BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbakana çağrı: “Öteki” çocukların hakkını koruyalım

Başbakana çağrı: “Öteki” çocukların hakkını koruyalım

Son günlerin tartışma konusu olan çocukların sigortalılık tescili ile ilgili tartışmalar biliyorum ki siz okuyucularımızın canını iyice sıktı.



Son günlerin tartışma konusu olan çocukların sigortalılık tescili ile ilgili tartışmalar biliyorum ki siz okuyucularımızın canını iyice sıktı. Tartışmalar bu çocukların sigorta tescil işleminin denetlenip denetlenmeyeceği noktasında düğümlendi. Binlerce çocuğun tescil işleminin denetlenmesi teknik olarak mümkün görünmüyor. Sosyal güvenlik kurumu denetim elemanları bütün işlerini bırakıp sadece bunları denetlemeye kalksa en az iki yıl süreceği belirtiliyor. Gelinen bu noktadan sonra neler yapılması gerektiğini geçen haftaki yazımızda önermiştik. Bu önerimiz vatandaşlar arasında büyük destek gördü. Peki neydi bu çözüm önerimiz? Bir şekilde uyanıklık yapan vatandaşlarımız 30 Nisan’dan önce çocuklarını sigortalayarak, kanunun getirmiş olduğu 65 yaş uygulamasından ve aylık bağlama oranının düşüşünden çocuklarının etkilenmelerini önlemiş oldular. Bunların denetlenmesine hem ciddi itirazlar var hem de mümkün görünmüyor. Yapılması gereken kanunda değişiklik yapılarak bu kanunun yayımlandığı tarihten önce doğan bütün çocukların yeni kanundan etkilenmelerini önlemektir. Böylece, yasalara saygılı olan, çalışmadığı halde çocuğunu sigortalı yapma şark kurnazlığını göstermeyen vatandaşlarımızı kucaklamış olacağız. TBMM’nin çıkarmış olduğu kanunlara saygı gösteren ve makul davranan vatandaşlarımızın Başbakanımızdan istekleri bu haksızlığın giderilmesidir. Son olarak; uyanıklar zaten yapacağını yaptı, önemli olan eşitler arasında haksızlığa uğrayan “öteki” çocukların hakkını korumaktır. Bu görev de en başta sayın Başbakanımıza düşüyor. Bilgilendirme değil magazin şov Yazımızın bu bölümünü Sosyal Güvenlik Kurumu Teftiş Kurulu Müfettişlerinden bir arkadaşımızın tespitlerine ayırdık. Birçok gazeteye gönderilen bu yazının yayımlanmamasından şikâyetçi olan kurum müfettişinin yazısının ilk bölümünde isimler yer aldığı için cevap hakkının doğmaması için yayımlamıyorum. Amacımız kişiler değil ilkelerin tartışılmasına imkan tanımaktır. İşte müfettiş gözüyle çocukların sigortalılığı ve sosyal güvenlik kurumunun geldiği nokta. Değerlendirmeyi sizlerin takdirine bırakıyorum. “Sayın Şerif Akcan; Sosyal Güvenlik Kurumunu, sahte sigortalılık vakaları için denetim yapacağını duyurduğu için suçlamak, içinde bulunduğunuz kuruma haksızlıktır. Herkes gibi siz de biliyorsunuz ki ülkemiz şartlarında bırakın çocuk yaşta çalışma olgusunu, 18 yaşını doldurup da bilinçli olarak sosyal güvenlik kapsamı dışında tutulan milyonlarca işçi mevcut. Biz asıl bu insanları nasıl kayıt altına alırız diye kafa yoracağımıza daha kundaktan bile çıkmamış bebelerin sözümona geleceğini kurtarma telaşındayız. İşin ironik tarafı ise herkesin bildiği bu gerçekten fiili olmayan kayıt altına alma “sigortalama” dürtüsünün şehirli, parası bol ve ahbap-çavuş ilişkileri geniş kesimlerce yapılmak istenmesidir. Köydeki gariban vatandaş ne yapsın buzağısını mı satıp çocuğunu sigortalasın? İşin özü şu aslında gerçekten fiili bir çalışma varsa bunu kimse yok sayamaz. Sanayide bile yasak olmasına rağmen çocuk çalışabilir ama işvereni bunun mali ve cezai yükümlülüklerine katlanmak durumundadır. Çocuğun sosyal güvencesi ise bu sanayi iş yerinde eylemli bir çalışması varsa iptal e-di-le-mez. Kurum, yapması gerekeni yapıyor ve hizmet verdiği kesimlerin yasalar karşısında iyi niyet kurallarına uygun davranmalarını, yükümlülüklerini ve yasalara aykırı davranışların sonuçlarını hatırlatıyor. Kurumun AB standartlarında bir hizmet vermesi hepimizin görevi. Sadece yönetenlerin değil. Bu Kurum çalışanlardan aldığı primlerle ayakta durmaya çalışıyor. O zaman çuvaldız/iğne denklemini unutmayalım. Bakınız, SGK’nın 2007 yılı açığı 25 milyar YTL. Bugün emekli olup da piyasada halen neredeyse 2 milyon 165 bin kişi(emeklilerin % 30’una denk düşüyor) şu anda kayıt dışı çalışıyor. Erken emekli olduğu için çalışıyor. Bu kişiler çalışıyor, prim ödenmiyor, vergi ödenmiyor, asgari ücret standardı yok. Kurum bu kişilere de emekli maaşı ödüyor. Ortalama 600 YTL’den emekli maaşının ödendiğini ve bu kişiler kayıtlı çalışsalardı 200 YTL asgari prim ödediklerini düşünün, kişi başına 800 YTL Kurumun zararı var. Bunu 2 milyon 165 bin ile çarpıp aylık ve yıllığa çevirdiğinizde 21 milyar YTL eder. 25 milyar YTL’lik açığın 21 milyar YTL’si şu an kayıt dışı çalışan emeklilerle ilgili. Bunu bizzat Kurum Başkanı ifade etti. Bu kimin sorunu değil, bu herkesin sorunu. İşverenler ve Kurumdan emekli maaşı alanlar bir kez daha düşünsün, yasaları zorlayarak çocukları kayıt altına almak mı yoksa sistemdeki çarpıklığı düzeltmek mi geleceğimiz açısından daha güvenli. Yaş meselesi de tam da bu yüzden emekli olma şartının olmazsa olmazı yapılmadı mı? Keşke bütün bu yasal çalışmalara lüzum kalmadan 1991 yılında bir babayiğit çıksaydı da ‘Baba Süleyman’ın erken emeklilik kıyağına dur diyebilseydi! Kimse kısa günün kârıyla (veya hesabıyla mı demeliyiz) o tarihte buna karşı çıkmadı. Sonra ne oldu? 38-40 yaşında en verimli dönemlerinde çalışanlar şapır şapır emekli olmaya başladılar. Emekli oldular da evlerinde mi oturdular? Hayır. Kayıtdışı olarak çalışmaya devam ediyorlar. Şimdi Kurum, şapkadan tavşan çıkaran Süleymanların açtığı kara delikleri yamamaya çalışıyor ama bir kez yakayı ele vermişiz sepetin altı delik. Bu deliği yamamak için 1999 yılında ilk defa sigortalı olacaklar için 58-60 yaş alt sınırı; 2002 yılında ise bugün halen uygulanan kademeli emeklilik sistemi uygulamaya konuldu. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası ile de uzun vadeli olarak kurum aktüeryal dengeleri kurmaya çalışacak. Sonra çıkıp da bu delikler kara değil ak masalını millete yedirmeye kalkışmayın. Şapka düştü kel göründü. Neyse ki çok konuşulan 5510 sayılı yasada değişiklikler öngören “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Cumhurbaşkanınca onaylandı ve 08/05/2008 tarih 26870 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı. Yasa tam anlamı ile 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girecek. Anayasa Mahkemesine gidilecek o kesin. Sonrası ne olur onu bilemiyoruz.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT