BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Delilerin Kuyuları

Delilerin Kuyuları

Üç günden beri devam eden Dünya Ekonomik Forumu’nda üç kritik devletin liderlerinin sözleri gündeme damgasını vurdu, diyebiliriz....



> Sharm El Sheikh/MISIR Üç günden beri devam eden Dünya Ekonomik Forumu’nda üç kritik devletin liderlerinin sözleri gündeme damgasını vurdu, diyebiliriz.... Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek; uluslararası ekonomik krizin, ülkeleri direkt etkilediğini belirterek, küresel ısınma, su, gıda ve enerji alanlarındaki olumsuzlukların açabileceği sonuçlara değindi.... Ürdün Kralı Abdullah ise, 2008 yılının Filistin yılı olmasını temenni ettikten sonra bu “kısır döngünün” sona ermesini istedi. ABD Başkanı George Bush ise, Arap liderlere demokrasiyi anlattı ve Türkiye’yi “model” gösterdi. İsrail-Filistin anlaşmasının ise bu yılın sonuna kadar yapılmasını kesinlikle sağlayacağını belirtti. Anlaşma konusundaki ısrarın gerekçesi olarak da “Filistin halkını acı çekerken görmekten çok üzülmesi”ni gösterdi. Bush, görev süresi sona ermeden önce bölgede “Bağımsız Filistin” devletinin kurulacağına inancını da tekrarladı. Liderleri dinlerken, 2004 yılında ABD eski Dışişleri Bakanı Madeline Albright’ın Arap liderlerinden birine söylediği sözleri hatırladım. Arap liderlerinden biri, “Maalesef Osmanlılardan bize miras kalan bürokratik problemi üzerimizden atamıyoruz” deyince Albright; “Osmanlı bu topraklardan gideli 80 yıl oldu. Ayrıca, Osmanlı’dan size çok güzel şeyler de miras kaldı. Önce 80 yıldan beri sizleri kimlerin yönlendirdiğini düşünün” deyince Arap liderler bu acı gerçekle bir daha yüz yüze geldi. David Fromkin, “Bütün Barışları Yok Eden Barış” adlı eserinde bu tarihî bilgi notunu ekledikten sonra kendi düşüncesini de şöyle özetliyor; “Orta Doğu, İngilizler üzerinden hariciyeleri parçaladı. Osmanlı cesedi üzerinden siyaset yaparak öyle bir barış kurdular ki; bir daha bu Orta Doğu coğrafyasında barış, asla olmayacak gibi!” Hani, bir deli kuyuya taş atarmış da, kırk akıllı çıkartamazmış ya, Orta Doğu barışı da böyle! Orta Doğu’nun altın yumurtlayan petrol kuyularına deli gibi gözüken sinsi bir akıllı öyle bir taş atmış ki, kimse çıkartamıyor... Belki de; çıkartılmak istenmiyor! Ama sonuçta Osmanlı’nın Orta Doğu coğrafyasından gidişinin veya daha doğrusu gönderilişinin ardından delilerin kuyuları da taşla dolduruldu. Yoksulluk, krallıklar, zulümler, kıtlıklar, savaşlar, terör, iç çatışmalar ve diktatörlerin cirit attığı huzurdan yoksun diyarlara dönüşmesiyle kimse hâlâ neyin bedelini ödediğini bulamıyor! Delilerin kuyularına her geçen gün bir damla kan daha damlıyor... Birileri de bu kuyulardan çıkarttıkları petrolden ve damlattıkları kandan para kazanmaya devam ediyor. Savaşın mağdurlarına da sonu gelmeyen barış türküleri mırıldanıyor.
Reklamı Geç
KAPAT