hak etmiyor...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT