BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avrupa hüsran oldu

Avrupa hüsran oldu

G.Saray, bir taraftan ligde şampiyonluk mücadelesi verirken, diğer taraftan da UEFA Kupası’nda ülkemizi temsil ediyordu.



Okan Buruk anlatıyor TEZ KONUSU ŞAMPİYONLUKSA GERİSİ TEFERRUAT -3- G.Saray, bir taraftan ligde şampiyonluk mücadelesi verirken, diğer taraftan da UEFA Kupası’nda ülkemizi temsil ediyordu. UEFA’ya 2.ön eleme turundan katıldık. İlk olarak Hırvatistan’ın Slaven Koprivnica takımını, sonrasında da İsviçre’nin Sion takımını eleyerek gruplara kalmayı başardık. Gruplarda Bordeaux, Helsingborgs, Pananios ve Avusturya Wien’le aynı grupta eşleştik. Eşleşmeden sonra biz favoriydik. Ancak talihsizlikler burada da devam etti... Yinede 4 puanla gruptan çıktık. Ancak oynadığımız futbol bize yakışmadı. Burada elimizden kaçırdığımız Leverkusen’e orada ne olduğunu bizim de anlayamadığımız bir şekilde farklı bir skorla yenilerek elendik. Bu bizi olumsuz olarak etkiledi. F.BAHÇE, MAÇI YIKIM OLDU Kalli, sakatlıklar nedeniyle oldukça sıkıntılı günler geçirirken, yaptığı değişik kadro seçimleri ve oyuncuları değişik yerlerde oynatmasıyla taraftarların ve basının tepkisini çekiyordu... Aslında bu değişiklikler biraz sakatlıkların çokluğundan da kaynaklanıyordu. Ya da istediği bir oyuncuya forma vermek için değişik bölgelerde oynatmayı dahi göze alabiliyordu. Kadıköy’e namağlup gidiyorduk. Buradan alınacak 1 puan bile bize büyük bir avantaj getirecekti. Kalli, öyle bir kadro çıkardı ki, bizim bu maçta berabere kalmamız bile büyük sürpriz olurdu. Bu maçta Sabri’ye orta sahasının ortasında tek ön libero görevi verdi. Sabri, bu bölgede hiç oynamamıştı. İdmanlarda belki denese böyle olmazdı. Ama karar teknik ekibe aitti... Bu mağlubiyet sonrası toparlanmamız kolay olmadı. İlk yarı boyunca koruduğumuz liderliği, Ankara deplasmanında 12 eksikle ve teknik direktörsüz çıktığımız maçta berabere kalarak Sivasspor’a kaptırdık... KAOSTAN NASIL ÇIKTIK? Futbolda bir işler kötü gitmeye başladı mı durduramazsınız. Takımın tecrübeli futbolcuları bir araya geldik, gençlere umutlarını kaybetmemeleri yönünde telkinlerde bulunduk.... Ancak çok tesirli olamadık ki; ertesi gün Florya’da hiçbirimizin yüzü gülmüyordu.... İdman sonrası Adnan Polat durumu fark etmiş olmalı ki, bizleri topladı ve bir konuşma yaptı... “Lig şampiyonluğunu dahi kaybetseniz sizler Türkiye’nin en kaliteli futbolcularısınız. Kötü oynamadınız. Ancak bazen şans da yanınızda olacak. Siz ikinci maçta F.Bahçe’yi çok rahat yenersiniz” diyerek bize inanılmaz bir moral verdi ve kaosun oluşmasını önledi.,.. Biz de o konuşmanın ardından kendi aramızda şampiyon olacağımıza ve bunu da Adnan Polat’a hediye edeceğimize söz verdik. PARA İKİNCİ PLANDA Her kulübün olduğu gibi G.Saray’ın maddi sıkıntıları var. Ancak biz bunu hiçbir zaman problem yapmadık. G.Saray’da hiçbir futbolcunun alacağı kalmamıştır. Gecikmeler hemen hemen her takımda zaten oluyor... Ödemeyi geciktiren G.Saray olunca, basına malzeme çıkıyor. Yazıldığı gibi aylarca para alamadığımız haberleri doğru değil. Herkesin bir sözleşmesi var. Para her şey demek değildir. Kulüpten alacağı olmayan futbolcuların yaptıkları da ortada. Takım ruhu dedikleri şey bu olmalı. Yönetim, futbolcu, teknik ekip ve taraftar bütünleşti ve sonuç ortada; G.Saray şampiyon.... KALLİ’Yİ, POLAT İKNA ETTİ G.Saray’ın devre arası kampı Florya’da gerçekleşti. Bu arada sürekli Kalli’nin gelmeyeceği yazılıp çiziliyordu... Yönetimden ise yalanlama gelmeyince, bizler sohbet anında Adnan Polat ve Adnan Sezgin’e ‘Abi durum nedir Kalli gelmiyor mu?’ diye sorduk... Bize, Kalli’nin takımın başında olacağı, yazılanlara kulak asmamamız söylendi. Daha sonra öğrendik ki Polat, Kalli ile konuşarak, “Sezon başında bütün tepkilere rağmen biz seni takımın başına getirdik. Senin için ‘ilk yarıyı zor tamamlar’ diyorlardı. Sen onları haklı çıkaracaksan ve bizi yarı yolda bırakacaksan hiç gelme” dedikten üç gün sonra Feldkamp İstanbul’a gelip takımın başındaki yerini aldı... İSAKSSON, PAHALI GELDİ 5 yıl başarıyla kelemizi koruyan Mondragon’u, yüksek maliyet nedeniyle gözden çıkaran yönetim, alt yapımızdan yetişen K.Erciyes’ten Orkun’u, transfer etti... Diğer kalecimiz de Mondragon’un uzun süredir yedeği olan Aykut’tu... İki kalecimiz de yetenekli olmasına rağmen yönetim kaleyi tecrübeli bir isme bırakmak istiyordu. O dönemde birkaç isim gündeme geldi... İsaksson için ciddi görüşmeler yapıldığını ilk ağızlardan duyduk ama futbolcu-yönetici ilişkileri farklıdır... Bizim bildiğimiz ve duyduğumuz İsaksson’un çok pahalıya patlayacağı oldu. YERLİLERİN ZAFERİ İkinci yarıya biraz da Kalli’nin, seçimlerinden dolayı birçok maçta yabancılarından yoksun oynadık... Nonda, Lincoln ve Linderoth’un sakatlıkları, Song’un ve yeni transfer Barusso’nun Afrika Kupası’nda olması, Bouzid’le Carrusca’nın da takıma girecek yeterlilikte görülmeyince F.Bahçe ile Türkiye Kupası çeyrek final ilk maçı dahil birçok maçı tamamı yerli oyunculardan oluşan bir kadro ile oynadık... Hatta şampiyonluk turunu atacağımız OFTAŞ maçında bile yerli futbolcularla sahaya çıktık... Yabancı futbolcularımızın kalitesi belli... Onları tartışmıyoruz ancak talihsizlikler sonucu bazılarından yararlanamadığımız da ortada. Lincoln, gibi yıldızlar her takımda kendine yer bulur... KONYA ERTELENMELİYDİ B.Leverkusen maçı öncesi Konya deplasmanına çıktık. Kar tipi fırtına her ne ararsan var... Hava şartları daha önceden biliniyordu. Maç ertelenmedi, bir gün sonra oynatıldı. Maçı kazandık ama kaybımız büyük oldu... O maçta o güne kadar sağ bekte görevini en iyi şekilde yapan Uğur Uçar, sakatlanarak sezonu kapattı... Gelenek haline gelmemeli... Ancak elverişsiz hava şarlarında futbolcuların da sağlığını hesap ederek erteleme yapılmalı. Biz UEFA Kupası’nı kazandığımız sezon maçlarımızda bile erteleme istememiştik. Çarşamba-pazar maç oynadık. Ertelemeye karşı olan bir futbolcuyum... Ama o durum istisnaydı... YARIN: >> Beşiktaş’a yenilik liderliği kaybettik!.. >> Kalli’nin sürpriz istifası!.. >> Şampiyonluk yarışındaki F.Bahçe ve Sivas’ı nasıl yendik?.. >> Sezona bedel hocasız 6 maçta neler yaşandı?..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT