BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Metin ve Hakan!..

Metin ve Hakan!..

Metin Oktay “zamanında ve kıvamında bırak” palavraları ve manşetleriyle “futbolu erken bırakmasa” ya da “bıraktıktan sonra düştüğü büyük boşluğu görünce yeniden futbola dönüş kararı alacağı sırada” benzer “olumsuz baskılarla ve manşetlerle” dönüşü engellenmese, “belki de Türkiye’de bütün sporseverleri yasa boğan o acı ve talihsiz son” ile noktalamayacaktı, hayatını!..



Metin Oktay “zamanında ve kıvamında bırak” palavraları ve manşetleriyle “futbolu erken bırakmasa” ya da “bıraktıktan sonra düştüğü büyük boşluğu görünce yeniden futbola dönüş kararı alacağı sırada” benzer “olumsuz baskılarla ve manşetlerle” dönüşü engellenmese, “belki de Türkiye’de bütün sporseverleri yasa boğan o acı ve talihsiz son” ile noktalamayacaktı, hayatını!.. Metin Oktay, futbola devam etse, onun için “her şey belki de bambaşka olacaktı”; ama “onun vereceği” karara herkes, ama herkes karıştı; o günleri “Kral Palyaço olamaz” manşetini atan Tercüman Gazetesi’nin spor servisinin bir elemanı olarak yaşadığım için iyi biliyorum; Metin Oktay’ın kararı değildi “Futbola dönüyorum” kararından vazgeçiş; “onun dışındaki bir çok kişinin kararı idi” ve o “vazgeçiş kararı”, Metin Oktay’ın bütün hayatını değiştirdi!.. Şu veya bu sebepten, ama daha çok da “rakip takımları tutanların, ona olan korkusundan”, Metin Oktay’a “Bırak” daha sonra da “Dönme” baskısı adeta “manevi bir zulüm bombardımanı gibi” yapıldı ve “o duygusal insan” bu baskılara dayanamayarak, “kendi kararını” yaralı yüreğine gömdü!.. Ona “futbolu bırak” diyenler, futbol yerine “hayatındaki boşluğu dolduracak” bir meşgaleyi de, “sırf adından ve şöhretinden yararlanmak için” ona verdiler; imzası altında “spor servislerinin genç ve eli kalem tutan spor yazarlarının yazdıkları yazıları” sayfalara koydular!.. Tıpkı, “çoğunlukla benzerleri bugün de yapılan” gibi!.. Koydular ama, bir farkla; yazılarını, “futbolculukta da, şöhrette de onun eline su dökemeyecek” bazı eski futbolcuların yazdıklarının altına koyarak; “Bak imzanı seni kollamak için lütfedip koyuyoruz” mesajı taşıyan bu “manevi” aşağılamayı hiç hazmedemedi; “hazmedemediğini” çok iyi biliyorum; zira onunla “İzmir’de uzun yıllara varan” dost dertleşmelerinde, paylaştığımız o kadar çok şey oldu ki!.. “Yanlış yaptım, kimseyi dinlemeyecektim” pişmanlığını onun ağzından çok duydum!.. “Genç yaşta” çok sevdiği futboldan ve şöhretinden kopuş, onu “ortada bırakmış” ve düştüğü boşlukta “alkol ile tanışmanın ve yaşamanın uyuşturucu etkisi ile” acı sonunu hazırlamaya başlamıştı; çok yazık oldu!.. Şimdi bakıyorum; “yıllardır aynı şeyler” Hakan Şükür’e de yapılmaya çalışıyor!.. Hakan Şükür de “yıllardır aslanlar gibi direniyor!..” Bırakacak mı, Galatasaray da kalacak mı, yoksa “başka bir ülkede ve takımda” devam edecek mi?.. Kendisinin de, kulübünün de “kararları ne olursa olsun”; yani, birliktelik de, ayrılış da, bırakış da “hem Galatasaray’a, hem de Hakan Şükür’e lâyık bir şekilde” olmalı !.. Bülent Korkmaz’a, Hagi’ye, Arif’e, Hakan Ünsal’a, Ergün Penbe’ye; kısacası “onca şampiyonluğa, UEFA ve Süper kupalara imza atmış” futbolculara yapılan ve “Galatasaray’a hiç yakışmayan” vefasızlık örnekleri, Hakan Şükür ile devam etmemeli!.. Ve herhalde Fatih Terim’in yaptığı haksızlığa, adaletsizliğe ve vefasızlığa hiç ama hiç benzememeli!.. Adnan Polat’ın da, Hakan Şükür’ün de omuzlarına yüklenen “bu ağır yük” bakalım nasıl taşınacak; bekleyip göreceğiz!.. Fark nerede?.. Cevat Güler ile beraber 4 yıl çalışmış olan Abdullah Gegiç “Hoca’nın özelliklerini” yazıyor: “1-Bilimsel futbol çalıştırıcısı, 2-Örnek bir çalışma pedagogu (sosyal hayata, kişiliğe ve micro kolektife büyük önem verirdi), 3-Antrenör-araştırmacı (teşhis ve tahmin), 4- Oyuncuları ve takımı hazırlamak (kuvvet, hız, dayanıklılık anlamında), 5- Sakat oyuncuların çabuk iyileşmesini sağlamak (fizik-mental olarak) onun ustalığıdır.” “Feldkamp kalsa” Galatasaray “neden şampiyon olamazdı” görüşümün şifresi “ikinci maddede” yazıyor; “Örnek çalışma pedagogu (Sosyal hayata, kişiliğe ve micro kolektife büyük önem verirdi)” İşte “Feldkamp’ta olmayan” ve takımı darmadağın eden eksik buydu; Galatasaray’ı “6 haftada şampiyon yapan birliktelik ve ruh” bu maddede yazılı özellik yüzünden takıma geri dönmüştü!.. Teşekkür!.. Kayserispor menajeri sevgili Süleyman Hurma devamlı tekrarlıyor; “Her kulüp Gökhan Ünal’ı alabilir ama Galatasaray alamaz!..” Ben, Hurma’nın “bu kadar derin Galatasaraylı olduğunu” bilmezdim!.. Öyle ya; “Galatasaray’a hiçbir şey eklemeyecek olan bir oyuncu için, borç içindeki kulübe yeniden milyonlarca dolar yük getirmenin yolunu tamamen kapatıyor”; Galatasaraylılar oturup kalkıp, Hurma’ya teşekkür etmeli!.. Sezgin’i övenler!.. Adnan Sezgin diyor ki: “Şampiyonluğun tadını yeni yeni çıkarmaya başladım. Çünkü kellemi koymuştum bu işe. Çok şükür ki olduk. Artık asanları kesenleri unuttum. Şimdi methiyeler düzülüyor bana ve teknik ekibe.” Spor adamının ifade şekline bakın siz; “Kellemi koymuştum” ne demek?.. Çok kişi söylüyordu inanmıyordum; hakikaten “Galatasaray’a yakışmadığını” ispatlamak mı istiyorsun?.. “Galatasaray’ın bir genel müdürü” böyle mi konuşur?.. Üstelik ne demek “Şimdi methiyeler düzülüyor” lâfı!.. Seni metheden bir kişi var; “Adnan Polat!..” Belki de spor medyasında da “arkadaşın olan” birkaç kişi daha; ben her sabah spor basınını nerede ise santim santim okurum; öyle “methiyeler düzülüyor” denecek yazılara rastlamadım; kuzum, “bir say bakalım” kimlermiş bunlar?.. Bitmedi; “adı, hem de Galatasaray’a karşı bir teşvik primi olayına karışmış” ve “bu da devletin arşivlerine raporlarla girmiş” bir insana “ağzı ile kuş tutsa” methiyeler düzmeyecek bir kişi olarak söylemek isterim ki; Galatasaray’dan gitsen, “Oh ne iyi oldu” diyecek on binler var!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT